.
NAZIM HİKMET PDF Yazdır E-posta

Bu makale 200 defa okunmuştur.

Yazar Abdurrahim Sercan   
Pazartesi, 03 Haziran 2019 07:50

NAZIM HİKMET'İN SONSUZLUĞA UĞURLANMASININ 56. YILINDA

O’NU SAYGI SEVGİ VE ÖZLEMLE ANACAĞIZ

SONSUZA KADAR YAŞATACAĞIZ

 

        Bazılarımız 1960’lı yılların hemen başında, bazılarımız 1964’lerden sonra, bazılarımız da daha, daha sonraları tanıdı Nazım Hikmet’i.

       

       Bizler i960’lı yılların başında tanıdık Nazım Hikmet’i. Ankara'da TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) kurulmadan önce şimdiki Mülkiyeliler Lokali’nin yeri; Türkiye Öğretmenler Federasyonu idi. Burada Öğretmenler bir araya gelir sohbetler edilir, şiirler okunur, güncel konular tartışılırdı.

Bu arada Nazım Hikmet’in şiirlerinin okunması da sabırsızlıkla beklenirdi.

      

      

Bu yüzden belki yüzlerce öğretmen sırf Nazım Hikmet’in şiirlerini okuduğu veya yanında bulundurduğu için soruşturmalar geçirmiştir. 

       Yani Devrimci Öğretmen ve TÖS üyesi olup ta;  Nazım Hikmet şiirlerinden ötürü soruşturma geçirmeyen öğretmen yok gibidir.

       Daha Sonraları 8 Temmuz 1965 te özgürlükçü bir ortam içinde kurulan TÖS yayınlarında Nazım Hikmet’e yer veriyor, anma toplantıları yapılıyor, şiirler okunuyor sazlar çalınıyor türküler söyleniyor halk oyunları sahneleniyor.

      

         Nazım Hikmet’in bilinmeyen yönleri araştırılıyor ve TÖS tarafından çıkartılan yayınlarda bunlar yazılıyor çiziliyor.

    

       TÖS kapatılıyor TÖS’lü öğretmenler cezaevlerine atılıyor ama susmuyoruz yine de  volta atarken Nazım’ı hatırlıyoruz O’nun şiirleri güç veriyor bize.

 

“ o duvar,/ o duvarlar,/ sizin duvarlarınız vız gelir bize vız”

diye meydan okuyor,   

Bazen ölüme gülerek koşuyorduk,

“Delikanlım iyi bak yıldızlara,

onları belki bir daha göremezsin…

/Delikanlım sen ki ya bir köşe başında

kan sızarak kaşından gebereceksin.

ya da bir darağacında can vereceksin.

iyi bak yıldızlara onları göremezsin bir daha.”

 

          TÖS kapatılıyor ama bu sefer TÖB-DER’i kuruyoruz. Yine  aynı heyecan sürüyor. Anlayacağınız 60 yıla yakındır Nazım Hikmet’i yılda bir defa değil, her zaman her yerde hep sevgi ve saygı ile anıp geliyoruz.

 

         Peki kim Nazım Hikmet;

         Hep anmalarda Nazım Hikmet’in şiirleri okunur dörde katlanmış A4 kağıtları ceplerden çıkartılarak.

         Bazıları da  aşklarından söz eder Nazım Hikmet’in.  Moskova’ya gidip mezarını ziyaret edenlerde Moskova’dan söz ederler  ve bir yıl sonra buluşmak üzere diyerek herkes işine evine.

 

          Yani Nazım Hikmet bazılarına göre bir aşk şairi, Bize göre ise Nazım Hikmet Kurtuluş Savaşını ateşleyen, tüm toplumsal haksızlıklara, yobazlığa başkaldıran, başta işçi sınıfı olmak üzere ezilen halklar safında savaşan KUVVACI bir şair, öğretmen ve DÜNYA BARIŞ ELÇİSİDİR..

 

         Nazım Hikmet Şimdi birlikte ile bir yolculuğu çıkalım:

 

         Nazım Hikmet 1921 de daha Kurtuluş Savaşımızın başında, 1 Ocak 1921'de Mustafa Kemal'e silah ve cephane kaçıran gizli bir örgütün yardımıyla dört şair, Faruk Nafiz, Yusuf Ziya, Nazım Hikmet, Vala Nurettin, Sirkeci'den kalkan Yeni Dünya vapuruna gizlice bindiler. İnebolu'ya varınca, Ankara'ya geçebilmek için beş altı gün, izin ve yol parası beklemeleri gerekti. Ama Ankara'dan yalnız Nazım Hikmet ile Vala Nurettin'e izin çıkar.

 

       Nazım Hikmet ve Vala Nurettin’e ilk görev olarak Milli Mücadele için şiir yazmaları istenir. Üç Sayfalık bir şiir yazarlar. Şiirleri çok beğenilir ve büyük yankılar uyandırır Anadolu’da.

 

         MUSTAFA KEMAL’LE Karşılaşmaları:

 

       Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanımın akrabası olan İsmail Fazıl Paşa, Nazım Hikmet ile arkadaşını Meclise çağırarak Mustafa Kemal’e takdim eder. Mustafa Kemal iki şaire;

 

    “Bazı gençler Modern olsun diye mevzusuz şiirler yazma yoluna sapıyorlar. Size tavsiye ederim, gayeli şiirler yazınız” der.

      

         Nazım Hikmet ve Vala Nurettin yazarlar o gayeli şiirleri.

      

       Yazdıkları şiirler 4 sayfa olarak 10.000 adet bastırılıp dağıtılır. Ve Kurtuluş Savaşı’nı ateşleyen bu şiirler elden ele dolaşarak bir alev topu gibi sarar Anadolu’yu.  

 

“Gel ey imanlı gençlik, gel ey beklenen gençlik 

Gel ki Anadolu’da senin bükülmez, çelik 

imanına, azmine ümit bağlayanlar var.

 …..

 O satılmış vezire, o satılmış hünkâra 

O satılmış kullara siz de mi katıldınız? 

Siz de mi satıldınız, siz de mi satıldınız?”

 

       Nazım HİKMET: haksızlığa ve yobazlığa baş kaldırıyor.

 

       Nazım Hikmet ve arkadaşı daha sonra Maarif Vekaleti emrine verilir ve  Bolu’ya öğretmen olarak atanırlar. Para olmadığından çok az bir yollukla dört günde Bolu’ya ulaşırlar. Nazım Hikmet ve arkadaşı Vala Nurettin’in  başlarında kalpak ve Nazım Hikmet’in favorileri uzun. Bolu halkı bu genç öğretmenlerden hoşlanmaz. Okul müdürü bu konuyu Nazım Hikmet'e açtığında Nazım Hikmet: “-Benim favorilerim ve kalpağım beni ilgilendirir” der.

      

       Ama bu iki genç namaz da kılmaz oruç ta tutmaz. O zamanlar ezan okunduğunda acayip giyimli fesli şalvarlı kişiler ellerinde sopalarla dükkanların kapılarına vurarak halkı  zorla camiye gitmeye zorlarlar. Nazım Hikmet bu toplumsal haksızlığa da başkaldırır.

 

        2002 yılından bu yana türbancılardan sonra  tebliğciler türedi İstanbul'un Ankara’nın, İzmir’in ve birçok ilimizin caddelerinde, parklarında hatta toplu taşım araçlarında acayip kılıklı herkesi din ve imana davet eden ve kendilerine 'Tebliğciler', denilen bu güruh kanser uru gibi yayılmaktadır.

 

         Anadolu da zaten varlardı 1950’li yıllardan beri. 

        

         Her gün basında, gericilerin saldırısına uğrayan gençler, kadınlar…

       Suçları mı? El ele gezmeleri, parklarda yan yana oturmaları. Bu da yetmedi. AKP yöneticileri çok yükseklerden ‘tek millet tek din’ fetvası veriyor. Ve ekliyor ‘tek dil demiyorum tek din’ diyorum.

      

       Ve dindar – kindar gençlik yetiştirmek için eğitimi Arap saçına çeviriyorlar herkes iyi anlasın diye de okullara Arapça dersleri koyuyorlar!.) 

        

       1921 de Nazım Hikmet, 1968 Deniz’ler vardı bu tür baskılara başkaldıran.                       

       Yıl 2019 yapılmak istenilen; dini siyasete alet ederek değilsiyaseti dine alet ederek, toplumu dini temeller üzerine inşa etmektir…

         Yani kısaca devleti İslami kurallarla şekillendirip yöneteceğiz denmektedir.

 

          Bolu da Nazım Hikmet’e ve arkadaşına karşı girişilen düşmanca tutum karşısında onları koruyan ağır ceza reis vekili Ziya Hilmi Bey vardır.

 

         Ziya Hilmi Bey Fransızca bilen aydın ve bilgili bir insan. Nazımlarla birlikte olduğunda  Fransız Devrimini anlatıyor, Lenin’den, Kautsky den söz ediyor. Sovyetler Birliği'ni görmek istediğini söylüyor.

 

         Nazım Hikmet ve Vala Nurettin, Ziya Hilmi Bey’den de esinlenerek 1921 Ağustos ayının sonunda Bolu’dan ayrılıp; Önce Batum’a sonra Moskova’ya geçerler.

 

         Kısacası Nâzım Hikmet yıllar boyunca haksızlığa uğramış, yüreği vatan sevgisiyle dolu olmasına karşın zorunlu olarak, Sabahattin Ali’nin sonuna uğramamak için bu memleketinden kaçmak zorunda bırakılmıştır. 

        

         Nazım Hikmet bu gün bile Devrimci Öğretmenliğine devam ediyor. Bu gün bile şiirleriyle, yazılarıyla emperyalizme, gericiliğe, ırkçılığa, yobazlığa   karşı savaşını sürdürüyor.  

         Nâzım Hikmet memleketini seviyor.

         Biz Nazım HİKMET’İ seviyoruz.

          3 Haziran 2019

 

         Abdurrahim Sercan

               Öğretmen

 


Pazar, 09 Haziran 2019 07:15 tarihinde güncellendi
 
 
mod_vvisit_counterBugün1058
mod_vvisit_counterDün1261
mod_vvisit_counterBu hafta6648
mod_vvisit_counterBu ay27597
mod_vvisit_counterTüm2382956