.
BİZ KAZANACAĞIZ PDF Yazdır E-posta

Bu makale 269 defa okunmuştur.

Yazar Abdurrahim Sercan   
Cuma, 10 Şubat 2017 17:45

“Bir millette şerefin, saygınlığın, namusun ve insanlığın var olabilmesi, mutlaka o milletin hürriyetine ve bağımsızlığına sahip olması ile mümkündür.”           Prof.Dr. Muammer AKSOY

Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında ve sonrasında hep aynı odaklarca devamlı olarak Mustafa Kemal Atatürk’e çok ağır saldırılar yapılmıştır. Hala da yapılmaktadır. 2002 AKP İktidarları döneminde bu saldırıların dozu gittikçe artarak; ATATÜRK’E O’NUN DEVRİMLERİNE karşı alçakça ve ahlaksızca saldırılar aynı odaktan yapılmaktadır.

AKP Milletvekillerinin ‘prangaları kaldırıyoruz’, ‘yeni paragraf açıyoruz,  ‘ Makas değiştiriyoruz’ gibi abuk sabuk söylemleri…

Milli Eğitimdeki gericileştirme çabaları...

 

"Bilecik Milli Eğitim İl Müdürü Fazilet Durmuş ile Bozüyük İlçe Milli Eğitim Müdürü Halis Çelik, okul müdürleriyle haberleşmek için kurdukları WhatsApp grubunda 'evet' için kampanya başlatmış. ‘Son Savaş’ başlıklı bir yazı ile.

Neyin savaşı bu. Unutulmasın ki Karanlıkla Aydınlığın savaşında hep aydınlık kazanmıştır.

 

Daha kurtuluş savaşının başlarında; Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i ilhak cemiyetlerine karşı, emperyalist devletler yanlarına padişahı da alarak diğer işbirlikçilerle birlikte Sevr’i dayatmak için; İngiliz muhipleri Cemiyeti, Wilson Prensipler Cemiyeti, Kürdistan Teali Cemiyeti, Teali-i  İslam Cemiyeti  v.b gibi kuruluşlarla Mustafa Kemal’e savaş açarak O’nu ve arkadaşlarını ölüm cezasına mahkum ettirmişlerdir.

Mustafa Kemal’e, O’nun devrimlerine ve 23 Nisan 1920’de açılan TBMM’ye en ağır saldırı ne acıdır ki; AKP – MHP Milletvekillerinin oyları ile 21 Ocak 2017 tarihinde yapılmıştır. Hem de Suriye El-Bab da 5 Şehit haberlerinin geldiği saatlerde  339 oyla referanduma gidilmesi kabul edilmişti. Açıkçası CUMHURİYETİ oylatacaklar.

Unutulmasın ki; Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda Türkiye çok sayıda gericilik olaylarına sahne olmuştur.  Kurtuluş Savaşı, vatan hainlerinin oluşturduğu bir ihanet çemberinin ortasında verilmiş bir savaştır ve BÜYÜKLÜĞÜ DE BURADADIR.

1919 yılı sonları ile 1920 yılı içinde Ankara kapılarına dayanan; Biga-Gönen-Kırmastı-Bandırma'da Anzavur;

İzmit-Adapazarı-Düzce-Bolu-Gerede-Mudurnu-Beypazarı-Nallıhan bölgelerinde Düzce ve Bolu ayaklanmaları ile Halife Ordusunun girişimleri;

Konya-Karaman-Akşehir-Beyşehir bölgelerinde Bozkır, Konya, Delibaş İsyanları;

Yozgat Boğazlayan-Zile-Yenihan bölgelerinde Çapanoğlu ve Aynacıoğlu isyanları ve bunun gibi ulusal hareket ve hükümete karşı irili ufaklı 60 isyan bütün yurdu kaplamıştır.

Bu isyanlar milli mücadelenin önünü kesmek için başlatılmış ve düşmanın Ankara kapılarına kadar gelmesine neden olmuştur.

Ankara Hükümeti'ni tanımayı küfür sayan Halife fetvalarına dayanan ayaklanmalar Cumhuriyet’in kurucularına zor günler geçirtmiştir.

BU İSYANLARI HEP DİN ADINA, ALLAH ADINA YAPTILAR…

1- 11 Nisan 1920'de, Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi'nin fetvası Mustafa Kemal ve arkadaşlarını kâfir ilan etti, dinin gereği öldürülmelerini istedi.

11 Nisan fetvasına göre Mustafa Kemal'in emri altında vuruşanlar ve ölenler şehit olmayacaklardı. Kuvayı Milliye'ye cihat ilan edilmişti. Ulusu kurtarmak isteyenler asi sayıldı, eşkıya sürüsü olarak adlandırıldı.

Bu fetvalar İngiliz, Fransız ve Yunan uçaklarıyla Anadolu'ya atıldı, işbirlikçi gazetelerde yayımlandı, azınlıklar ve ajanlar vasıtasıyla dağıtıldı.

11 Mayıs 1920'de, Kürt (Nemrut) Mustafa Paşa Harp Divanı, fetvaya dayanarak Mustafa Kemal ve arkadaşlarını idama mahkûm etti. Kararı 24 Mayıs 1920'de Vahdettin onayladı.

2- Damat Ferit'in İngilizlerle kurduğu İzmit ve çevresini Kuvayı Milliyecilerden temizleyecek kolordunun adı Hilafet Ordusu'ydu. Araç, gereç ve silahlan İslam düşmanı İngilizler tarafından sağlanmıştı.

3- Anzavur, Biga'da "Elimde ferman, göğsümde Kuran, kalbimde iman. Beni size Allah, sonra padişahımız efendimiz gönderdi" diyerek çevresindeki haydut sürüsüyle ayaklandı. "Göğsümde Kuran" demişti ama cebinde 5000 İngiliz altını vardı. Bayraklarının ucuna şeyhülislamın Kuvayı Milliyecilere ölüm fetvalarım takmışlardı.

4- Hendek'te dostça girişimde bulunan Yüzbaşı Mahmut'un şehit edilişi insanlığın mertliğe olan itimadını sarsmıştır. Silahsız yatıştırmaya çalıştığı gericiler tarafından alçakça şehit edildi.

Biga'da Üsteğmen İnebolu hedef tahtası gibi kullanılıp şehit edildi.

Bolu'da Binbaşı İhsan'ı, Teğmen Abdülkadir'i soyup sokaklarda dolaştırdılar, boynuna ip bağlayıp işkencelerle öldürdüler.

Ve "İşte Şeyhülislamın fetvasının hükmü yerine geldi!" diye bağırdılar.

Hepsini Allah adına yaptılar. Alçaklıklarını Allah'a iftira atarak, Allah'ı paravan yaparak gidermeye çalıştılar.

 

5- Allah ile nasıl aldattılar...

Sadrazam Damat Ferit; "(Mr. Hohler'e) Bütün umudumuz Allah'ta ve İngiltere'de." (5 Mart 1919)

Adliye Nazırı Ali Rüştü: "Yunan ordusunun başarısı için dua ediniz! Bu ordu bizim ordumuzdur." (12 Temmuz 1920)

Gerede isyanı öncüsü Divitli Eşref Hoca: "İngilizlere meydan okuyoruz. Bu en büyük küfürdür." (1920)

İslamı Yüceltme Derneği bildirisi: "Yunan ordusu Halife’nin ordusu sayılır. Hiç de zararlı bir topluluk değildir. Asıl kafası koparılacak mahlukat Ankara'dadır." (1920)

Çerkez Ethem'in Yunan uçaklarıyla Türk cephesine atılan bildirisi: "Kardeşlerim Yunanlıları pek iyi tanrım. Dinimizi, namusumuzu, hürriyetimizi ve malımızı müdafaa ediyorlar... Yunan ordusu şehirlerinizi ve köylerinizi işgal ettiği zaman korkmayınız İşgal edilmiş yerlerde hüküm süren asayiş ve hürriyetten yararla nacaksınız.” (27 Mart 1921)

 

Cumhuriyet dönemi

Mustafa Fehmi Kubilay (1906-1930) 24 yaşındaydı. Yobazlar yaralı Kubilay’ın başım bin kişiyi aşkın bir kalabalığın tekbir sesleri ve alkış tufanı arasında testereyle kestiler.

 

Öğretmen Kubilay başı mızrak üzerinde göklere değerken kararlı gözlerinde "Türk milleti, bu ölüm senin için, Cumhuriyet için” bakışı vardı. 

 

Öğretmen Kubilay, devrime meydan okuyanlara karşı yalnız ilerlemişti. Silahlı olan yobazların karşısına niçin tek başına çıktığının aslında tek bir cevabı vardı:

Tevfik Fikret "Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin” demişti.

 

İşte hak bellenen yol Cumhuriyet ti, devrim yoluydu, aydınlanma yoluydu.

 

Tarih boyunca emperyalizm, bugünde olduğu gibi her zaman gericilerle işbirliği halinde olmuştur. Zorba ve yobazı, ulusu sömürme ve irfanını köreltme yolunda el ele vermiştir.

 

Azgelişmiş ülkelerde gericileri beslemek emperyalizmin vazgeçilmez politikasıdır.

 

Sömürdüğü bir toplumun, dinsel bağnazlığın karanlığından kurtularak uyanması ve çağdaş düşüncelere yönelmesi, bilimi düşünmeye ve üretmeye yönelmesi emperyalistlerin korkulu rüyasıdır.

 

Çünkü uyanmak, bilinçlenmek ve özgür bir akılla düşünmek, dünyadaki adaletsizliklerin, zalimliklerin ve sömürünün karşısına dikilmek demektir.

 

Laiklik bu anlamda modern tarihin insanlığa sunduğu en önemli ilkelerden birisidir ve bilimsel üretimin, insanların özgürce bir arada yaşamasının, eleştirel ve demokratik aklın hakiki zeminidir.

 

Cumhuriyetimiz bu anlamda geri dönülmez hayati bir devrimdir

Ve eşit yurttaşlıkla laiklikle birlikte ele alındığında ÖZGÜR VE İNSANCA YAŞAMANIN ANAHTARIDIR.

 

Yüz yıla yakın bir geçmişte CUMHURİYET VE MUSTAFA KEMAL’İN AYDINLIĞI ile hesaplaşmaya kalkan gerici ŞER odakları O’NUN IŞIĞI ile yarasa sürüleri gibi saklandıkları orta çağ karanlığında yine yok olacaklar…

Ve YİNE BİZ KAZANACAĞIZ…

 

Öyle ise:

 

NAZIM HİKMET’İN DEDİĞİ GİBİ;

EĞER; HAK HAKSIZLIKTAN YÜCE, SEVGİ NEFRETTEN ÜSTÜN, AYDINLIK KARANLIKTAN GÜÇLÜYSE…

ÇARESİ YOK USTA…

BİZ KAZANACAĞIZ…

 

10 Şubat 2017

Abdurrahim Sercan

www.68dayanisma.orgY

 

 

 

Pazar, 12 Şubat 2017 07:07 tarihinde güncellendi
 
 
mod_vvisit_counterBugün340
mod_vvisit_counterDün1476
mod_vvisit_counterBu hafta1816
mod_vvisit_counterBu ay39378
mod_vvisit_counterTüm1521654