AKP İKTİDARI VE PKK ÇÖZÜM DEĞİL ÇÖZÜLME SÜRECİNE GİRDİ Yazdır

Bu makale 2507 defa okunmuştur.

Yazar Ali Eralp /Gaziantephaberler.com   
Pazar, 19 Ekim 2014 20:32
ABD, AKP, PKK, Cemaat ittifakının temelleri çatırdamaya başladı...
Kürt açılımı çöktü. BOP planı Ortadoğu’da bozguna uğradı… ABD, Suriye’de yenildi…
Yani öküz öldü, ortaklık bozuldu…
Evli evine, köylü köyüne…
İktidar çözülme sürecine girdi…
IŞİD olayları ile PKK’nın gerçek yüzü ortaya çıktı…
IŞİD, PKK’nın “Kâğıttan bir kaplan olduğunu” gözler önüne serdi…
PKK,kendini büyük ve azametli göstermek isteyen kurbağa misali, şişti, şişti… Sonunda patladı…
Tüm palavralarına, kükremelerine karşın toplum onun bir “HİÇ” olduğunu anladı… O, kendi yandaşlarını koruyacak, kurtaracak güce bile sahip değil… Bırakın Türk ordusuna ve milletine meydan okumayı…
Onun gücü sadece savunmasız insanlara, kadınlara kızlara, yaşlılara, çocuklara, bebelere yetiyor…APO’nun adı boşuna “Bebek katiline” çıkmadı…
PKK, 30 yıldan beri kahpece savaş taktikleri, kahpece pusular ve gece baskınları ile Mehmetçiğin canını almış, kan ve gözyaşı dökmüştü… Ve aynı PKK, şimdi, yaptığı bütün bu vahşeti unutarak, Türk ordusundan adamlarınıIŞİD’e karşı korumasını istiyor…
Utanmazlığın, ahlaksızlığın bu derecesinine geçmişte gördük, ne de gelecekte göreceğimizi sanıyorum…
PKK’nın bugünkü saldırgan, tehditkâr, cüretli tavırları ise AKP’nin verdiği tavizlerden kaynaklanıyor…
Ama bitti artık…
Takke düştü kel göründü…
Sadece onun mu keli göründü… AKP de cascavlak ortada kaldı… Perişan… ABD ondan yüz çevirmeye hazırlanıyor… Yeni planlar, yeni arayışlar içerisinde…
Yetersiz bir Başbakan… Yetersiz bakanlar… Yetersiz bir parti…Bu yüzden Recep Tayyip, Cumhurbaşkanlığı ile birlikte tüm devlet görevlerini de üstlendi…
O, şimdi hem Cumhurbaşkanı, hembaşkomutan…HemBaşbakan… Hem İçişleri bakanı… Hem deDışişleri bakanı…
O, şimdi, Başbakanın yetersizliğini kapatmak için meydan meydan dolaşıyor, herkese laf yetiştiriyor… Önüne geleni azarlıyor. Fırçalıyor. Hükümet adına açıklamalar yapıyor…Bu nedenle Hükümetin meclise “Güvenlik Paketi” sunacağını da ilk ondan öğrendik…
Yani tarafsız olması gerekirken suç işliyor…Anayasayı çiğniyor…
Ama bu günlerdebir deyurtsever subaylar ve emniyet mensupları ile başı dertteAKP’nin…Onların PKK’lılara karşı yükselen öfke, direnme, karşı koyma gücü karşısındaşaşkın… AÇILIM masallarına karşı hoşnutsuzluğunu dillendirendevlet adamları giderek çoğalıyor… AKP,bu hiç beklenmedik gelişmeler karşısında sudan çıkmış balık gibi…
Genelkurmay, Kışanak’a "Burası benim devletimse çıkın dışarı" diyen komutanı ödüllendirdi…
Önümüzdeki günler, aylar pek sakin geçeceğe benzemiyor... Vatanı böldürmek istemeyenlerin sesi yükselecek gibi… Yeni Gezi direnişleri, yeni eylemler gündemde…
İktidar, bu yüzden halkın sesini kesebilmek, yeni Haziranları önleyebilmek için, şimdiden yeni önlemler alma girişiminde…
Bu günlerde Meclise sunulan “Güvenlik Paketi” 12 Eylül’ün tam bir kopyası… Yani AKP “Aslına rücu ediyor…” Aslına dönüyor…
Pakette neler yok ki… Derde devadan gayrı…
“Dinleme, arama, el koyma…” yasalarında değişiklik yapılıyor… Bundan böyle aramalarda “Kuvvetli şüphe” yerine, “Makul şüphe” üzerinde durulacak… İstedikleri yeri, diledikleri gibi arayacaklar…
Bundan böyle, “Telefon Dinleme” kararlarını ağır ceza mahkemeleri yerine sulh ceza hâkimlikleri veya yargılamayı yapan mahkemeler verecek…
Avukatların dosya içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek alması ise, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilir gerekçesiyle kısıtlanabilecek.
Ayrıca, Yargıtay Kanunu'nda öngörülen "Adli Yılın Açılışı"na ilişkin düzenleme yürürlükten kaldırılıyor…
Biz tarihte hep şunu gördük:
Hükümetler ülkeleri yönetemeyecek durumlara geldikleri zaman ya da yönetemeyeceklerini anladıkları zaman genellikle, baskı, korkutma, sindirme yöntemlerine başvururlar…
Ama bu önlemler ve yöntemler genellikle onların sonu olur…
Çünkü Mustafa Kemal Atatürk’ün vurguladığı gibi, “DÜŞÜNCELER; ŞİDDETLE, TOPLA, TÜFEKLE ASLA ÖLDÜRÜLEMEZ.” 
İnsan düşündüğü sürece haksızlıklara, işkencelere, acılara başkaldırmıştır. Direnmiştir. Direnmeye de devam edecektir.
12 Martlarda, 12 Eylüllerde gençleri, aydınları hapishanelere doldurdular, 17 yaşındaki çocukları idam ettiler de ne oldu? Tarihin akışını geriye çevirebildiler mi?
Hitler gibi, Mussolini gibi faşistler geçici başarılar elde etmiş olsalar bile, sonları her zaman için kötü olmuştur, hüsranla sonuçlanmıştır. Bakın bu konuda Ahmet Taner Kışlalı neler diyor:
“Mussolini de bacağından asılarak noktaladığı yoluna, sol yumruğunu göstererek başlayanlardandı. 
Önce düzene tepki duyan kitleleri peşine taktı. Oyların üçte birini topladı.Güzel bir seçim sistemi sayesinde, üçte bir oyla meclisteki sandalyelerin üçte ikisini ele geçirdi.
Ve sonunda, o üçte ikilik çoğunluğa dayanarak, anayasayı değiştirdi. Diğer partileri kapattı. Tarihin karanlık bir dönemine damgasını vuracak olan “faşizm”i kurdu.
Her şey yasalara uygundu. Seçimler de, anayasa değişikliği de, yeni çıkardığı yasalar da…
Her şey kitabına uygundu, yasaldı, ama meşru değildi…”
Sanki şu içinde yaşadığımız günleri anlatmış Kışlalı. Siyasal İslamcı zorbaların sonu da önceki faşistler gibi olacaktır… Bundan hiç kuşkunuz olmasın.
 
19 Ekim 2014 |