.
GÖZÜ ONU HİÇ TUTMAMIŞTI PDF Yazdır E-posta

Bu makale 2416 defa okunmuştur.

Yazar Zeki Sarıhan   
Cuma, 29 Ağustos 2014 20:13

Saygın eğitimcilerin toplandığı derneğin merkezi, her hafta sonu düzenlenen konferanslardan birine

onu konuşmacı olarak davet etti.

4 Şubat 2006 tarihinde ‘’Eğitim Nereye Götürülüyor?’’ başlıklı bir konuşma yaptı.

Hükümetle birlikte Eski Milli Eğitim Bakanı Mustafa Üstündağ’ı ve DSPli Milli Eğitim Bakanlarını da laik eğitimden ödün verdikleri gerekçesiyle eleştirdi.

Konuşması, dinleyicilerin hoşuna gitmiş olmalıydı.

Dernek yöneticileri ona derneğe üye olmasını önerdiler.

Parlamentoda öğretmen kökenli bir üyeleri olmaları hiç de fena olmazdı.

Kabul etti.

Üyelik bildirgesini orada doldurdu yalnızca 20 liralık giriş ödentisiyle 5 TL olan o aylık ödentisini verdi.

Yönetim Kurulu 10 Şubat 2006 da onu üyeliğe kabul etti.

Dernek tüzüğüne göre üyeler 60 TL olan yıllık ödentilerini bir yıldan daha fazla geciktiremezlerdi.

Böyle durumlarda kendisi telefonla veya yazıyla uyarılır borcunu tasfiye için en geç 6 ay daha süre tanınırdı.

Onun için de bu işlemler yerine getirildi.

Derneğin saymanı telefon ettiğinde ertesi günü meclisteki odasında randevu verdi.

Fakat ertesi günü gidildiğinde yerinde bulunamadı.

Ödenti gene aylarca alınamadı. 2 yıl 8 ay ödentisi alınamadı!

Durumu yönetim kurulunda görüşülürken bir kez daha dernek başkanı tarafından aranmasına karar verildi.

Başkan telefonda derneğin tek gelir kaynağının üye ödentileri olduğunu, bunun kendisi tarafından da takdir edileceğini

nazik bir dille hatırlattı. Bu kez ödentisini ödeyeceğini umuyordu.

Aldığı cevap şuydu:
- Ödenti öyle istenmez.
- Peki, nasıl istenir?
- Bir konferansa çağırırsınız o vesileyle ödenir…
Bu yanıt başkanın hiç hoşuna gitmedi.

Dernek üye ödentisini bir üyelik borcu olarak değil bir konferans karşılığı olarak kabul edilmesi mantığıyla ilk kez karşılaşıyordu. 

- Bir üyemizi kaybetmek istemeyiz ama kurallarımızı da uygulamak zorundayız. Ne dersiniz? Üyeliğinizi sona mı erdirelim?

diye sordu.

- Adımı silin! diye yanıt aldı. 13 Eylül 2008 günlü yönetim kurulu kararıyla üyelik yükümlülüğünü yerine getirmediği için üyelikten çıkarıldı! 

Gözü onu hiç tutmamıştı!

Bir gün onu bir televizyon kanalında gördü.

O hükümetin, ders kitaplarını öğrencilere parasız vermesini eleştiriyordu.

Gerekçesi de şu idi: Hükümet fakir olana parasız versin ama maddi imkânı olandan da para alsın… 

Bir eğitimci öğrenciler arasında nasıl böyle bir ayrım yapılmasını önerebilirdi? 

Onu hiç gözü tutmamıştı!

Başka bir sefer, bir televizyon kanalında, bu kez dersanelerin kapatılmasına karşı çıktı!

Öğretmenler yıllardır dersanelerin eğitimin sırtında bir kambur olduğunu savunurken şimdi hükümet Fetullahçı cemaate karşı onun kaynaklarını kurutmak için de olsa dersaneleri kapatma kararı alırken eğitimci bir milletvekili buna nasıl karşı çıkabilirdi?

Bunun nedeni aynı partiden eğitimci eski bir millletvekiline soruldu.

-Kendisi dersane sahibidir… cevabı alındı.

Onu bir kez daha gözü hiç tutmamıştı. (Ayvalık, 29 Ağustos 2014)

Cuma, 29 Ağustos 2014 20:23 tarihinde güncellendi
 
 
mod_vvisit_counterBugün849
mod_vvisit_counterDün1672
mod_vvisit_counterBu hafta849
mod_vvisit_counterBu ay8310
mod_vvisit_counterTüm2620511