.
BİR ULUSAL TV HİKAYESİ PDF Yazdır E-posta

Bu makale 2456 defa okunmuştur.

Yazar ERGÜN POYRAZ   
Cumartesi, 16 Ağustos 2014 14:42

BİR ULUSAL TV HİKÂYESİ (1)

Mustafa Mutlu, benle ilgili yazı yazan kalemlerdendi.

Bir gün kitaplarımı basan yayınevi yetkilisine “Ergün bana hiç yazmıyor” diye serzenişte bulunmuş.

Cezaevinden çıktıktan sonra kaleme aldığım “İndeki Vaiz” adlı kitabımla ilgili yazısından sonra kendisine teşekkür ettim.

Bu teşekkür yazımın ardından mail atmış, telefon numarası vererek kendisini aramamı istemiş.

Ben de aradım. Beni Ulusal Kanal’a çıkarmak istediğini söyledi. O olduğu için kabul ettim.

Pazar günüydü “Cuma” için anlaştık.

Pazartesi günü kendi aradı “mutabıkmıyız” dedi. Ben de “tabii ki” cevabını verdim.

Bu arada face’de bana hergün TV’lerde seni görmeyecek miyiz diyen dostlarıma da, programı duyurdum.

Bir süre sonra tekrar telefon etti. “kardeşim seni kanala çıkartmak istemiyorlar” dedi.

Ben de “iyi o zaman sen sıkıntıya girme” dedim. Bunun üzerine “ben gidip tekrar konuşayım” dedi.

Bir süre daha geçtikten sonra tekrar aradı. “Olmuyor, bir ki ay erteleyelim” dedi…

Ben de erteleme, daha açık bir deyişle iptali duyurdum.

İşçi Partisi Çeşme İlçe Başkanı Songül Eren Hanım, kanalı aramış ve orada kanal yöneticisi olduğunu söyleyen,

Devrim Kökten’e programın neden iptal edildiğini sormuş, aldığı cevap “Biz öyle uygun gördük”

Yani programın iptal edildiği yöneticinin ağzından kanıtlandı.

Gerisi masal…
Süreç de; tepkiler oluştu, bana ve ona ağır hakaretlerle saldırıldı.

O sahte isim kullanarak, Duran Bedir adıyla insanlarla tartışmaya girdi.

Sonra Cuma akşamı, benim şikâyetlerim olduğunu belirtmiş ve şunları söylemiş;
“Baronun soruşturması bitene kadar senden 2 ay süre istedim mesele bu. Mahkeme veya baronun soruşturması bitiğinde KANAL DAVAYI KAYBEDERSE senle burada o zaman burada konuşuruz…”

Öncelikle bu açıklamayı bana hiç yapmadı. Sadece program sırasında yapmış.

Evrensel hukuk da ve gazetecilik etiğinin değişmez kuralı suçlanan insan bir dakika olsa bile kendini savunma hakkı tanınır.

Mustafa Mutlu elindeki kağıtları o geceye kadar saklayarak,

yargısız infaz yapıp beni tetikçi köpeklerin boy hedefi haline getirtmiş ve bana hakaretler edilmesine neden olmuştur…
Oysa 2 dakika söz hakkı tanısa gerçekler ortaya çıkacaktı.

Sonra da diyor ki, “ben Ergün’ü harcatmam” harcama ne kelime,

dün gece Mustafa Mutlu’dan kanal yöneticisi olduğunu öğrendiğim,

Zeynep Küçük ve sahte gazi Oktay Yıldırım’ın tertiplerine kurban etmiş…

Kendisine telefonda, benim kanalla davam yok neden böyle söyledin deyince;
“Ben dava demedim” diyordu…

O zaman “KANAL DAVAYI KAYBEDERSE” CÜMLESİ NE?

Mutlu, akşam yaptığı yargısız infazını sabah da evire çevire yayınlıyor ve bana küfür üzerine küfür edilmesine neden oluyor…

Sevgili dostlarım yazı çok uzadı…

BAZI BELGELERE DE ULAŞMAM GEREK, yarın o kâğıtlarda neler vardı.

Dün gece Mutlu’dan kanal yöneticileri olduklarını öğrendiğim;

Zeynep Küçük ve sahte özel harpçi, sahte gazi Oktay Yıldırım’ın korkularından,

Mustafa Mutlu ile birlikte sergiledikleri tertibi açıklayacağım…

 
 
mod_vvisit_counterBugün935
mod_vvisit_counterDün1672
mod_vvisit_counterBu hafta935
mod_vvisit_counterBu ay8396
mod_vvisit_counterTüm2620598