.
SİZ HALA TEHLİKENİN FARKINDA DEĞİLMİSİNİZ?... PDF Yazdır E-posta

Bu makale 2395 defa okunmuştur.

Yazar Mustafa coşturoğlu/TOPLUMSAL ÇÖZÜLME   
Cuma, 08 Ağustos 2014 11:35
10 Ağustosta oy atmaya gitmeyecekler veya geçersiz oy kullanacağız diye AKP'nin değirmenine su taşıma heveslileri,
bu yazzı tehlikenin hangi boyutlara ulaştığının göstergesidir.
Aşağıdaaki yazı Mustafa Coşturoğlu'nun TOPLUMSAL ÇÖZÜLME (TOPLUMSAL PATALOJİ) Kitabından alınmıştır.
KUR'AN KURSLARINDA ÖĞRENCİLERİN İÇTİKLERİ ANDIN TAM METNİ ŞÖYLEDİR:
"BEN MUHAMMED MÜSLÜMAN ÜMMETİNDENİM...
TÜRKİYE DİNSİZ, LAİK BİR MEMLEKET HALİNE GELMİŞTİR.
HAYATIMI, MUSTAFA KEMAL DİNSİZLİĞİ İLE SAVAŞA ADAYACAĞIMA,
TÜRKİYE'Yİ BİR DİN VE ŞERİAT DEVLETİ HALİNE GETİRMEK İÇİN MÜCADELE EDECEĞİME,
KEMAL PAŞA ZAMANINDA ÇIKARILAN DİNSİZ KANUNLARIN TATBİKİNİ ÖNLEYECEĞİME...
KISA ZAMANDA, ÜMMET ESASINA DAYANAN ŞERİAT DEVLETİNİN KURULMASI İÇİN
DEVLET İDARESİNDE (TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ) SÖZ SAHİBİ OLACAK MEVKİLERE GELMEK İÇİN
ÇALIŞACAĞIMA, DİNİM, ALLAHIM VE BÜTÜN MUKADDESATIM ÜZERİNE YEMİN VE KASEM EDERİM"(140)*
Tayyar Altıkulaç’ın işe el koyması, bir bakıma devlet adına kanserleşmeye karşı bir müdahaledir.
Müdahale, laiklik bazında değil, dinsellik bazındadır,
imam Hatip okullarını, Kur’an kurslarına, Kur’an kurslarını da İmam Hatip okullarına,
karşılıklı olarak-bağımlı kılmak amacını gütmektedir, Burada dinsel anlamda bir entegrasyon,
bir bütünleştirme amacı vardır. İşte böyle bir bütünleşmenin "at-eşek" örneklemesiyle reddedildiğini,
yukarıdaki örnekten anlamış bulunuyoruz. Bu örnek, dinsel hoşgörü, dinsel bütünlük savlarının ve
tekerlemelerinin altında ve içinde ne denli bir saldırganlığın (agresyon), ne denli bir geriye dönüş
ilkelliğinin (regresyon), ne denli bir dağılganlığın ve bölünmüşlüğün (dissosyasyon) bulunduklarını somutlaştırmaktadır.
Ve bu örnekte, ambivalans denen karşıt ve "çatal kişilik" koşullarının tümüyle oluştuğu kanıtlanıyor.
Hele Türkiye Cumhuriyeti gibi laik bir devlet egemenliğine bu tür bir ambivalans karakterinin baskın çıkması,
bu kavrama apayrı bir içerik yüklemektedir. Ama sadece Türkiye'ye özgü....
 
AMBİVALANS DEĞİRMENİNİN SUYU
Parasız olarak bir kimsenin kendi bitini bile ayıklayamadığı bir dünyada yaşıyoruz.
Parasız iş dönmüyor dünyamızda. Türkiye'de bir geriye gidiş olgusu yaratmak, devletin laik niteliğine karşın,
bu niteliğin tam karşıtı olan bir şizofrenik karakter, hangi amaçlarla ve olanaklarla yaratılıyor?
Din bu ilkelleşmede niçin bir kaldıraç olarak kullanılıyor? Dinin, devletin ve toplumun bundan ne çıkarı olabilir?
Devlet, laiklik çarkını döndürmek şöyle dursun, bu çarkı kırıp parçalamak çaresizliği içine düşerken,
Türkiye'deki bu şizofrenik modelin çarkını kimler döndürüyor? Bu çarka bağlı değirmenin suyu nerelerden geliyor?
Türkiye’de tarikatçılık ve dinsel akımlar, giderek ekonomik işletmeleriyle, dinsel amaçlı vakıflarıyla...
Teknolojinin gelişmesi, kültürün ve eğitimin yaygınlaşması, doğal olarak feodaliteyi tasfiye edecektir görüşü ve
beklentisi geçerliliğini yavaş yavaş yitirmeye başlamıştı. Çünkü, gelişen ve giderek de yaygınlaşan dinsel
karakterdeki feodal yapı, kendi kendi¬ne değer üretip, yarattığı bu değerleri korumak gücünü ka¬zanmıştır.
En ileri düzeydeki teknik olanaklar, dinsel feodalite¬nin kullanımına ve denetimine girmiştir.
Dinsel güç odakları, bir önceki evrelerde ilkel geleneklerin bekçiliğini devlete yaptırırlarken, şimdi bu
görevde bir özerklik kazanmışlardır. Çünkü, dinsel güç odakları ve tarikatçı güçler, devletin en yüce makamlarını
"kendi nüfuz bölgelerinden sayacak bir aşamaya gelmişlerdir.
*140-Prof.Fehmi Yavuz: Ölüm Duyuruları, Dayanışma Yayınlan, Ankara 1983, s.16 (Dinsel Bunalımdan Gerçek Hak Yolu,
Sayı 170’den Aktarma), Prof.Dr. Zeki Başar: Tarih Boyunca Yeminler, Erzurum Atatürk Üniversitesi Yayını.
Pazartesi, 18 Ağustos 2014 07:10 tarihinde güncellendi
 
 
mod_vvisit_counterBugün978
mod_vvisit_counterDün1672
mod_vvisit_counterBu hafta978
mod_vvisit_counterBu ay8439
mod_vvisit_counterTüm2620640