.
SIRADA CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VAR PDF Yazdır E-posta

Bu makale 2347 defa okunmuştur.

Yazar Abdurrahim Sercan   
Cuma, 06 Haziran 2014 18:51
Son günlerde kulaktan duyumlarla veya CHP içinden maksatlı olarak yapılan servislerle CHP’yi dizayn etmeye çalışan bazı gazeteciler(!) neredeyse Cumhurbaşkanı seçimleri için adayı belirledi.
Şimdi:
YORUMSUZ OLARAK
Dr.Necip Hablemitoğlu’nun 
Şeriatçı Terörün ve Batının Kıskacındaki Ülke 
Kitabının 29 – 30 – 31 ve 32. Sayfalarını birlikte okuyalım. 
A.B.D. DERİN DEVLET YAPILANMASI VE ANDIÇ TRAFİĞİ
ABD,  sonsuz  belleğe,  derin devlet  kavramı  ile bütünleşen ve birbirleri ile uyumlu  çalışan  kurumlan  sayesinde  sahip bulunuyor,  ABD'nin   iç  ve dış tehdit  odaklarının tabiri caizse çetelesini tutan,  izleyen,  raporlaştıran   ve sonra  da gereklerini  yerine  getiren  kurumlar  ağının  zirvesinde    Ulusal  Güvenlik  Konseyi  (NSC)  yer alıyor.  ABD  Başkanı,    bu Konseyin  de  Başkanlığını    yürütüyor. Altında ise  Başkan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı ve Savunma Bakam bulunuyor. İstihbarat   konularında    CIA Başkanı,  askeri  konularda   da Genel  Kurmay  Başkanı,  bu  Konseyin   "dışarıdan''   ancak "sürekli-değişmez"  danışmanı statüsünde  görev  yapıyor.
Ayrıca,  derin devletin  zirvesinde,  NSC gibi  yürütme   yetkisi olmayan,  ancak  NSC'nin yol  haritasını saptayan,  bir başka ifadeyle A.B,D.  ulusal  güvenliğinin  ilkelerini  ve stratejisini belirleyen  Amerikan  Ulusal   Güvenlik  Komisyonu  da  son iki yıldır  ülkenin  geleceğinde  önemli rol oynuyor.
ABD’nin bu sonsuz belleğe sahip olmasını sağlayan kurumlara gelince:
PENTAGON – CIA – FBI – DIA – NSA-SDDS – CFR gibi doğrudan iç ve dış güvenlikten sorumlu kurumlar da belirlenmiş sınırlar içinde ve rekabet etmeksizin yasal fonksiyonlarını yerine getiriyorlar. Tüm bu kurumlar derin devletin gücünü temsil ediyorlar.
Ya işin mutfak  kısmı?!.  Dış  Temsilciliklerden  gelen  raporlar,  Amnesty   International    USA  ve   benzeri    sözde NGO'lara  gelen  ihbar   metinleri,  her türüu   istihbari bilgiler, bölgelere  ve konularına   göre  tasnif edildikten  sonra,  ilgili alt  kurumlara   değerlendirme  için  gönderiliyor,   Örneğin, Türkiye  söz
konusu  olduğunda,  özellikle  Amerikan Üniversitesi ve Georgetown  Üniversitesinin yanı sıra, yarı müstakil olarak da Birleşik   Devletler  Barış  Enstitüsü   (USIP)-ki  burada Andıç kurbanı (!) diye takdim  edilen Cengiz Çandar'in yanısıra Mark  Grossman,  Morton  Abramowitz  gibi  Türkiye’de   bilinen  İsimlerin   görev  yaptığı  öne sürülüyor. Edgar  Hoover   Enstitüsü,   Stratejik   Araştırmalar Enstitüsü (CSIS), Küresel  Barış  Merkezi,  Kürt Enstitüsü  gibi  alt kurumlar devreye  sokuluyor. Bu alt kurumların toplantılarında ise Türklerden   özellikle  fethullahçı-nurcu   kesim  adına Dr. Hakan Yavuz, Prof.Dr.   Şerif  Mardin,  kürtlerle     ilgili Prof.Dr.  Dogu  Ergil, nakşilerle  ilgili Merve Kavakçı, Elisabeth Özdalga,  joker  olarak  da  Cengiz Çandar,  en sık rağbet ile davet edilen isimler olarak dikkat çekiyor. Bu  alt kurumlarda  etkili olan ABD'li İstihbaratçılar arasında  ise Dr. Chomsky,  Henri  Barkey,  Paul  Henze,  Graham  Fuller, Dr. Michael Gunter,  Richard W. Murphy,  Francis J. Ricciardone  gibi isimler başı  çekiyor,  Değerlendirilen  tüm kişiler ve kurumlar,  ülke  (ABD) çıkarları açısından dost-düşman sınıflamasına sokulduktan  sonra,önerilerle  birlikte bir rapor halinde  bir üst makama  gönderiliyor.  Bir başka  ifadeyle. Türkiye'de  kullanılacak  etki ajanlarının belirlenmesi, lojistik destek  sağlanması, bu memorandumların   gereğini yerine getirmekle  yükümlü  söz konusu   alt  kurumlar  tarafından gerçekleştiriliyor, Özetle  söylemek  gerekirse,  her gün
yüzlerce bilgilendirme-değerlendirme raporunun ve de memorandumun  (andıç)  döndüğü  bir trafik söz konusu . Ve A.B.D. tarihinde hiç kimse  çıkıp da,  birinci  derecede gizliliğe sahip  bu andıçları  deşifre etmiyor, hele hele hazırlayan  kurumları ve  yetkililerini  mahkemeye   verecek   bir sapkınlığa  tevessül  etmiyor,  En basitinden,   çok sıkı bir istihbarat  araştırmasından sonra  akredite  edilmiş yabancı  basın mensuplarının, doğal olarak  en çok ilişkide bulunacakları  Dışişleri   Bakanlığı  binasının  ilk iki katından  yukarıya çıkmalarına   izin  verilmediğini   kimse  sorgulayamıyor.  
Ya bizde?!. Nedense,  ikiyüz milyonu  aşkın ABD vatandaşı  arasından,  Nazlı Ilıcak, Cengiz Çandar, Gülay Göktürk,  Recai Kutan, Deniz  Baykal, Mehmet Barlas, Mesut Yılmaz, Fehmi  Koru ve benzerleri gibi bir tek bile demokrat(!) çıkmıyor.
Tabii bu nasıl demokratlıksa!..
Abdurrahim Sercan
Cuma, 06 Haziran 2014 18:56 tarihinde güncellendi
 
 
mod_vvisit_counterBugün904
mod_vvisit_counterDün1672
mod_vvisit_counterBu hafta904
mod_vvisit_counterBu ay8365
mod_vvisit_counterTüm2620567