.
Ölüm Makinası PDF Yazdır E-posta

Bu makale 3223 defa okunmuştur.

Yazar Fidel Castro   
Pazartesi, 11 Ağustos 2008 16:34
Pazar günü bilim kurgu tarzında bir şeyler okumak için uygun bir gün.

CIA'nın yabancı hükümetlerin liderlerini yok etme planlarını içeren yasadışı eylemlerle ilgili yüzlerce sayfalık belgeyi kamuoyuna sunacağı ilan edildi. Yayınlanma işi birden durduruldu ve bir gün ertelendi.

 Tutarlı bir açıklama yapılmadı. Sanırım Beyaz Saray'dan biri dosyalara bir göz attı.

 

Açıklanan belgelerin ilk bölümü "Aile Mücevheri" ismini taşıyor ve CIA'nın 1959 ve 1973 yılları arasında yürüttüğü yasadışı eylemleri anlatan 702 sayfadan oluşuyor. Bu belgelerin 100 sayfası silinmiş. Belgelerde hiçbir yasa tarafından onaylanmayan, liderlere suikast, zihinlerini kontrol etmek için insanlar üzerinde uyuşturucu ile yapılan deneyler, sivil aktivistler ve gazeteciler için ajanlık ve buna benzer yapılması kesinlikle yasak olan birçok eylem bulunuyor.

Belgeler ilk kez 14 yıl sonra, CIA yöneticisi James Schlesinger'in medyada çıkan haberlerin ardından özellikle Robert Woodward ve Carl Bernstein'ın The Washington Post'ta yazdığı ve benim de "Küba Halkının Manifestosu" yazımda değindiğim makaleleri karşısında paniklemesiyle derlendi ve açıklanmaya karar verildi. Teşkilat eski ajanlar Howard Hunt ve James McCord'un da katılımıyla Watergate Hotel'de bir casusluk işini desteklemekle suçlandı.

 

1973 yılının Mayıs ayında CIA yöneticisi şöyle bir talepte bulunmuştu: "Teşkilatın faal olan bütün memurları bu kurumun kurucu birimi dışında olan ya da biten her şeyden beni haberdar edecek." Daha sonra Pentagon'un başına getirilen Schlesinger'in yerine William Colby getirilmişti. Colby belgeler için "kirli çamaşırlar" tanımlamasını kullanmıştı. Basında yer alan yeni açıklamalarla Colby, geçici devlet başkanı Gerald Ford'un karşısında 1975'te raporların varlığını kabul etmek zorunda kaldı. New York Times savaş karşıtı grupların arasında casusların sızdığını açıklamıştı. Çıkarılan yasa ile de CIA'in ABD sınırları içinde casusluk yapması yasaklanmıştı.

Dışişleri Bakanı Henry Kissinger durumla ilgili olarak "Bu buz dağının görünen kısmı" demişti.

Kissinger diğer eylemlerin de bilinmesi takdirde "kan akabileceği"ne karşı uyarmış ve şöyle demişti: "Örneğin, Robert Kennedy Fidel Castro suikasti operasyonuyla bizzat kendisi ilgilenmiştir". Başkanın kardeşi Amerika Birleşik Devletleri başsavcısıydı. 1968 yılında başkanlık seçimleri için yarışırken öldürüldü ve Nixon'u rakipsiz bırakarak onun seçilmesini kolaylaştırdı. Bu durumla ilgili en dramatik şey ise Jack Kennedy'nin bir suikaste kurban gittiğine inanmış olmasıydı. Başkanın ölümüyle ilgili soruşturmalardan, kurşun yaralarının analizinden ve diğer durumlar incelendikten sonra suikasti en azından üç tetikçinin yaptığı kararı verildi. Oswald'ın tek tetikçi olması mümkün değildi. Bu benim için oldukça dikkat çekici. Böyle dediğim için bağışlayın ama Granma seferine dahil olan herkeste olduğu gibi kader beni detaylı bir görüş açısıyla ateş etme konusunda eğitimli biri haline getirmişti. Bu işe çalışarak ve öğreterek aylarımı verdim, sabit bir hedef olmasına rağmen her atıştaki bakış açısına göre hedef değişiyor ve bu nedenle saniyenin en küçük birimlerinde yeniden hedef almak gerekiyordu.

Oswald SSCB'ye düzenlediği gezisinde Küba'ya da gelmek istedi. Daha önce SSCB'de bulunmuştu. Birileri onu elçiliğimizden vize alması için Meksika'ya göndermiş ama onu orada kimse tanımadığı için vize alamamıştı. Suikaste bizim de bulaşmamızı istemişlerdi. Daha sonra Jack Ruby, -mafyayla açık bir ilişki içinde olan kişi- dediğine göre, bu kadar acı ve üzüntüye dayanamadı ve onu öldürdüğünü itiraf etti ama tamamıyla polislerle çevrili bir alanda.

Bu yaşananların ardından uluslararası törenlerde ya da Küba'ya yaptığı ziyaretlerde yani birden çok vesilede beni her defasında saygıyla selamlayan Kennedy ailesinin kederli üyeleri ile biraraya geldim. Önceki başkanın, öldürüldüğünde oldukça küçük yaşta olan oğlu 34 yıl sonra Küba'yı ziyaret etti. Onunla buluştuk ve onu akşam yemeğine davet ettim.

Hayatının en önemli yıllarında olan ve iyi yetişmiş genç adam, eşiyle birlikte fırtınalı bir gecede Martha's Vineyard'a giderken bir uçak kazasında trajik bir şekilde hayatını kaybetti. Ailenin yaşadığı bu zor olaylarla ilgili konulara hiç girmedim. Aksine eğer başkanlık seçimlerini Nixon yerine Kennedy kazansaydı, Domuzlar Körfezi felaketinden sonra topraklarımızın, ülkeleri ve onlara yardım eden paralı deniz güçleri tarafından saldırıya uğrayacağını ve her iki ülke halkının da büyük kayıplar vereceğine işaret ettim. Nixon´un da aslında "zaferin pek çok babası vardır ama yenilgi öksüz bırakılır" sözünden öte yaptığı çok şey vardı. Kennedy Domuzlar Körfezi macerası için hiçbir zaman hevesli biri olmamıştı, onu yönlendiren Eisenhower'in askeri ünü ve hırslı başkan yardımcısının cüretkârlığı olmuştu.

Tam da suikastin gerçekleştiği gün ve dakika, başkentin dışında sakin yerde Fransız bir gazeteci Jean Daniel'le konuştuğumu hatırlıyorum. Bana başkan Kennedy'den bir mesaj getirdiğini söylemişti. Kendisine söyleneni olduğu gibi aktarmıştı: "Castro'yla buluşacaksın. Onun yaşadığımız bu korkunç termonükleer savaş deneyiminden sonra neler düşündüğünü öğrenmek istiyorum. Döner dönmez seni görmek istiyorum." Gazeteci sözlerine şöyle devam etti: "Kennedy çok hareketliydi, siyasi bir makineydi sanki." Biraz önce olanları duyurmak üzere koşarak odamıza girenle konuşmamız artık sona ermişti. Radyoyu açtık. Kennedy'nin tüm düşünceleri anlamsızdı artık.

Elbette ki ben de bu tehlikeyle yaşadım. Küba hem en zayıftı hem de ilk eyleme geçecek olandı, ama ABD'ye yapılan tavizleri hiçbir şekilde destekleyecek bir ülke değildi. Bunu ilk kez dile getirmiyorum.

Kennedy krizden güç kazanarak çıktı. ınsan yaşamlarının nasıl feda edildiğini ve faşizme karşı yürütülen mücadelede Sovyet halkının elde ettiği maddi zenginliğin farkına vardı. 1961 Nisan'ında ABD ve Küba arasındaki ilişkiler henüz en kötü noktasına ulaşmamıştı. Domuzlar Körfezi'nde yaşananların sonuçlarını sindiremediğinden hemen ardından abluka, ekonomik boğulma, korsan saldırıları ve suikast planları artarak gelmeye başladı. Ancak suikast senaryoları ve diğer kanlı olaylar Eisenhower ve Nixon'un başkanlığı döneminde başladı.

Füze Krizi'nden sonra ne Kennedy ile görüşmeyi reddettik ne devrimci olmaktan ne de sosyalizm mücadelemizde radikal olmaktan vazgeçtik. Küba istenildiği gibi SSCB ile hiçbir zaman bir şiddet ilişkisi içine girmedi. Belki de Amerikalı liderler kitle imha silahları kullanılarak yapılan bir savaşın neye benzediğinin farkında olsalardı, Soğuk Savaş'ı daha farklı bir şekilde daha erken bir tarihte bitirirlerdi. Kübalı gençlere de dediğim gibi hala küresel ısınma, nüfuz eden dengesizlikler ve aşırı hidrokarbon kullanımı ve teknolojinin kazandırdığı karmaşık silahların tek bir sözü bile edilmeyen bir dünya da en azından biz bunu böyle hissediyoruz. Bu kadar hızla öğrenmek zorunda kaldığımız şeyleri bilim ve bilinç vasıtasıyla öğrenmek için çok daha fazla zamanımız olabilirdi.

Başkan Ford, Merkez ıstihbarat Teşkilatı'nı araştırması için bir komisyon atamaya karar vermişti. "CIA'yı ortadan kaldırmak değil, korumak istiyoruz" demişti.

Senatör Frank Church tarafından yürütülen Komisyon araştırmalarının sonucunda Başkan Ford, Amerikalı resmi görevlilerin yabancı ülkelerin liderlerine yönelik suikastlere karışmaması için idari bir emre imza attı.

şimdi yayınlanan belgelerde bana yapılacak suikastle ilgili CIA'in mafya ile kurmuş olduğu ilişkiler açığa çıkmış durumda.

1960 yılında başlayan ve en az yedi yıl süren ve CIA'in pasifistleri elemek ve radikaller ve kara militanların uluslararası aktivitelerini araştırma işini yürütmek için özel bir filo görevlendirdiği Kaos Operasyonu'nun ayrıntıları da ifşa edildi. Teşkilat 300 binden fazla Amerikan vatandaşının ve örgütünün ismini listeledi ve 7200 kişi hakkında geniş kapsamlı dosyalar oluşturdu.

New York Times'a göre Başkan Johnson Amerika savaş karşıtı hareketinin komünist hükümetler tarafından yönlendirildiğine inanıyordu ve CIA'nın bununla ilgili kanıtlar toplamasını emretti.

Belgelerde kurumun ayrıca Jack Anderson gibi farklı gazeteciler, Jane Fonda ve John Lennon gibi sanatçılar ve Columbia Üniversitesi'ndeki öğrenci hareketleri ile ilgili de casusluk yaptığı açığa çıktı. Bununla birlikte evler arandı ve Amerikan vatandaşlarının belirli ilaçlara verdiği tepkileri tespit etmek için testler uygulandı.

1970'li yıllarda CIA başkanı John McCone'nin idari asistanı Walter Elder'in 1973 yılında Colby'ye gönderdiği bir notta CIA'nın merkezinde bulunanların konuşmalarının banta alındığı ve kayıt altında tutulduğu tartışmaları ile ilgili bilgiler yer alıyordu: "Yönetim ofisinde çalışan her memur, ofiste ve telefonda konuşulanların kayıt altına alınmasından kaygı duyduklarını biliyorum. McCone'un döneminde normal ofislerde, iç ofiste, yemek salonunda, doğu binasındaki ofiste ve White Haven caddesinde bulunan evinin çalışma odasında mikrofonlar vardı. Kimin bu konuda konuşmaya hazır olduğu konusunda bir fikrim yok, ama bu bilgiler dışarıya sızmaya başladı ve teşkilat bu konuda kesinlikle savunmasız bir durumda."

CIA yöneticilerinin gizli kayıtları sayısız "mücevher" barındırabilir. Ulusal Güvenlik Arşivi de bu kayıtların peşine düşmüş durumda.

Kısa bir notta 1972 sonbaharında sona erdirilene kadar CIA'in OFTEN adlı bir projesinin "Amerikan şirketlerindeki tehlikeli ilaçlarla ilgili" bilgi topladığı da belirtilmiş. Başka bir notta da ticari ilaç üreticilerinin CIA'ya, ters yan etkileri nedeniyle reddedilen uyuşturucular sağladığına dair raporlardan bahsedilmiş.

MKULTRA programının bir parçası olarak CIA insanlara onların bilgisi dışında LSD ve başka psikoaktif uyuşturucular vermiş. Arşivlerden çıkan başka bir belgede de ıstihbarat Zihin Kontrol Programı kimya birimi sorumlusu ve psikiyatr olan Sydney Gottlieb'ın Partice Lumumba'nın suikast girişiminde kullanılacak olan zehirin sağlanmasından sorumlu olan kişi olduğu belirtiliyor.

Vietnam savaşına karşı olanlar ve diğer siyasi muhalifleri araştıran MHCHAOS operasyonunda görevli olan CIA çalışanları bu tür görevleri yerine getirmek zorunda kalmaktan dolayı "son derece kırgın" olduklarını ifade etti.

Bununla birlikte, bu belgelerde ülkemize karşı yürütülecek eylemlerin kararının nasıl yüksek düzeyde alındığı gibi birçok ilginç konu bulunuyor.

CIA'nın bugün herhangi bir ayrıntı vermeyi engellemek için kullandığı teknik, üzerini çizme yöntemiyle değil ama bilgisayarın nimetinden faydalanılarak yani boş satırlarla sağlanıyor.

The New York Times'a göre sansürlenmiş kısımlar büyük oranda CIA'nın hâlâ ortaya dökemediği kirli çamaşırları olduğunu gösteriyor. Gazeteciler, kongre araştırmacıları ve başkanlık komisyonu tarafından yıllar önce incelenen yurtdışı operasyonlarının birçoğu belgelerde yer almıyor.

CIA Güvenlik Müdürü Howard Osborn, kendi birimi tarafından derlenen "mücevher"lerin bir özetini veriyor. Fidel Castro'ya karşı planlanan darbe için Tetikçi Johnny Roselli'nin tutulması da dahil olmak üzere 8 olay listelemiş, ama Osborn'un ilk listesinde 1. sırada bulunan dosya açıklanan belgelerde yer almıyor: ıkibuçuk sayfalık dosya.

15 yıl önce Bilgi Özgürlüğü Yasası'na dayanarak "Aile Mücevherleri"nin açıklanmasını isteyen Ulusal Güvenlik Arşivi başkanı Thomas Blanton, "CIA Güvenlik Ofisi'nin 1 numaralı mücevheri oldukça iyi olmalı, çünkü ikinci sırada gelen dosyanın konusu Roselli'nin Castro suikastini ilgilendiren program" açıklamasında bulundu.

Amerika Birleşik Devletleri tarihindeki en küçük bilgileri açığa çıkaran ve hatta daha önce ifşa edilmiş olan bilgileri yeniden sınıflandıran yönetimin şimdilerde bu dosyaları açığa çıkarması dikkat çekici. 

Bence böyle bir durum hükümetin hiç olmadığı kadar saygınlık ve popülaritesini yitirdiği bir dönemde şeffaflık imajı çizmek ve bu yöntemlerin artık güncel olmayan ve eski bir döneme ait olduğunu göstermek için bir yaptığı bir girişim olabilir. şu anki CIA başkanı olan General Hayden, bu kararı açıkladığında şöyle demişti: "Bu belgeler çok farklı zamanlara ve çok farklı bir teşkilata göz atmak için bir öneridir."

Burada bahsedilen her şeyin sadece daha zorba olduğunu ve Amerika Birleşik Devletleri'nin tam da içinde artarak devam eden yasa dışı eylemlerin hala devam ettiğini belirtmenin gereği yok.

The New York Times istihbarat uzmanlarının danışmanlarının belgeleri ifşa etmesinin nedeninin dikkatleri şu an yaşanan ihtilaflı gündemden ve CIA'in başına bela olan skandallardan ve popülerliğini yitirerek en kötü günlerini geçiren yönetimden uzaklaştırmak olduğunu yazdı. 

Delgelerin ifşa edilmesinin bir nedeni de seçim sürecinin henüz yeni başlamasıyla Demokratiklerin Bush'tan daha iyi ya da kötü olduğunu göstermek olabilir. 

 

Merkez ıstihbarat Ajansı yönetiminin notlarının 11-15 sayfaları arasında şunları okuyoruz:

 

"1960 yılının Ağustos ayında, Bay Richard M. Bissell, Güvenlik Ofisi'nin tetikçi yöntemleriyle gizli bir görevi yerine getirecek ajanları olup olmadığını öğrenmek amacıyla Albay Sheffield Edwards'la yakınlaştı. Görevin hedefi Fidel Castro'ydu.

 

"Görevin son derece gizli olması nedeniyle proje sadece küçük bir grup tarafından biliniyordu. Merkez ıstihbarat Teşkilatı'nın başkanı bilgilendirildi ve başkan onayını verdi. Batı Yarımküresi Bölümü'nün başında bulunan Albay J. C. King de plandan haberdar edildi ama operasyonun bütün ayrıntıları kasıtlı bir şekilde JMWAVE Operasyonu görevlilerinden gizlendi. Hatta Ulaştırma (COMMO) ve Teknik Hizmetler Birimi'nin (TSD) bazı memurları bile planın başlangıç aşamasına dahil oldu ancak görevin hedefinden haberdar değillerdi.

"Robert A. Maheu ile iletişim kuruldu ve projenin genel hatları hakkında bilgilendirildi ve istenilen hedefi gerçekleştirebilmek için ilk adım olarak mafyaya ait unsurlara ulaşıp ulaşılamayacağına dair ondan bilgi alındı.

"Bay Maheu adı geçen Johnny Roselli ile daha önce Las Vegas'a gittiğinde pek çok kez karşılaştığını bildirdi. Gayri resmi olarak sadece müşteriler aracılığıyla görüşmüş ama ona onun 'birlik'in üst düzey bir üyesi olduğu ve Las Vegas Strip'teki bütün oyun makinelerinin onun kontrolü altında olduğu söylendi. Maheu'ya göre Roselli bu zümrede etkili biriyse, Küba'daki kumar haraçlarıyla da ilişkisi olan biriydi.

"Maheu'ya kendisinin ulusal ve yabancı hesapları gözeten bir halkla ilişkiler idarecisi olarak tanıyan Roselli'ye yakınlaşması ve Roselli'ye Castro'dan dolayı Küba'da yüksek kayıplar yaşayan pek çok uluslararası ticari şirketin sahibi olan bir müşteri ile anlaşma yaptığını söylemesi istendi. Maheu sözde müşterisi ile Castro'nun ortadan kaldırılması ile sorunlarının çözüleceğine ikna olmuştu ve başarılı bir sonuç için 150 bin dolar ödemeye hazırlardı. Roselli ABD hükümetinin bu operasyondan hiçbir şekilde haberinin olmayacağına ve olamayacağına onu ikna etmek zorundaydı.

"Bu plan 14 Eylül 1960 yılında Roselli'ye New York şehrinde bulunan Hilton Plaza Hotel'de sunuldu. ılk tepkisi böyle bir işe bulaşmamak yönünde oldu ama Maheu'nun ikna edici çabaları sonucunda bunu "birtakım Kübalı"ları tanıyan arkadaşı Sam Gold'a açmaya karar verdi. Roselli planda dahil olduğu kısım için para almayacağını söyledi ve Sam'in aynı kararı vereceğine inandığını ekledi. Bu insanların hiçbirinin cebine teşkilatın parası girmedi.

"25 Eylül haftasında Maheu Miami Beach'te Fontainebleu Hotel'de yaşayan Sam'le tanıştırıldı. Bu tanışma Sam'le Joe'nun -Havana ve Miami arasında çalışan bir kurye olarak tanıtıldı- haftalar öncesinden tanışmasından sonra oldu. Ona her ikisinin de fotoğrafı gösterilmişti. ısimleri ise Momo Salvatore Giancana ve Santos Trafficante olarak belirlendi. Her iki isim de başsavcının en çok aranan on isim listesinde yer alıyordu. ılk isim Chicago'daki Dosa Nostra'nın patronu ve Al Capone'nin varisi olarak diğeri ise Costra Nostra'nın Küba'daki faaliyetlerinin patronu olarak tanıtıldı. Maheu bu bilgiyi alır almaz ofisi aradı.

"Bu işi yerine getirmek için olası yöntemler tartışıldıktan sonra Sam ateşli silah kullanmak yerine Castro'nun içkisine ya da yemeğine konulabilecek zehirli bir ilacın daha etkili bir iş çıkarabileceğini önerdi. Sam kumar işlerinde rüşvet alan, hala Castro'yla birebir görüşebilen ve ekonomik sıkıntı yaşayan Juan Orta isminde birini önerdi.

"TSD'den (Teknik Hizmetler Bölümü) altı tane yüksek oranda ölümcül ilaç istendi.

"Joe bu ilaçları Orta'ya ulaştırdı. Orta haftalarca süren girişimlerden sonra korkak tavuk gibi davranmaya başladı ve bu görevden azledilmek istedi. Yerine geçmesi için daha önce bu tür işleri başarıyla yapan birini önerdi."

Bu sayısız paragrafta dile getirilenlerin hepsi de tırnak işareti içinde. Çok iyi inceleyin sevgili okuyucular, bu yöntemler ABD'nin dünyayı yönetmek için başvurduğu yöntemler.

Devrimin ilk günlerinde Tarım Reformu Ulusal Enstitüsü ofislerinde benimle birlikte çalışan ve Batista'ya karşı yürütülen siyasi güçlerle ilişkisi olan Orta adında bir adam vardı. Saygılı ve ciddi bir adamdı. Bu sadece bir ihtimal. Üzerinden on yıllar geçti ve onun adına bir kez daha CIA raporunda rastladım. Bu bilgilere dayanarak onun hakkında yargıya varmam mümkün değil. Bu kişinin suçlu olup olmadığını değerlendirirken istemeyerek bir akrabasını ya da ailesinden birini gücendirdiysem onlardan özür dilerim.

Emperyalist, sadece CIA ve onun yöntemlerinden müteşekkil olmayan gerçek bir ölüm makinesi yarattı. Bush güçlü ve pahalı istihbarat ve güvenlik üzerine süper bir yapı oluşturdu ve ülkesindekilere demokrasi ve özgürlüğün nasıl bir şey olduğunu göstermek için tüm hava, deniz ve kara güçlerini dünyanın herhangi bir yerinde kullanılabilecek savaş, haksızlık, açlık ve ölüm aracı haline getirdi. Amerikan haklı yavaş yavaş bu gerçeği fark ediyor.

"Herkesi her zaman kandıramazsın" demiş Lincoln.

Fidel Castro Ruz

30 Haziran 2007

18:45

 

 

 

 

 

 

.
Download this file (Desert.jpg)Desert.jpg826 Kb
Salı, 05 Temmuz 2016 22:37 tarihinde güncellendi
 
 
mod_vvisit_counterBugün1382
mod_vvisit_counterDün2514
mod_vvisit_counterBu hafta9799
mod_vvisit_counterBu ay35841
mod_vvisit_counterTüm1606707