.
Nazım Hikmet'ten ıki şiir Daha PDF Yazdır E-posta

Bu makale 4493 defa okunmuştur.

Yazar Doğan Hızlan   
Salı, 30 Kasım 1999 02:00
ÇANKAYA Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi Yöneticisi Ömer Türkoğlu’ndan bir e-posta aldım.
Yazıda, Názım Hikmet’in kitaplarına girmemiş iki şiirini bulduğunu belirtiyordu.
Názım Hikmet’in bütün şiirlerini taradık, şair hakkında bilgi sahibi olanlara bu metinleri gösterdik, kitaplarda yer almadığı sonucuna vardık
Ömer Türkoğlu, şiirleri nasıl bulduğunun serüvenini iletti: "Küçük Asya’nın Bin Yüzü: Ankara kitabımızı hazırlarken (Suavi Aydın-Kudret Emiroğlu ve E. Deniz Özsoy’a birlikte) Milli Mücadele döneminde Ankara’da çıkmış yerel basını incelemek ihtiyacı duydum. Hákimiyet-i Milliye ve Anadolu’da Yeni Gün dışında başka dergilerin de bu şehirde basıldığından haberdardım. Nitekim bu çalışmalarım sırasında Názım Hikmet’in iki şiirine rastladım ve hemen notlarımı aldım..."

Köşemde Názım Hikmet’in kitaplarına girmemiş iki şiirini yayımlıyorum.

Ömer Türkoğlu’ya da çalışmalarını bizimle paylaştığı için teşekkür ediyorum.

Müşterek Zahmet (*)




Gözlerimiz

şeffaf

Temiz

Damlalardır

Her damlada

Demire can veren dehanın

Bir küçücük

Zerresi vardır

şeffaf

Temiz

Damlalarıyla gözlerimiz

Bir umman içinde birleşmeseydi eğer

Her zerre

Dağılsa idi başka bir yere

Dinamolarla durmayanları çiftçileştirerek

Çelik dağları sof bir klak gibi döndüremezdik!

Müşterek zahmetin şamateri

Yakan

*** *** çevirir akan

ıstimar(?) ateşini

şem’asız kibrit gibi söndüremezdik

şeffaf

Temiz

Damlalarıyla gözlerimiz

Bir umman içinde o kadar karıştı ki

Kaynayan suda buzu

Nasıl eritirse deniz(?)

ışte biz de

Birbirimizde

Öyle kaybolduk

Yükseldi müşterek zahmetin şamateri!

Demire can veren dehayı bulduk



Moskova / Názım Hikmet



*** *** ve (?) işaretleri metinde okunamayan bölümleri işaret ediyor.

(*) Názım Hikmet (RAN), Müşterek Zahmet, Yeni Hayat, Halk ıştirakiyyun Fırkası’nın Náşiri-i Efkárı, ıkaz Matbaası, Ankara, 5 Austos 1922, Sayı: 18. s. 6

Vehbi ve Náfi Kardeşlerimin Acılarına:

Aldığım Bir Mektup (**)

1337 Mart Ankara

Dün gece mektup aldım bir felakete dair

Siyah satırlarında şöyle yazılı:

"şair!

Bilmiyoruz nereden başlamalı biz söze

Kara bir hançer gibi zavallı gönlümüze

Saplanan son acıyı sen de duyuyor musun?

Yoksa hülyalarınla hálá uyuyor musun?

Boşluklara atılan ruhumuza bu bir sır:

Bilmiyoruz gönüller bu kadar yakın mıdır?

Dileriz derdimizi avutmasın seneler

Bize son vazifeni yapmış olursun eğer

Zavallı gönlümüzde bu derin mátemi sen

Rüba Beyin sesiyle ebedileştirirsen...

Ah bir hale düştük ki duysa káinat ağlar

Hem bir kardeş kaybettik, hem çok sevgili bir yár

Biz gurbette ağlarken o da gurbette öldü

Biz gurbete gömüldük, o toprağa gömüldü...

şimdi o uzaklarda, çok uzaklarda bizden!

Hayaline ağlayan yorgun gözlerimizden

Yüzü rüyalardaki yüzler gibi kayboldu.

Zaten o bir çiçekti bir çiçek gibi soldu

Bir bahçeye gitti ki açılmaz çiçekleri

Kahpe felek kendini bildiği günden beri

Gökler zulümleriyle bu kadar alçalmadı.

Artık güzelliklere imanımız kalmadı.

Hiçbir ümidimiz yok hiçbir gayemiz de

şair? Fani neşeyi artık arama bizde

şimdi biz bir hayale ağlarız için için

Tesellisi olmayan gönüllerimiz için

Sade ona kavuşmak tesellidir diyoruz

Ona kavuşmak için ölümü bekliyoruz



Müstensihi (Aktaran)

Názım Hikmet



(**) Názım Hikmet (RAN), Aldığım Bir Mektup, Anadolu Duygusu, ıkaz Matbaası, Ankara, 1337 (1921), Sayı: 7, s. 103.

 

Pazar, 02 Kasım 2014 11:19 tarihinde güncellendi
 
 
mod_vvisit_counterBugün982
mod_vvisit_counterDün1157
mod_vvisit_counterBu hafta5759
mod_vvisit_counterBu ay26504
mod_vvisit_counterTüm1766342