.
Jose Marti PDF Yazdır E-posta

Bu makale 3350 defa okunmuştur.

Yazar Jose Marti şiirleri   
Salı, 30 Kasım 1999 02:00

AYNI YALINLIKLA ÖLMEK ıSTERıM

Aynı yalınlıkla ölmek isterim

Kırda bir çiçek gibi, sakin, gösterişsiz.

Mum yerine yıldızlar parlasın üstümde

Yeryüzü uzansın altımda sessiz.


Ben aydınlık ve özgürlük delisiyim

Varsın hainleri gizlesinler soğuk bir taş altında

Dürüstçe yaşadım ben, karşılığında

Yüzüm doğan güneşe dönük öleceğim.


OMUZUMDA

O, omuzumda oturuyor benim, 
Kimseye görünmeden: 
Yabancı göze görünmez 
Onu yalnız ben görebilirim. 
şakaklarımı okşuyor tatlılıkla 
Ve sıcaklığıyla ellerinin 
Hafifletiyor ağırlığını 
Dayanılmaz acıların: 
Istırapla mıhlandığımda, 
Kederle çarmıhlandığımda, 
Ve hayatın boyunduruğunda 
Donduğunda kanım; 
Ve bir ölüm öpücüğü gibi 
Acı, deldiğinde kafatasımı, 
Odur silen alnımdaki teri 
Sevecen eliyle. 
Ayaklarımı çelip de 
Beni yolun ortasında 
Deviren yorgunluk 
Ansızın siliniverir! 
Ve hazırım yeniden 
En uzak yollara gitmeye; 
ıçimde bir sevinç 
Dudaklarımda bir gülüşle; 
Bu demektir ki 
Oğlum öptü beni; 
Omuzumda oturan, 
Kimsenin görmediği.


ALACALI TÜY SORGUÇLAR

Kadehte nasıl 
Altın kabarcıkla 
Fıkırdarsa ruhu 
Saydam şarabın;  Denizde nasıl 
Beyaz bir sırt gibi eğmeçlenerek 
Köpürür, 
Sonra yatışırsa dalga;  Ovada nasıl 
Hoplayıp zıplarsa taylar 
Oynayarak ve ışıldayarak 
Sabahları; 
Kah ansızın kişneyerek 
Kah dörtnala fırlayarak 
Salarak gür yelelerini 
Rüzgara;  ışte öyle 
Fıkırdıyor bende de düşünceler, 
Sokuluyorlar ayaklarına senin 
Altın köpükler benzeri; 
Ya da uysalca 
Baş eğiyorlar oğlum 
Önünde senin 
Alacalı tüy sorguçlar gibi.


BENıM SAKıM

şarap, arkadaş 
Sunma bana: 
Yok dünyada 
Hiçbir mahzende 
Öyle bir şarap 
Dindirebilecek 
Susuzluğumu benim. 
Ve yok 
Kadehler arasında 
O kadeh 
Dudaklarıma 
ıçine düşeyim. 
Sakim benim 
Unutur muyum seni? 
Başka bir şarap 
ıçmeyeceğim.


RUHUMUN OğLU

  Ey ruhumun oğlu! 
Her yerde dalgalanıyorsun, 
Gece fırtınalarının dalgalarını 
şafakla yatıştırıyorsun. 
Fakat acı günlerin köpüğü 
Bulanık ve ağır 
Fırlatıyor seni yeniden 
Gecelerimin diplerine... 
Sen, ruhumun 
Ardına kadar açık 
En gizli yerlerine 
Sevgiyle bekçilik ediyorsun; 
Koruyorsun onu 
Bütün saldırılara karşı. 
Ne zaman 
Bir an için gitmen gerekse 
Sıkıntılar 
Hızla yöneliyor içime. 
Fakat sen 
Karanlık eşikte 
Açarak beyaz, geniş kanatlarını 
Onu engelliyorsun. 
Bir şafak aydınlığıyla 
ıyileştiriyorsun gecenin acılarını, 
Karşılıyorsun beni 
Sabahın dalgalarında. 
Beni ağır uykumdan kaldıran 
şafağın parlaklığı değil 
Senin ellerinin dokunuşudur 
Yastığıma kadar ulaşan... 
Varsın herkes 
Senin burada olmadığını söylesin, 
Desinler ki 
Sen uzak bir ülkedesin; 
Ah, nasıl da aptallar, 
Haksızlar nasıl da! 
Ruhun benimledir 
Sen benimlesin; 
Onlar içinse 
Sadece bir gölgesin; 
Onlar, bir gölgeye sahipler. 
Uçup geliyor uzaktan 
Çevik kanatlarında rüzgarın 
Yakıcı parıltısıyla 
Senin her bakışın. 
Onunla ısınıyorum 
Ve sevinçle donanarak 
Topluyorum hasadını 
Aydınlık bakışlarının. 
Sen onları gecenin sessizliğinde 
Yıldızlar gibi saçıyorsun, 
Her yerde dalgalanıyorsun 
Ey ruhumun oğlu!


GÜZEL KOKULU ELLER
 
Bilirim zarif elleri 
Ve güzel kokularını onların; 
Bilirim nasıl 
Sarılırlar boyna 
Ve beden onlara doğru 
Açılarak bir gül gibi 
Bitkin düşer 
O güzel kokuları solumaktan. 
Ve kan çarpar şakaklarda, 
Sanki al damarlarda 
Bilinmez kuşlar 
Kızıl kanatlarını çırpmaktadır; 
O hafif ellerin dokunuşu 
Alazlanmış tende 
Yaşamın rüzgarlarıyla 
Uçuşur kelebek gibi, 
Ve cansız bedeni 
Yeniden diriltirler. 
Fakat zarifliğini bu ellerin 
Onların güzelliğini 
Ben değişirim duraksamadan 
Başka ellerle, 
O minik ellerle, 
Boynunda bir babanın 
Büyülü bir gerdanlık gibi 
Sımsıkı birleşen. 
Eksik olsun zarif ellerin güzelliği 
Ve güzel kokuları onların!


BENıM şÖVALYEM

Sabahları oğlum 
Minicik oğulcuğum 
Kocaman bir öpücükle 
Uyandırırdı beni. 
Sonra bir atlı gibi 
Otururdu göğsüme 
Dizgin yerine 
Tutup saçlarımı 

O, sarhoş olurdu mutluluktan 
Ben mutluluktan sarhoş olurdum. 
şövalye, beni 
Mahmuzlardı bağırışlarla 
Ah, o şirin mahmuzlar 
ıki tazecik ayaktı. 
Ah, nasıl da gülerdi 
Mutlu şövalyem benim! 
Nasıl da öperdim ben 
Tek bir öpücüğe sığan 
O iki ayakçığı!




GUANTANAMERA


Dürüst bir insanım ben,

Palmiyeler ülkesinden.

Ölmeden önce, paylaşmak isterim

Ruhumdan akıp gelen bu şiirleri.


Guantanamera! Guajira!

Guantanamera!

Guantanamera! Guajira!

Guantanamera!


şiirlerim parlak yeşildir,

Ama yine de kızıl alevler gibidir.

şiirlerim yaralı bir ceylana benzer,

Dağda kurtarılmayı bekler.


Guantanamera! Guajira!

Guantanamera!

Guantanamera! Guajira!

Guantanamera!


Dikiyorum bir ak gül fidanı

Haziranda ve Temmuzda

Çünkü samimi dost

Elini vermiştin bana.


Guantanamera! Guajira!

Guantanamera!

Guantanamera! Guajira!

Guantanamera!


Ve zalimin biri parçaladığı için

Beni yaşatan yüreğimi.

Dikmem ne bir ayrıkotu ne de çakır dikeni

Dikerim bir ak gül fidanı.


Guantanamera! Guajira!

Guantanamera!

Guantanamera! Guajira!

Guantanamera!


Dünyanın yoksul insanlarıyla,

Neyim varsa paylaşmak isterim.

Dağların cılız dereleri

Denizlerden daha mutlu eder beni.

Pazar, 02 Kasım 2014 10:48 tarihinde güncellendi
 
 
mod_vvisit_counterBugün424
mod_vvisit_counterDün1272
mod_vvisit_counterBu hafta3394
mod_vvisit_counterBu ay35263
mod_vvisit_counterTüm1478602