.
'ERIKLER ÇIÇEK AÇTIGI ZAMAN' PDF Yazdır E-posta

Bu makale 3686 defa okunmuştur.

Yazar Abdurrahim Sercan   
Pazar, 09 Haziran 2013 10:36

Tayfun Cinemre , yöreyi bilen Kadir Manga ile daha önce kararlastirilan mezra evine gider. Arkadaslari da oradadir. Yemek yedikten sonra evden ayrilan ekip, gece yarisi, konaklayacaklari Ilicak Magarasi'na dogru yola çikar. Her taraf göz gözü görmez zifiri karanliktir.

Birbirlerini kaybetmemek için herkesin tuttugu bir ip yardimiyla yollarina devam ederler. Sonuçta magaraya varilir. Yorgun olduklari için herkes

bir tarafa yigilir. Tayfun Cinemre, Deniz ile Yusuf'un kullandigi motosiklet kendinin oldugu ve artik ismi açiga çiktigi için ismi desifre olmamis Metin

Güngörmüs' ün kimligini yanina alir.

Mehmet Nakipoglu , Cinemre'yi Malatya-Ankara yoluna kadar götürür, orada birakir ve geri döner. Cinemre, Malatya-Ankara yolunda bir arabaya binerek Ankara'ya gider. Ankara'da Hüseyin Inan'la bulusan Tayfun Cinemre, Hüseyin Inan'a arkadaslarinin kendisini nerede bekleyeceklerini

söyler.

Dagda bulunanlar, Hüseyin Inan'i getirmesi için Mehmet Nakiboglu'nu Ankara'ya gönderir. Hüseyin Inan, çok sevdigi bir söz olan, ''Erikler çiçek açtigi zaman'' sözüne uygun bir zamanda, daga çikmak amaciyla Mehmet Nakiboglu ile Ankara'dan ayrilmaya karar verir.

Bir sorun çikmamasi için Hüseyin ile Nakiboglu, ilk önce, Gölbasi çikisinda arkadaslarinin getirecegi otomobili bekleyeceklerdir. Haymana yol güzergâhinda Mogan Gölü kiyisinda bekleyen Hüseyin ile Nakiboglu,arkadasinin getirdigi otomobile binerek Ankara'dan ayrilir. Inan ile Nakiboglu, 23 Mart 1971 Sali günü sabahi saat 03.30 siralarinda Kayseri'nin Pinarbasi ilçesine varir. Hüseyin ile Nakiboglu, biraz dinlenip,

sonra da yollarina devam etmek için Hüseyin Inan'in dayisi Kemal Kalayci 'nin evine gitmeye karar verir.

'MÜCADELEMI YAPTIM VE BURAYA KADAR GELDIM'

Hüseyin Inan'in ugrayabilecegi düsüncesiyle güvenlik kuvvetleri, Pinarbasi ile Pinarbasi'na bagli Yaslipinar köyünü abluka altina almistir. Yaslipinar

köyünde Inan ailesinin tanidigi Mehmet Bayrak ve ogullari vardir. Hüseyin, hem akraba evi olan hem de ortaokulu okudugu dönemlerde kaldigi eve gidip biraz dinlenecek ve biraz yemek yiyecektir. Sabaha karsi dedesinin kapisini çalar. Kapiyi dedesi Haci Kalayci açar, Hüseyin ve arkadasini içeri buyur eder. Haci Kalayci'nin hanimi Zeliha Hanim, Hüseyin ve arkadasina, hemen bir kahvalti hazirlar. Hüseyin ile Nakiboglu, kahvaltiyi yaptiktan sonra, biraz dinlenmek için uyumaya hazirlanir. Kemal Kalayci, evinin bitisiginde evi olan damadi Hüseyin Saribas 'in yanina

gider, ''Hüseyin bizim evde. Bir de arkadasi var yaninda. Eger onlari evde yakalarlarsa veyahut da bizim evde oldugu haberini alirlarsa mahalleli bundan zarar görür. Ne yapayim, bana bir fikir ver'' der.

Saribas ''En iyisi teslim olmasidir. Ben gider karakol kumandani ve kaymakam ile konusurum. Bu isi olaysiz hallederiz'' dedikten sonra karakola gider ve ''Hüseyin Inan, dedesi Haci Kalayci'nin evinde'' diyerek, haber verir. Karakol kumandani ''Elimizdeki ekibin büyük çogunlugu Yassipinar'a gitti. Elimizde yeterince güç yok'' deyince. Saribas ''Sadece iki kisiler. Kimsenin burnu kanamadan onlari biz size teslim edecegiz'' der.

Güvenlik kuvvetleri, Haci Kalayci'ni evini ablukaya alir ve Hüseyin Inan ile Mehmet Nakipoglu'na, ''Teslim ol" çagrisi yapar. Dedesi Haci Kalayci, Hüseyin'e ''Hüseyin, ev sarildi. Kimsenin cani yanmadan teslim ol'' der ve Hüseyin'in

yastik altina koydugu bir tabancayi alir. Aralarinda

su konusma geçer:

''Dede, sen aradan çekil. Ben, çemberi yarar kurtulurum.'' 

''Hayir Hüseyin. Sadece beni düsünme. Mahalleliyi de düsün. Eger sen teslim olmazsan hem bizim aile hem de mahalleli zan altina girer. Gel, teslim ol.''

''Sen karisma dede! Kimseye bir sey olmaz. Ben, kurulan çemberi yarar çikarim.''

''Sen bu çemberden kurtulamazsin. Teslim olmazsan hakkimi helal etmem.''

Hüseyin, ortaokulu okurken üç yilini dedesi Haci Kalayci ile dayilari Kemal, Kamil ve Aziz Kalayci 'nin

yaninda geçmistir. Üzerinde çok emegi vardir. Hüseyin'in dedesi fakir bir ailedir. Aile, geçimini at arabasi ile yaptigi tasimacilikla yapmaktadir. Sonunda Hüseyin, teslim olmaya karar verir.

Inan ve Nakiboglu, sabaha karsi saat 04.30'da jandarmaya teslim olur. Kayseri'ye götürülen Hüseyin Inan, burada, maksat ve

gayeleri hakkinda sunlari söyler:

''Biz, bagimsiz Türkiye ideali için mücadele ediyoruz. Bunu saglayip basta Amerikan emperyalizmi olmak üzere, ülkemizi

sömürenleri kovduktan sonra, sosyalist Türkiye'yi kuracagiz. Ve dagitima önce babamin mal varligindan baslayacagim. Ben mücadelemi yaptim ve buraya kadar

geldim. Bundan sonra da devam edecegim. Suçlarim sabittir, gizlemiyorum. Verilecek cezayi çekmeye hazirim.

'' Hüseyin Inan ve Mehmet Nakiboglu, ayni gün Ankara'ya getirilerek, Jandarma Komutanligi'na teslim edilir.

THKO'nun lider kadrosundan Deniz, Yusuf ve Hüseyin'in yakalanmasindan sonra geride sadece Sinan kalmistir. Gelismeleri ögrenmek, Ankara'da ve diger bölgelerde bulunan arkadaslarini daga götürmek amaciyla Mustafa Yalçiner , Ankara'ya gider. Yalçiner, 2 Nisan 1971

Cuma günü, Hasan Ataol, Mehmet Asal, Fevzi Bal, Osman Bahadir, Metin Yildirimtürk ve Ercan Öztürk 'le trene binerek Ankara'dan yola çikar. Tren, Akçadag'a yaklastigi zaman Yalçiner ve arkadaslari, istasyonda herhangi bir sorunla karsilasmamak için trenden atlar.

Yalçiner ve arkadaslari, trenden atladiktan sonra yürüyerek Mustafa Göçmen 'in evine varir. Bu sirada Hasan Ataol hastalandigi için Ankara'ya geri gönderilirken diger grup, dagdaki arkadaslarinin yanina gider. Şehirden yeni kadrolarin gelmesiyle dagdaki kadrolarin sayisi ve gücü artmistir. Fakat dagdaki yasama uyum saglamak üniversite kampuslarindan gelenler için kolay degildir. Bu nedenle zaman zaman aksilikler çikar.

Cengiz Baltaci ile Metin Yildirimtürk'ün Arap (Sarikaya) Magarasi'nda sakladiklari bir Alman filintasi, bir bez kolonluk kirk fisek ve bir gözü

ayarsiz dürbün, Ikinciler köyünden Nesim Laçin, Ali Gülbidak, Musa Ari ve Ali Aktas isimli çocuklar tarafindan bulunur. Çocuklar, magarada bulduklari silah ve malzemeyi P.T.T.'nin Ikinciler köyündeki radyolink istasyonunda bekçilik yapan Hasan Bektas 'a teslim eder. Magaradaki silah ve malzemeyi almaya gelen THKO ekibi, malzemelerin yerinde olmadigini görür. Magaranin civarinda Ikinciler köyü ile Bölüklü köyü bulunmaktadir. Haci Tonak Ikinciler, Mustafa Çubuk Bölüklü köyündendir. Yapilan sorusturma sonunda silah ve malzemenin Ikizler radyolink istasyonunda oldugu ögrenilir. Silah ve malzemeleri geri almak için Sinan, Haci Tonak, Mustafa Yalçiner ve Cengiz Baltaci,

24 Nisan 1971 Cumartesi günü aksama dogru radyolink istasyonuna gelir.Istasyonun bekçilerinden Hasan Aktas ile Ali Laçin istasyonun bahçesindeki agaçlari sulamaktadir.

Haci Tonak, silahiyla bekçilerin yanina gelerek ''Bulunup size getirilen silahlar sizde imis, onlari bana verin, vermezseniz iyi olmaz, burayi havaya uçururuz,devletin milli serveti de heba olur'' der.

Bu arada Sinan ve iki arkadasi da silahlarini bekçilere dogrultmuslardir. Dürbün, bekçi Ali Laçin'in küçük oglunun boynunda asilidir. Sinan, boynundaki bozuk dürbünü çocuga verir, Cengiz Baltaci'nin getirdigi biraz daha iyi dürbünü alir, boynuna takar. Malzemeler ve silah alindiktan sonra Sinan, Ikinciler köyünden olan Haci Tonak'a, ''Sen bunlarin evlerini biliyorsun. Ihbar ederlerse cezalarini veririz'' der. Haci Tonak

da bu ihtari tasdik eder. Dagdaki erzaklari tasimak için Sinan, Tuncer Sümer'e, ''Bir katir satin al, getir'' der. Tuncer Sümer, gider bir katir satin alir,

kampa getirir. Metin Yildirimtürk, katira, ''Nazmiye'' ismini takar.

SOFÖR KARAALI BORAN OLAYI

Dagdaki THKO ekibi, Elbistan ilçesi Nurhak bucagi Egen geçidinde kamp kurmustur. Kamp kurulan geçidin hemen güneyinde Kullartatlar köyü vardir. Erzak almak için Kullartatlar köyüne gidilerek köyün bakkalindan alisveris yapilir. Kullartatlar köyü bakkali Hasan Koçak , erzak alanlardan süphelendigi için muhtara haber verir.

Köyün muhtari da 22 Mayis 1971 Cumartesi günü, Elbistan ilçesi Jandarma komutanina olayi bildirir. Tuncer Sümer ile Fevzi Bal, erzaklari

Malatya'dan Dogansehir'e götürebilmek için 23 Mayis 1971 Pazar günü Karaali Boran 'a ait cipi kiralar. Ciple birlikte Kullartatlar köyünün güneyindeki Sirikli Yaylasi'nin çikis basina kadar gelinir. Tuncer Sümer, erzagin tasinmasi için arkadaslarina haber verir. Mustafa Yalçiner ve üç arkadasi erzaki almak için cipin yanina gelir. Erzak tasinirken Fevzi Bal, cip ile soförün basindadir. Bu arada, bir kir bekçisi ile dört avci, cipin bulundugu yere dogru yaklasirken cipin soförü Karaali Boran, ''Allahini seven bana yardim etsin'' diye bagirir. Kir bekçisi, bir el ates

eder. Fevzi Bal, kendini yere atar. Bu firsattan yararlanan soför Karaali Boran, cipine atlayarak Kapidere istikametine dogru hizla yol alir. Soför

Karaali Boran, daha sonra, olayi Gölbasi Ilçesi Jandarma Komutanina anlatir.

ELROM ILE IBRAHIM ÖZTAS ÖLDÜRÜLÜYOR

Atilla Keskin, bu sirada, Malatya'daki dag karargâhindan ayrilarak, ilk önce Ankara'ya gelir. Daha sonra, Istanbul'a gider. Bu sirada, Hasan Ataol

ile Ismail Tayfun Cinemre, Ankara'da bir motosiklet çalar. Tayfun Cinemre ile Fevzi Alkan , motosikletle,  Hasan Ataol, Gülay Özdes, Türkân Sabuncu da trenle, 15 Mayis 1971 Cumartesi günü Istanbul'a gelir. Gülay Özdes, Türkân Sabuncu, Atilla Keskin, Tayfun Cinemre, Istanbul Senlikköy'de Kadri Çagli 'nin akrabasinin evinde, Hasan Ataol da Emirgan'da ablasi Lütfiye Hanim' in evinde kalir. 17 Mayis 1971 Pazartesi günü,

Israil baskonsolosu Ephraim Elrom , THKP-C'liler tarafindan kaçirilir. Elrom'u THKO'lular da kaçirmak istemislerdir. Nahit Töre , bu konuda özetle söyle demistir:

''Atilla Keskin'in doktor olan agabeyisinin otomobilini bu istihbarat islerinde kullandik. Elrom hakkinda bazi bilgileri Istanbul Tip Fakültesi'nde

okuyan Suriyeli bir ögrenci hem bize hem de THKP-C'lilere veriyordu. Fakat, THKP-C'liler daha erken davrandi.

'' Münir Ramazan Aktolga , bu konuda sunlari anlatmistir:

''Elrom'u kaçirmayi THKO'cular çoktandir düsünüyorlarmis ve bu konuda epey arastirma da yapmislar. Bizim Ankara'dan hiçbir sey yapilmasin

dememiz üzerine, Istanbul'daki Mahir'lerin durumunu bu biraz etkiliyor saniyorum. Daha sonra Elrom kaçirilinca ilk anda belirli isimler ilan edildi. Bu isimler içersinde Cihan Alptekin'in arkadaslarinin da isimleri vardir.''...

''Sinan Cemgil'ler Nurhak Daglarinda radyodan Elrom'un kaçirildigini duyunca Kürecik'teki Radar Üssüne Amerikalilari kaçirmaya

gidiyorlarmis ve Elrom'un kaçirilmasi isi bir parola imis. Yani, Elrom kaçirilinca dagdakiler de orada bulunan Amerikalilari teslim alacaklar, böylece, hareket bütünlesecekmis. Bunu bizzat dagda olaylari yasayan Fevzi Bal, Ertugrul Kürkçü'ye anlatmis.''

Elrom'u bulmak amaciyla Istanbul'da bütün ev ve isyerleri Emniyet güçleri tarafindan 22 Mayis 1971

Cumartesi günü aranir. Bu aramada, Nahit Töre, Ali Aydin Çig, Cemal Alpaslan Ertug ve Ibrahim Öztas,Nigar Sancak 'in Beyoglu, Tünel'de bulunan kapisina disardan kilit vurulmus dershanesinde saklanir.

Cezaevlerinde bulunan devrimci tutuklularin serbest birakilmasi için kaçirildigi söylenen Elrom, bu aramada ölü olarak bulunur. THKO militanlarindan Ibrahim Öztas ise Izmir'de güvenlik kuvvetleriyle girdigi çatisma sonrasinda öldürülür.

Bu sirada, Ankara ve Istanbul'dan gerilla savasi yapmak üzere daga çikmak amaciyla yola çikanlar yakalanir. Ankara'dan yola çikan Fahri Dogu, Ömer Balköse, Seref Gürle, Mustafa Uslu ve Erkan Ertan Tokat'a bagli Erbaa ilçesinin Kozlu bucagina bagli Findicak köyüne 2 km uzakliktaki orman içinde silahlariyla birlikte, 23 Mayis 1972 Pazar günü yakalanir.

Deniz Gezmis ile Yusuf Aslan, Sivas yolu ile Malatya'ya giderken Sarkisla ilçesinde 16 Mart 1971 Sali günü gece yarisi yakalanir.

Sinan Cemgil'den Ibrahim Kaypakkaya'ya, Yusuf Aslan'dan Deniz Gezmis'e uzanan yolculuk bir bir safak vakti sona erer. Jandarmalarla çatisan grupta önce Kadir Manga, daha sonra Alp ve Sinan can verir 

Nurhak Daglari'nda susan silah 

J andarma ve köylülerin açtigi ates sonunda ilk Kadir Manga vurulur. Gögsünden vurulan Kadir, yarim dakika sonra ölür. Ölümler pes pese gelir.

Kadir'in arkasindan iki-üç kursun yarasi alan Alp, hemen can verir. Bacagi ve omuzu kanayan Sinan, yari ayakta, kuru bir agacin arkasinda siper almistir. Otomatik silahiyla kesik kesik etrafi tarar. Bir süre sonra Sinan'la birlikte silahi da susar.

I smail Tayfun Cinemre ile Cihan Alptekin, Elrom olayindan sonra, Adiyaman civarinda bulunan arkadaslariyla bulusmak üzere Istanbul'dan ayrilmaya karar verir. Senlikköy'de ayni bahçe içindeki evlerin birinde Kadir Çagli ile Zeki Tekes , digerinde ise THKO'nun bazi kadrolari oturmaktadir.

Cihan Alptekin, Istanbul'dan ayrilacagi zaman, kapi komsulari Zeki Tekes'le de vedalasir. Cihan, veda sirasinda Zeki Tekes'e, ''Arkadas, size ancak 24 saatlik bir teminat verebiliyorum. Bir aksilik olur enselenirsem 24 saat dayanacagim ve konusmayacagim. 24 saatten sonra kimse

bana güvenmesin'' der. Cihan ile Tayfun Cinemre, motosikletle 31 Mayis 1971 Pazartesi günü Istanbul'dan yola çikar. Cinemre ile Alptekin, dikkati çekmemek amaciyla Tekirdag, Çanakkale üzerinden Adiyaman

civarinda bulunan arkadaslarinin yanina gideceklerdir. Fakat, Alptekin ile Cinemre, Tekirdag'a 7 kilometre uzakliktaki Degirmenalti mevkiinde Emniyet güçleri tarafindan durdurularak kimlik tespiti yapilir. Cihan, YSE teknisyenlerinden Ali Erkinel 'e, Tayfun Cinemre,

Metin Güngörmüs 'e ait kimlik kartlarini Emniyet mensuplarina gösterir. Emniyet mensuplari, Cihan ve Tayfun'dan, bu kez, nüfus cüzdanlarini ister. Bunun üzerine Cinemre ile Alptekin, motosiklete binerek Hayrabolu civarina kaçmaya çalisir. Asker, polis ve çevre halki tarafindan takip edilen Tayfun ile Cihan, kisa bir süre sonra yakalanir.

EKIP, IKIYE AYRILIYOR

Cihan ile Tayfun, Istanbul'dan ayrilmayi düsündügü günlerde, dagdaki ekip de elestiri-özelestiri yapmak amaciyla, iki gün süren toplanti yapar. 25 Mayis 1971 Pazartesi günü, yapilan toplantida, soför Karaali Boran olayi nedeniyle Tuncer Sümer, suçlu görülür ve cezalandirilir.

Verilen cezaya göre Tuncer Sümer'in ekip komutanligi sorumluluklari alinir. Yerine Ahmet Erdogan getirilir. Dagdaki yeni komuta söyle

olusturulur:

Sinan Cemgil, Mustafa Yalçiner, Alpaslan Özdogan ve Ahmet Erdogan. 26 Mayis 1971 Sali günü de yeni seçilen komutanlar toplanir. Toplantida, iki eylem karari alinir: Birincisi Kürecik'te bulunan radar üssünün basilmasi, ikincisi: Gaziantep'ten Adiyaman'a para tasiyan arabanin soyulmasi. Bu eylemleri yapmak için Sinan Cemgil'in baskanliginda sekiz kisilik bir ekip olusturulur. Diger ekibin sorumlulugu Osman Arkis, Ercan Öztürk ve Semih Orcan'a verilir. Binbogalar'a gidecek bu gruba, hangi köylerde, kimlerle bulusulacak hepsi anlatilir. Karara göre, Karahan gedigindeki radarda kaç tane Amerikali subayin oldugu tespiti yapilacak ve onlar kaçirilarak karsiliginda Deniz, Hüseyin, Yusuf ve diger tutuklu

arkadaslari istenecektir.

Tuncer Sümer'e, Gaziantep Merkez Bankasi'ndan Adiyaman'a para tasiyan arabanin Gölbasi'ndan geçtigi gün ve saatinin istihbaratini

yapma görevi verilir. Tuncer Sümer, bu istihbarati yapmak için Besnili Hasan Dalkiliç 'i görevlendirir. Teslim Töre'ye, hem Maras'a kadar uzanan dag eteklerindeki köylerle iliski kurmasi, hem de Karahan gedigindeki Amerikan radarinin kesfinin yapilmasi görevi verilir. Sinan, Alpaslan Özdogan, Mustafa Yalçiner ve Ahmet Erdogan, yeniden toplanir.

Toplantida yapilan konusmalardan sonra Tuncer Sümer'e komutan sorumlulugunun yeniden verilmesi kararlastirilir. Sinan, Teslim Töre ve Osman Arkis, alinan karari gider Tuncer Sümer'e anlatir ve Binboga'ya gidecek ekibin basina tekrar komutan yapildigi söylenir. Tuncer Sümer'le bulusulan yerde yeni bir toplanti daha yapilir. Toplantidan sonra dagda bulunanlar, daha sonra, bulusmak üzere ikiye ayrilir.

Sinan'in liderligindeki ekipte Sinan Cemgil, Mustafa Yalçiner, Alpaslan Özdogan, Ahmet Erdogan, Kadir Manga, Haci Tonak, Metin Güngörmüs vardir. Bu ekibin amaci, Akçadag-Kürecik Karahan gedigindeki Amerikan tesislerini ele geçirerek, içerde bulunanlari Deniz'lere karsilik olarak rehin almaktir.

Tuncer Sümer liderligindeki ekipte ise Tuncer Sümer, Osman Bahadir, Metin Yildirimtürk, Mehmet Asal, Semih Orcan, Yusuf Aslan (Elazigli), Hüseyin Cemal Özdogan, Sadik Soysetenci, Cengiz Baltaci, Fevzi Bal, Osman Arkis, Recep Sakin, Ercan Öztürk, Mustafa Çubuk, Adem Topal

vardir.

Bu grubun amaci, banka parasi nakleden bir araci Malatya- Adiyaman karayolunda pusu kurarak soymaktir. THKO ekibinin Malatya ve Adiyaman çevresinmde olduklari hakkinda resmi görevlilere ihbarlar gelmektedir. Kahramanmaras Valisi Adil Aktan , 26 Mayis 1971 Çarsamba günü su açiklamayi yapar:

''Elbistan'in Nurhak Bucagi çevresindeki Nurhak Dagi civarinda avlanan avcilar, asker elbisesi giymis bazi gençlerin kirlarda dolastiklarini görmüs ve ilgilileri haberdar etmislerdir. Yapilan ihbarlar üzerine gerekli incelemelerde bulunulmaktadir.''

THKO ekibinin iki gruba ayrilmasindan sonra yasanan olaylari, operasyonlara katilan Emekli Jandarma Kidemli Albay Yilmaz Erkekoglu, söyle anlatmistir: ''29 Mayis 1971 günü saat 21.00'de Sinan Cemgil grubu, eylem bölgesine gitmek üzere ayrilir. Ayrilis çok hüzünlü olur. Herkes

birbirine içten duygularla sarilirlar. Zor kosullarin yarattigi ufak kirginliklar yerini göz yaslarina terk eder. Çiktiklari yolculugun sonunu biliyor gibi

davranislari vardir. Üzüntü ve donukluk bütün güçlerini alip götürür. Dilleri sanki kilitlenmis, beyinleri durmus gibidir. Konusacak kelime ve konu

bulmakta güçlük çekerler. Tekrar bulusma umutlari çok zayiftir. Ayrilanlarin arkasindan geride kalan grup, onlar gözden kaybolana kadar yasli gözler ile arkalarindan bakarlar.

Sinan Cemgil grubu, yapilan plana göre Haydarli tren istasyonuna kadar yaya gidecekler, oradan trene binerek Akçadag istasyonuna

ineceklerdir. Birinci asamadaki bölgenin yabancisidirlar. Ellerinde bölgenin genel durumunu gösterir harita da yoktur. Eylemin baslangiç zorlugu

buradan baslamaktadir. Önce araziyi kesfedecekler, sonra yürüyecekler, daha sonra tekrar kesfedeceklerdir. Bu amaçla Haci Tonak'i mahalli köylü kiligina sokarlar ve guruba kilavuzluk görevi verirler. Haci Tonak zaten köy kökenli kavruk bir Anadolu çocugudur. Görecegi islevin yabancisi

degildir. Arkalarinda yalniz sirt çantalari vardir. Bütün lüzumsuz esyalari gömmüslerdir. Yüklerin azligi ve yalçin arazinin Gölbasi ovasina dogru devamli alçalisi intikali kolaylastirir.

Fakat önlerine tekrar yüksek bir silsile çikar. Bu Inekli Dagi'dir. Zirvelere yönelmektense çatak ve dere yataklari tercih edilir. Onlar da öyle yaparlar. Bir dere yatagini seçerler. Dere yataklarinin en begenilmeyen yönü, çevredeki yuvarlak taslari sinesinde barindirmasidir.

Köseliler yumusak tabana saplanir kalirlar. Yürürken bu yuvarlak taslara çarpmamak ve basmamak gerekir. Fakat gecenin karanligi bu yeteneginizi elinizden alir. Düse kalka, sendeliye yuvarlana yürürsünüz. Zor bela dere yatagini geçerler, hafif meselik bir düzlüge ulasirlar. Gece yavas yavas yerini aydinliga terk etmektedir. Gün agarmadan bu tepelerin sonuna ve ovayi görecek bir noktaya ulasmak zorundadirlar. Sag

yanlarinda bir bag, sol taraflarinda biraz daha sik bir meselik sirta dogru yükselmektedir. Meselige dogru yönelirler, toprak bir yolu takip ederler ve ovayi görürler. Ulasmak istedikleri ilk noktaya gelmislerdir. Dürbünle ovayi gözlerler, demiryolunu arastirirlar. Evet siyah bir kil gibi ovanin

ortasindan demiryolu, karayoluna bir yaklasip, bir uzaklasip gitmektedir. Fakat gündüz gözü ile ovanin silahli olarak asilmasi olanak disidir. Zaten bütün gece yürüyüp çok da yorulmuslardir. Meseligin içine dalip kuytu bir yere çökerler. Günün agarmasi ile birlikte köy hayvanlarini yukari daga çikaran Inekli köyü çobani, meseligi takiben otlaga dogru yürümektedir.

Meselikteki gerilla grubunu görür. Hiç istifini bozmaz. Çok da korkmustur. Köyde aksamlari bir yigin silahli adamlarin komsu daglarda dolastigini

dinlemektedir. Hayvanlari yaya yaya sirti dolandirir. Gerillalarin gözetleyemiyecegi noktaya gelince, hayvanlari kendi basina birakir. Kosarak köye gider ve nefes nefese muhtara haber verir. Köyde telefon vardir. Muhtar, Gölbasi Jandarma Komutani'na durumu iletir. Basçavusun mevcudu azdir. Köyde eli silah tutan herkesin kendisi gelene kadar hazir olmasi talimatini muhtara iletir ve bir pikap jandarma ile Sinekli köyüne hareket eder. Köye geldiginde silahli köylüler de hazirdir. Çobanin kir gerillasini gördügü noktaya ters bir sirti tirmanarak çikarlar. Kir gerillasi yorgunluktan kimildayacak durumda degildir. Buna ragmen lider, gidilecek istasyonun kesfi için Haci Tonak'i yanina alir. Haci Tonak, tasidigi Akabe

modeli makineli tabancayi Ahmet Erdogan'a teslim eder. Sinan Cemgil'de Kalesnikof marka, omuzlugu ayri, dipçigi ayri kilitlenen makineli tabanca vardir. Sinan Cemgil ile Haci Tonak, ovayi ilk gördükleri sirta dogru yürümektedirler. Haci Tonak önde gitmektedir.

Sirti asarlar ve ovayi görürler. Gözleri hep ovada ve onu bastan basa kat eden demiryolundadir. Haci Tonak, asagidan sirta tirmanan köylüler ile jandarmalari görür ve 'Hoca' diye bagirip kendini yere atar. Sinan Cemgil, geriye ani bir dönüs yapar. Bu sebeple tel gözlügü gözünden firlar. Ileri derecede miyoptur. Gözlüksüz ileriyi görme olanagi yoktur. Gelenler önce, 'Teslim olun' ihtari yaparlar, ates etmezler. Sinan

Cemgil, boynuna asili Kalesnikofu koltugunun altindan öne dogru kaydirip diz çökünce gelenler ates ederler.

Sinan Cemgil, kisa bir darbe atisi yapar ve vurulur. Atisi gözleri görmedigi için rastgeledir. "

SINAN: NEHIRI GEÇEMEYIZ

Haci Tonak da olayi söyle anlatmistir:

''Biz, bir hayli kalabalik bir gruptuk. Ve epeyçe bir uzun süre de dagda kalmistik. Ve artik, bir seyler yapmak gerekiyordu. Hiç bir sey yapmamis olmak, eylemsiz kalmak duygusu kemiriyordu içimizi. Ikincisi, 12 Mart'tan sonraki tutuklamalar, baskinlar, öldürülen arkadaslarimiz. Bunlar da bizi bir an önce bir seyler yapmaya zorluyordu. Ve özellikle Deniz'lerin yakalanmasindan sonra ve onlarla ilgili idam edilecekleri veya kursuna dizilecekleri seklindeki rivayetlerin yayilmasindan sonra, biz bir an önce bir seyler yapma geregini duyduk ve grubun içinde belli bir kesimi alarak Amerikan üssünü basmaya karar verdik. Amacimiz Amerikan üssüne girmek, oradakileri rehin almak ve onlara karsilik arkadaslarimizi

istemekti. Ama ayni zamanda da o üssü tahrip edecek hazirliklarimiz vardi. O sirada Sirikli Yaylasi denilen bir bölgedeydik. Biz, Sinan Cemgil, Mustafa Yalçiner, Alpaslan Özdogan, Kadir Manga, Metin Yildirimtürk, Haci Tonak ve Ahmet Erdogan, 7 kisi ayrildik, ana gruptan, önce aldigimiz bir istihbarat vardi. Toprakli Istasyonu'na gidecektik.''

Yolda, Gölbasi-Gaziantep arasi bir bankadan para nakleden bir araçtaki para da alinacaktir. Bundan sonra da Malatya'ya kadar gidebilmenin yollari arastirilacaktir. Ama bu yedi kisiden hiçbiri bölgeyi bilmemektedir. Bölge hakkinda bilgiler sinirlidir. Gidilecek yol, izlenecek güzergâhi hiç biri bilmemektedir. Tuncer Sümer'in yaptigi kesfe göre, Haydarli tren istasyonu daglik bir bölge içerisindedir. Bu istasyondan bir marsandiz trenine

binilerek kaçmanin mümkün olacagi düsünülür. Bu nedenle, Haydarli Tren Istasyonu aranir. Iki günlük bir yürüyüsten sonra Helete köyünün civarina geldiklerinde gece olmustur. Ekip, gece, Göksu Nehri'ni geçmek ister. Sinan soyunur ve beline bir ip baglar. Gecenin karanliginda nehri geçmek için çaba gösterir, ama nehir bahar ayinda cosmus, suyu kabarmistir. Nehri geçmeyi deneyen Sinan, sonunda, 

"Nehri böyle geçemeyiz" der ve nehirden yüzerek geçmekten vazgeçilir. Ekip, gece karanliginda Helete köyünün içindeki köprüden geçer ve Inekli Köyü'nün bulundugu tepenin kuzeyine tirmanmaya baslar. Tepeye çikildiginda, Gölbasi'nin isiklari görünür. Ekip, bu kez, Haydarli Tren Istasyonu'nun bulundugu bölgeye gitmek için Inekli köyünün bulundugu yamacin güneyine dogru inmeye baslar. Fakat önlerine üç yol ayrimi

çikar. Yapilan konusmalardan sonra ortadaki yoldan yürümeye karar verilir. Sabaha karsi Inekli köyü civarina varilir. En önde yürüyen Sinan, aniden önünde beliren bir köyün çobanlari Avsar Vazgeçmez ile arkadasi Haci Zevk ile karsilasir. Sinan, çobanlara, ''Merhaba'' diyerek bir seyler konusur.

Ekip, bir süre yürüdükten sonra, bu kez, köyün bekçisi Vassaf Uçar 'la karsilasir. Ekibi gören köy bekçisi Vassaf Uçar, Helete köyüne dogru, ekip de Inekli köyüne dogru yürür. Fakat, köy bekçisi, ekip gözden kaybolur kaybolmaz bir kosu köye gelir ve köyün muhtarina olayi anlatir. Muhtar Mustafa Göksu da Gölbasi Ilçe Jandarma Birlik Komutanligi'na telefon ederek olayi haber verir. Bu olaylarin oldugu sira ekip, Inekli köyünün

bulundugu tepenin yamaçina varir. Kimsenin göremeyecegi sanilan ekinlik, çukur bir yere oturarak, ne yapacaklari hakkinda konusurlar. Ekip üyeleri, 3 gündür yorgun ve uykusuzdur. Yorgunluktan herkes bitkindir. Ekip üyeleri, bu nedenle konulari fazla tartisamaz. Kadir Manga, ''En iyisi köye gidelim. Kimse bir sey yapamaz. Kendilerinin yasami tehlikeye girecegi için en azindan ihbarda bulunamazlar. Biz, gece ayrilip, belli bir mesafe aldiktan sonra ihbar etseler de bu o kadar da önemli degil'' der. Fakat, Kadir Manga'nin bu önerisi fazla ragbet görmez.

Yapilan konusmalar sonunda Haci Tonak'in silahsiz olarak Gölbasi'na giderek, bir araç saglayip getirmesi konusunda karara varilir. Daha sonra, Haci Tonak ile diger ekip üyelerinin nerede bulusacagini belirlemek için Sinan, Kadir Manga ve Haci Tonak, ekibin bulundugu yerden ayrilir ve Inekli köyünün bulundugu yamaca dogru yürümeye baslar. Ekibin nerede bulusabilecegi belirlendikten sonra Haci Tonak, Helete köyüne giden sose yolunu da görmek ister ve Sinan'dan biraz olsun uzaklasir. Haci Tonak, Helete köyüne giden sose yoluna dogru ilerledigi sirada Jandarma Astsubayi Selahattin Ünsal komutasinda bir yay biçiminde pusuya yatmis 10 jandarmayi fark ederek geriye döner ve ''Pusu... Pusu var'' diye bagirarak kosmaya baslar. Inekli köyünün girisinden baslayan ve vadi boyunca süren çiplak tepenin üzerinde mevzilenen köylüler ve askerler de bu arada atese baslar. Sinan, önce, Haci Tonak'in ne dedigini anlayamaz. Fakat, ates baslayinca durumu anlar. Askerler, ''Teslim olun'' diye

bagirmaktadir. Sinan, ''Esas siz teslim olun. Sizi vurmak istemiyoruz'' diye karsilik verir ve arkadaslarina haber vermek amaciyla arkadaslarinin

bulundugu yöne dogru topallayarak kosmaya baslar. Sinan, kosarken gözlügünü düsürür. Jandarmalarin açtigi ates sonununda Sinan'in belindeki kütüklügün üzerinden bacagina bir kursun çarpmistir. Kursun girmemistir bacagina, ama Sinan sekerek arkadaslarina

dogru kosmaktadir. Silah ve bagirislara üç gündür açlik, uykusuzluk ve yorgunluktan uyuyakalan digerleri de uyanmistir. Ahmet Erdogan ile Metin Güngörmüs, bu kargasalik sirasinda ortadan kaybolur.

Geri kalan dört kisi, siper alip geri çekilmeye çalisirken ilk kursun yarasini Alpaslan Özdogan alir. Kursun, Alp'in boynunu siyirip geçmistir. Birbirlerine dört, bes metre uzaklikta olan Sinan, Alp, Mustafa Yalçiner ve Kadir Manga, birbirini koruyarak ekin tarlasinin içinden

meselige dogru çekilmeye baslar. Üçü koruma atesi açarken, biri geri çekilmeye çalisir. Bu nedenle, geri çekilme çok yavas biçimde olmaktadir. Tepede mevzilenmis olan jandarmalar, yamaçta seyrek ve bodur meselikte siper almaya çalisan alti kisiye sürekli ates ettigi için ayaga kalkip kosmak imkânsizdir.

Jandarmalar tepeyi tuttugu için yamaçta bulunanlar, ates edenleri görememektedir. Bir süre sonra jandarmalar, bütün vadiyi kusatan tepelerin hepsini tutar. Ayrica, jandarmalarin atesine köylülerin atesi de katilmistir.

Jandarma ve köylülerin açtigi ates sonunda ilk Kadir Manga vurulur.

VE SILAHLAR SUSUYOR

Gögsünden vurulan Kadir, yarim dakika sonra ölür. Ölümler pes pese gelir. Kadir'in arkasindan iki-üç kursun yarasi alan Alp, hemen can verir. Bacagi ve omuzu kanayan Sinan, yari ayakta, kuru bir agacin arkasinda siper almistir. Otomatik silahiyla kesik kesik etrafi tarar. Son uzun bir taramadan sonra Sinan'in silahi da susar. Ayagindan vurulan Mustafa Yalçiner, kipirdayamaz ve bir sey yapamaz hale gelir

Sabah saat 06.30 siralarinda baslayip, saat 08.30'a kadar devam eden çatisma sonunda Sinan Cemgil, Alpaslan Özdogan ve Kadir Manga öldürülmüstür. Haci Tonak ile çatismada yaralanan Mustafa Yalçiner, yakalanir. Metin Güngörmüs ile Ahmet Erdogan ise o gün kaçarak kurtulur, fakat 1 Haziran günü, köylüler tarafindan yakalanarak, jandarmaya teslim edilir.Tuncer Sümer'in komutasindaki diger grup, Sinan'in komutasindaki gurubun basina gelenleri radyodan ögrenir.

Bir durum degerlendirmesi yapilir ve grubun dagitilmasina karar verilir. Dagilan grubun bir kismi hemen yakalanir. Tuncer Sümer, Mustafa Karadag ile Filistin'e gider. Deniz ve arkadaslari için, onsekiz idam karari çiktigi gün Tuncer Sümer, Türkiye'ye gelir. O da ikinci gün yakalanir. Nurhak'ta ölen Sinan Cemgil'in cenazesi, 3 Haziran 1971 Persembe günü, ikindi namazindan sonra, Erenköy Galip Pasa Camii'nde kilinan cenaze namazindan sonra Üsküdar-Karacaahmet Mezarligi'nda topraga verilir.

 
 
mod_vvisit_counterBugün343
mod_vvisit_counterDün888
mod_vvisit_counterBu hafta2041
mod_vvisit_counterBu ay33910
mod_vvisit_counterTüm1477248