.
Yeniden Füze Kalkanı PDF Yazdır E-posta

Bu makale 2884 defa okunmuştur.

Yazar Belge   
Cuma, 30 Eylül 2011 23:42

3.Dünya Savaşı Eşiğinde neler yaşandı ?
Olayları kısaca hatırlayalım...

19 Nisan 1961 Domuzlar Körfezi Çıkarması,  Küba tarih kitaplarına,  süper güç
ABD'nin kudretli ve yenilmez olmadığını gösteren bir olay olarak geçerken,  Fidel'i de efsanevi bir kahraman konumuna yükseltti.  

Fidel,  1961, 1 Mayıs kutlamalarında Küba'nın "sosyalist devlet olduğunu" ilan etti.
    

1 Aralik 1961'de Washington'u iyice kızdıracak adımını attı ve "Ben
Marksist-Leninistim,  ölünceye kadar da öyle kalacagım" dedi.  Bu açıklama
Moskova'yi bile şaşırtmıstı.

Bundan bir gün önce yani 30 Kasım 1961'de Başkan Kennedy,  Küba'ya karşı yeni bir örtülü operasyona yeşil ışık yaktı,  "Firavun Faresi Operasyonu".  Bu işe,  400 CIA ajanı,  birkaç yüz deniz motoru ve 50 milyon doları aşan bir bütçe tahsis edilmisti.
Washington'da,  Başkanın Fidel devirmek için tüm kaynakları kullanmaya karar
veridigi söyleniyordu.  Robert Kennedy'nin önerisiyle opearsyonun başına Tuggeneral Lansdale atandı.  

1 Aralik açıklamasını takip eden birkaç hafta içinde 13 Latin Amerika ülkesi Havana ile diplomatik ilişkisini kesti,  Küba,  Amerikan Devletler Örgütünden 21'e karsi 14 oyla ihraç edildi.

7 Subat 1962'de ABD ambargosunun Küba'ya uyguladıgı genel ekonomik ambargo 600 milyon dolarlık döviz kaybına neden olmuştu.  Bu arada Washington'un adaya yeni bir çıkarma için dügmeye bastıgına dair raporlar artmaya başlamıstı.  Kruscev'in damadıyla Beyaz Saray'daki bir yemekte Kennedy,  Küba ile Macaristan arasinda çarpıcı bir paralellik kurdu.  

8 Şubat 1962,  SSCB Küba'ya askeri yardım programına onay verdi.

Konumuza bu noktada kısa bir ara verip,  soğuk savaşın hızlı yıllarında,  ABD'nin, NATO üyesi TÜRKİYE ve SSCB arasındaki sınır boyunca Kiev,  Odessa,  ve hatta Moskova gibi Sovyet şehirlerini vurabilecek orta menzilli,  nükleer başlıklı Jupiter füzeleri için 5 fırlatma alanı oluşturduğunu da hatırlatalım.

22 Şubat 1962'de,  düşünülen askeri saldırının planları Başkan ve ABD Genel
Kurmayının kasalarına girmisti.  Krusçev anılarında şöyle diyor : "1962 başında
Sovyet-Küba ilişkileri o kadar yakındı ki,  yeni kazandığımız müttefiğimizi
kaybetmek,  Marksizm-Leninizme feci bir darbe olurdu,  ayrıca bütün dünyada ve Latin Amerika'daki duruşumuza agşr zarar verirdi"...Nisan'da,  Küba'ya nükleer füze konuşlandırma fikrini Savunma Bakanı Malinovski'ye actım...

Krusçev şöyle yazıyor ; " Kübayı korumak dışında füzelerimiz,  Batı'nın güç dengesi demekten hoşlandığı şeyi de eşitleyecekti.  Amerikalılar ülkemizi askeri üslerle kuşatıp bizi nükleer silahlarıyla tehdit etmişlerdi...Artık onların da kendi toprağının ve halkının tehdit altında olmasının ne demek olduğunu öğrenmesinin tam zamanıydı".  Konu Fidel'e çıldı..Fidel ; "42 füze konuşlandırılacağını öğrendik", eger bu sosyalist kampı güçlendirme ve ayrıca Küba devrimini savunma amacına hizmet ediyorsa...hazırız" şeklinde görüşünü bildirdi.  

Anlaşmaya varılmasından sonra,  10 Haziran 1962'de SSCB,  Sovyet tarihinin en gösterişli yardım programına karar verdi.  40 mobil fırlatma rampası,  16 adet 2200 deniz mili ve 24 adet 1100 deniz mili menzilli balistik füze,  ve herbiri için 3 megaton TNT eşdeğer (Hiroşima'dan 225 kat fazla) nükleer başlık,  5874 mevcutlu bir ordu,  4 seçkin motorize birlik,  2 tank taburu,  42 Mig-21 avcı uçağı,  42 İlyusin-28 bombardıman uçağı,  helikopter alayı,  teknik tabur,  keşif
taburu...Temmuz ortasında,  Moskova sevkiyata başladı,  3 ay boyunca 4500 mil
uzaktaki adaya 85 kargo ve yolcu gemisinden oluşan bir filo,  Atlantik'i 159 defa
geçti.  Operasyonun adı "Anadır Operasyonu" idi.  Kennedy,  "SSCB'nin Küba'ya sadece savunma amaçlı silahların gönderileceği" taahhütlerine inanmıştı.  Ne var ki ; CIA, batılı istihbarat örgütlerinin de yardımıyla,  Sovyet nükleer füzelerinin adaya sevkiyatıyla ilgili ilk somut kanıtları elde etmişti.

Castro,  en başından beri Krusçev'in durumu gizlemesine karşıydı ; "Bu cok zarar verdi.  Oysa Kennedy onun söylediklerine inanmiştı.  Dolayisiyla dünya kamuoyunun gözünde Kennedy ahlaki üstünlük elde etti..."  ABD'nin önleyici vuruşundan çekinen Fidel,  Che ve askeri danışmanı Aragones'i Moskova'ya gönderdi.  Malinowski "Kaygılanmayın,  ABD tarafından büyük bir tepki gelemeyecek" dedi.  13 Eylül'de Kennedy,  "Küba'ya her türlü saldırı silahının konuşlandırılmasını,  ABD'nin güvenliğine tehdit olarak algılayacagıni ve hiçbir şart altında buna hoşgörüyle yaklaşmayacağını" söyledi.

14 Ekim 1962'de Binbaşı Heyser'in U-2'si,  bulutsuz Batı Küba üzerinde uçmuş ve San Cristobal civarindaki bölgenin fotograflarını çekmişti...Kilometrelerce çekilen filmin deşifresi sonucu, korkulan olmuştu...  Sovyetler,  ABD'nin arka bahçesinde bir nükleer silah üssü inşa etmekteydi.  Deşifreyi takiben 16 Ekim şafak vakti Kennedy uyandırıldı ve film gösterildi.  Derhal,  Başkanın Ulusal Güvenlik Konseyi Yürütme Komitesi (Ex-Comm) toplandı.  5 seçenek masaya yatırıldı ;

1- Tüm füze sahalarına derhal hava saldırısı ve imha
2- Füze sahaları ve askeri tesislere yogun hava saldırısı
3- İkinci madde + adanın işgali
4- Tüm stratejik silahlar sökülüp geri çekilinceye dek Küba'ya giden tüm askeri
deniz ulaşımına mutlak abluka
5- SSCB ile bir politik anlaşmaya varmak için,  Küba'daki Sovyet füzelerinin geri çekilmesi karşılıgında Türkiye ve İtalya'daki orta menzilli ABD füzelerinin
çekilmesini pazarlik konusu etmek.

Ilk 3 secenek,  nükleer savaşı tırmandırabilecegi gerekçesiyle reddedildi.  Beşinci seçenek ; yalan söylemek suretiyle,  SSCB'nin güven temelini zedeledigi gerekçesiyle bırakıldı.  Dördüncü seçenek kabul edildi.  Kennedy, Sovyetlerin Berlin'de bir misillemeye girmesinden çekiniyordu.

22 Ekim 1962 günü Kennedy saat 19:00'da radyo ve TV'da bir konuüma yaparak ; Küba'da nükleer fuzeler için fırlatma rampaları inşa edildigini,  SSCB'nin tüm dünyaya yalan söylediğini,  BM sözleşmelerini ihlal ettiğini ve dünya barışını tehdit ettigini öne sürdü.  Moskova'yı,  Küba'dan batı yarım küresindeki herhangi bir ülkeye yapılacak bir füze saldırısının,  ABD'nin SSCB'ye nükleer saldırısııyla sonuçlanacağı konusunda uyardı ve Krusçev'e çağrı yaptı.  Tüm dünya şok olmustu...

Askeri trafige karşı deniz ambargosu,  24 Ekim 1962 Çarsamba günü saat 10:00'da yürürlüğe girdi.  Dünyanın her yerinde gerilim hızla tırmandı,  hükümetler tahliye planlari yapıyor,  insanlar süpermarket raflarını boşaltıyordu...Saat 10:32 itibariyle altısı itici roket taşıyan şilep olmak üzere,  toplam 14 Sovyet gemisi, 500 mil açıkta abluka hattına doğru seyretmekteydi.  14 geminin tornistan etmesiyle dünya rahat bir nefes aldı,  abluka etkisini göstermeye başladı.  Ancak füzelerin
sökülmesine dair bir işaret yoktu,  tersine,  Sovyetler rampaları tamamlamak üzere hummalı bir faaliyet içindeydi.  ABD Genel Kurmayı ihtiyatlı bir biçimde çıkarma hazırlıklarına başladı.  Fidel, aldığı istihbarata bakarak çıkarmanın 29-30 Ekim günü olacagını tahmin ediyordu.  

26 Ekim 1962 gece yarısı 01:00'de Fidel,  Sovyet Büyükelçisini yatagından kaldırarak Krutçev'e bir mesaj yazdırdı ve  birkaç gün içinde beklenen ABD istilasına karşı SSCB'nin yıkıcı bir nükleer ilk darbe ile cevap vermesini istedi. Krutçev,  öneriyi yanlış bulduğunu,  böyle bir olayda ABD'nin çok ciddi kayıplar vereceğini ama buna karşılık SSCB ve sosyalist kampın da çok büyük bedel ödeyeceğini bildirdi.   

26 Ekim günü 04:00'de,  Kremlin tarafından Kennedy'e iletilmek üzere ABD'nin Moskova B.Elçisine verilen bir mektupla ; ABD'nin Kübayı doğrudan veya 3.taraflarca istilasını desteklemeyecegini açıklaması halinde,  Sovyet gemilerinin hiçbir şekilde silah taşımayacagı kabul ve ilan edildi,  bu durumda askeri uzmanların adadaki varlıgının da gereksiz hale gelecegi bildirildi.  Krutçev ayni gün gündüz saatlerinde Kennedy'e bu kez ikinci bir mektup göndererek "Turkiye'deki Jupiter füzelerinin kaldırılması karşılığında Sovyet saldırı silahlarının Küba'dan geri çekilecegi" önerisini getirdi.  

Kennedy yanıtında ; "nükleer silahların BM gözetiminde kaldırılıp,  gelecekte de
SSCB'nin Küba'da benzeri bir girişimi tekrarlamayacağını garanti etmesi halinde, ABD'nin karantinayı kaldıracağını ve Küba'yı istila etmeyeceğini açıklayacağını" bildirdi.  Akşam da,  kardeşi Robert SSCB Büyükelçisine sözlü olarak "Jüpiterlerin beş ay içinde Türkiye'den geri çekileceğini" bildirdi.     

Krutçev 28 Ekim Pazar günü 09:00'da Kennedy'nin önerisini kabul ettiğini açıkladı.
Tüm dünya rahat bir nefes alırken,   Fidel öfkeden köpürüyordu,  füze krizinin
belirleyici evresinde kendisine danışılmamıştı bile...Hele Türkiye'deki Jüpiter
füzeleri konusunun pazarlıkta yer aldığını,  neredeyse bir yıl sonra,  Nisan
1963'de, Jupiterler gerçekten söküldüğünde duyacaktı...

Bu olay,  karşılıklı olarak ; Krutçev/Fidel ya da SSCB/Küba ittifakının geleceğiyle ilgili şüphelerin de başlangıç noktası olmuştur...

Yıllar sonra Krutçev anılarında,  Küba'ya yönelik bir ABD saldırısının sonuçlarının ne olabilecegi sorusuna "Eger Küba'da Rus kanı dökülürse,  Almanya'da da Amerikan kanının dökülecegini ABD çok iyi biliyordu" şeklinde yanıtlamıştır.  Bu yanıt, bizlere dünyanın nasıl bir ciddi krizi atlattığını ifade etmeye yeterlidir...

 


Pazar, 02 Ekim 2011 15:52 tarihinde güncellendi
 
 
mod_vvisit_counterBugün73
mod_vvisit_counterDün2247
mod_vvisit_counterBu hafta7109
mod_vvisit_counterBu ay31997
mod_vvisit_counterTüm1556368