.
Cumhuriyeti tehdit ettiler PDF Yazdır E-posta

Bu makale 3189 defa okunmuştur.

Yazar ANKARA (Cumhuriyet Bürosu)   
Cumartesi, 08 Kasım 2008 07:52

AKP’nin kapatılması yönünde oy kullanan Anayasa Mahkemesi üyeleri gerekçelerini sıraladılar:

Cumhuriyeti tehdit ettiler

Cumhuriyeti tehdit ettiler 

Sample Image 
© AKP’nin kapatılması yönünde oy kullanan 6 Anayasa Mahkemesi üyesi, karşı oy yazılarında AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğunun, demokratik rejim için açık ve yakın tehlike oluşturduğunun, eylemleriyle Cumhuriyetin temel niteliklerini tehdit eder noktaya varabileceğinin somut olduğunu belirttiler. Üyeler AKP’nin yarattığı tehlikenin Hazine yardımını keserek önlenemeyeceğini ifade ettiler.

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararında kapatma yönünde oy kullanan 6 üye, Başbakan, bakan, milletvekilleri ve parti yönetici konumundakilerin faaliyetlerinin AKPnin demokratik rejim için yarattığı tehlikenin önemli boyutlara ulaştığınıgösterdiğine işaret ederek bu tehlikenin Hazine yardımından mahrumiyet yaptırımıyla önlenemeyeceğini gösterdiğinivurguladı. Gerekçeli kararda, şu değerlendirmelere yer verildi:

Din siyasete alet edilemez:

Dinin sosyal bir kurum olması nedeniyle toplumda dinsel özgürlük taleplerinin ya da gereksinimlerin ortaya çıkması, siyasi partilerin bu sorunlara ilişkin politika belirlemesini gerektirebilir. Ancak anayasanın 24. maddesindeki açık hüküm gereği, siyasi partilerin bu taleplere yönelik politika üretirken, dini ve dince kutsal sayılan değerleri ve dinsel duyguları siyasal mücadele aracı haline getirerek toplumda dinsel talep ekseninde ayrışmalara yol açması laiklik ilkesiyle bağdaşmaz. Anayasa tarafından demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsuru olarak tanımlanan partiler bakımından dinin siyasete alet edilmesinin siyasi partilerin demokratik işle-viyle de uyumlu olduğu kabul edilemez.

Odak olma suçunu işleyenler:

Recep Tayyip Erdoğan, eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, milletvekilleri ırfan Gündüz, Abdullah Çalışkan, Resul Tosun, Selami Uzun, Hasan Kara ve üye Hasan Cüneyd Zapsunun; yerel yöneticilerden Dinar ılçesi Belediye Başkanı Mustafa Tarlacı ve Isparta Belediye Başkanı Hasan Balamanın eylemleri, anayasanın 68. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı eylemlerin kararlılıkla ve parti üyeleri tarafından yoğun bir biçimde işlendiğini göstermektedir.

Anayasada türban için değişiklik teklif edilmesi ve yasalaşmasının sağlanmasıyla davalı partinin bu eylemleri benimsediği anlaşıldığından odaklaşmanın kabulü gerekir.

Halk destekliyor savunusu:

22 Temmuz 2007 seçimlerinde davalı parti seçmenlerin yarıya yakınının oyunu aldığına göre, halkın isnat edilen eylemler ile partinin bütün icraatlarını birlikte değerlendirerek davalı partiye onay verdiği görülmekte; buna dayalı olarak demokratik ulusal iradenin yasama ve yürütme görev ve sorumluluğunun davalı parti tarafından yürütülmesi yönünde somutlaştığı anlaşılmaktadır. AKPnin demokrasiyi ve laik devlet düzenini ortadan kaldırma veya anayasal düzenin temel esaslarını şiddet kullanarak ve hoşgörüsüzlükle tahrip etme amacı, bu amacı somutlaştıran eylemleri ve elindeki iktidar olanaklarını şiddet doğrultusunda kullandığına ilişkin veriler saptanamamış, bu eylemler kapatmayı gerektirecek ağırlıkta görülmemiştir.

Karşı oy yazıları

Başkanvekili Osman Alifeyyaz Paksüt, üyeler Fulya Kantarcıoğlu, Mehmet Erten, A. Necmi Özler, şevket Apalak, Zehra Ayla Perktaş, AKPnin kapatılmayıp Hazine yardımından yoksun bırakılması kararına karşıoy yazdılar. Altı üyenin karşıoy yazısında öne çıkanlar şöyle:

Odak olduğu ortada:

Siyasi partilerin, demokratik siyasi yaşamın temel unsuru olmaları nedeniyle özgürce kurulup, etkinliklerini kesintisiz olarak sürdürmeleri gerektiğinde duraksanamaz. Ancak siyasi partilere, demokratik yaşamdaki bu önemli yerleri nedeniyle anayasa ve yasalarla tanınan güvencelerin, onlara öncelikle devletin temel niteliklerine bağlı kalarak etkinlikte bulunma yükümlülüğü getirdiği kuşkusuzdur. Siyasi partilerin bu yükümlülüğe uymamaları durumunda kapatılmaları yoluna gidilmesi ise devletin demok-ratik rejimi koruyabilmesi için başvurduğu bir önlemdir.

Oy potansiyeli belirleyicidir:

Partilere kapatma yaptırımının uygulanabilmesi için öncelikle parti faaliyetlerinin demokratik rejim için açık ve yakın bir tehlike oluşturması gerekir. Kuşkusuz, tehlikenin saptanmasında partinin sahip olduğu oy potansiyelinin, öngördüğü modeli uygulamaya geçirmesi için yeterli olup olmadığı da gözetilecektir. Yasama meclisinde sınırlı sayıda temsilcisi bulunan parti ile çoğunluğa sahip partinin, demokratik siyasi yaşam için yaratacağı tehlikenin aynı olamayacağı açıktır. Siyasi partinin yasama meclisinde çoğunluğa sahip olması durumunda düşüncelerini yaşama geçirmede bir engelle karşılaşması söz konusu olmayacağından şiddete başvurma unsurunun aranmasına da gerek kalmayacaktır. Bu nedenle kapatılma yaptırımının uygulanmasında, siyasi partilerin sahip oldukları oy potansiyeli de büyük ölçüde belirleyici olmaktadır.

Yüzde 47 tehlikesi:

Anayasanın 2. maddesinde Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında yer alan laiklik ilkesine aykırı fiillerin işlendiği bir odak haline geldiği saptanan partinin, sahip olduğu oy potansiyeli ve TBMMde sağladığı çoğunluk bu partinin, demokratik siyasi yaşam için oluşturduğu tehlikenin büyük boyutlara ulaştığını göstermektedir. Türbanın yükseköğretim kurumlarında serbestçe takılmasına olanak sağlamak amacıyla anayasanın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişiklikte, belirleyici olması ve buna ilişkin yasanın, anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez kuralları arasında yer alan laiklik ilkesini değiştirdiği gerekçesi ile iptal edilmesi AKPnin, laiklik karşıtı düşüncelerini yaşama geçirme konusundaki kararlılığını, Cumhuriyetin temel niteliklerini tehdit noktasına vardırabileceğine somut bir örnektir.

Laiklik dini vicdana bırakır:

Laiklik, ulusal egemenliğe, demokrasiye, özgürlüğe ve bilime dayanan siyasal, sosyal ve kültürel yaşamın çağdaş düzenleyicisidir. Dinsel düşünce ve değerlendirmelerin geçerli olduğu dine dayalı toplumlarda, siyasal örgütlenme ve düzenlemeler dinsel niteliklidir. Laik düzende ise din, siyasallaşmadan kurtarılır, yönetim aracı olmaktan çıkarılır, gerçek, saygın yerinde tutularak kişilerin vicdanlarına bırakılır.

Laikliği geçersiz kılma çabası:

AKPnin Anayasa Mahkemesi kararlarıyla anlam ve içerik kazandırılan laiklik tanımlaması yerine farklı bir laiklik anlayışını savunarak anayasada Cumhuriyetin nitelikleri arasında yer alan laiklik ilkesini geçersiz kılmaya yönelik yoğun çabaları, amacını gerçekleştirme konusundaki kararlılığını ortaya koymaktadır. Laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiğinin saptanmasına yol açan eylemlerinin yanı sıra dava dosyasında yer alan ancak karara esas alınacak eylemlerin oylanmasında da anayasanın 149. maddesinde öngörülen nitelikli çoğunluğun aranması nedeniyle altı oya ulaşmasına karşın, kararda dayanılan deliller arasında yer almayan eylemleri de bulunmaktadır.

Gülen genelgesi:

Başbakanın ınançlı Müslümanlarız, Kuranda kadının toplum içinde türban takması gerektiği yazıyor... Bir demokratik ülke din özgürlüğünü sağlamalı. Türban yasağı liberal değildir; eski TBMM Başkanı Arınçın Katı laiklik uygulamasıyla insanlara sosyal hayatı bir cezaevine çevirecek anlayışlar ne kadar zararlıysa, laikliği bir barış ve özgürlük, din ve vicdan hürriyeti olarak tanımak ve insanların inançlarına müdahale etmemek de o kadar toplumsal barışa hizmet edecektirbeyanı; parti üyesi, Dışişleri Bakanlığı döneminde (Abdullah Gül) cemaat lideri olduğu ileri sürülen Fethullah Gülen isimli kişinin yurtdışında kurduğu okulların bir ticari şirket olarak değerlendirilip, temas ve işbirliği yapılmasının Dışişleri Bakanlığının genelgesi ile büyükelçiliklerden istenmesi; gibi söylem ve eylemler, AKPnin demokratik rejim için yarattığı tehlikenin önemli boyutlara ulaştığını ve bu tehlikenin Hazine yardımından mahrumiyet yaptırımıyla önlenemeyeceğini göstermektedir. Açıklanan nedenlerle partinin kapatılmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle AKPnin devlet yardımından kısmen yoksun bırakılması yolundaki görüşe karşıyız.

 

AKP nasıl odak oldu?

Gerekçeli kararda AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı oluşuna ilişkin, aralarında Erdoğan’ın sözlerinin de bulunduğu 30 söylem ve eylem sıralandı

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Anayasa Mahkemesi, gerekçeli kararında AKPnin laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği saptamasını 30 farklı eyleme dayandırdı.

Gerekçeli kararda, AKPnin laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği belirlemesine dayanak oluşturan 30 faaliyet ve söylemlerden bazıları şöyle:

Anayasa değişikliği: Türbanın üniversitelerde serbest bırakılması amacıyla yapılan anayasa değişikliği.

Recep Tayyip Erdoğanın sözleri: Normal liselerde okutulan birçok ders ıHLde de okutuluyor. Ayrıca din dersi için de 1 yıl fazla okuyorlar. Bu tür bir eğitim almak laikliğe aykırı mı?.. Ilımlı denilince, ılımlı olmayanı varmış gibi oluyor... Kişiler laik olmaz... Bazıları laikliği din gibi algılıyor. Laiklik din olursa aynı anda Müslüman olunamaz... (Türban için) Tabii, bunun taymingi (zamanlaması) önemli. Olayın sosyal boyutu var, siyasal boyutu var. Bütün bunların değerlendirmesini, analizini aramızda hükümet olarak, parti olarak yapmamız lazım... Özel üniversitelerde türbanla eğitimi serbest bırakalım. Devlette görev verilmesin. Özel sektörde çalışsınlar... Kopenhag kriterleriyle, yani din ve vicdan özgürlükleriyle, inanç özgürlüğüyle açıklanması nasıl olur, merak ediyorum?.. (Türbanla ilgili) Söz söyleme hakkı din ulemasınındır... Velev ki (türbanı) bir siyasi simge olarak taktığını düşünün.

Bülent Arınçın sözleri: Meclisimizin sivil, dindar, demokrat bir Cumhurbaşkanı seçecek olmasına yine itiraz ediliyor... Devlet, dini inançların yaşamasını teminat altına alması gerekirken, tam tersine kamusal alanda bazı inançların yaşam hakkını, ifade hürriyetini kısıtlamaktadır. Bunu da laiklik adına yapmaktadır ki, siyaset bilimi açısından büyük bir çelişkidir.

Hüseyin Çelikin eylem ve sözleri: ımam hatip mezunlarının üniversiteye girişine kolaylık sağlayan yasa değişikliği. Milli Eğitim Bakanlığının Merkezi Sınav Yönetmeliği. Milli Eğitim Bakanlığı Açık Öğretim Lisesi Yönetmeliği. Sözleri: ınancım gereği (türban takıyorum) yapıyorum diyen insanın yaptığının dinde olup olmadığını tartışmak, size düşmez. Yapılan, dini inançlardan dolayı yapılıyorsa, tesettür dinin emrine göreyse buna inanır veya inanmazsınız. Hâkim, hukuk kararlarıyla bunu yasaklayamazsınız... Türkiye Cumhuriyetinin, demokratik, laik, sosyal, hukuk devletinin sahibi biziz. Hiç kimsenin uyarısına ihtiyacımız yok.

Abdullah Çalışkanın sözü: Gençler devrim istiyor. Ben de bir romantik devrimci olarak elbette devrimden yanayım. Ama devrimin turuncusu olmaz. Ara renk olmaz devrimde. Devrim ya kırmızıdır, ya da yeşildir. Ben yeşilden yanayım.

Cüneyd Zapsunun sözü: Türban takanların sadece yüzde 50si inancı yüzünden takıyor deseniz bile, bu yüzde 50ye türbanını çıkar demek, sokaktaki kadına donunu çıkardemekten farksızdır.

Namaz kıldıran başkan: Dinar Belediye Başkanı Mustafa Tarlacı, ramazan ayı boyunca 8 camide teravih namazı kıldırdı.

Balamanın açıklaması: Isparta Belediye Başkanı Hasan Balamanın ...Yasak her yerden kalkmalı (…) başörtülü bir kadın da belediye başkanı, daire başkanı olabilmeli () imam hatipli bir kişinin hırsız veya uğursuz olduğu görülmemiştir.

Cumartesi, 08 Kasım 2008 08:01 tarihinde güncellendi
 
 
mod_vvisit_counterBugün1375
mod_vvisit_counterDün2514
mod_vvisit_counterBu hafta9792
mod_vvisit_counterBu ay35834
mod_vvisit_counterTüm1606701