.
Taylan Özgür Cinayeti PDF Yazdır E-posta

Bu makale 4233 defa okunmuştur.

Yazar Tuncay Çelen   
Pazartesi, 29 Eylül 2008 23:26

68 devrimci gençliğinin simgelerinden  sevgili Taylan’ın sokak ortasında kontrgerillanın- ergenokonun , adı ne zıkkımsa , kökü ABD’den; CIA’dan beslenen, dalları NATO’ya üye ülkelere sarkan devlet içinde örgütlenen , yarı resmi, ama tümüyle yasa dışı cinayet örgütü tarafından katledilmesinden bu yana 39 yıl geçti.

Katil Lisan Çakıcı suçüstü yakalanmasına rağmen, “derin devlet” in koruyucu kanatları altında, delil yetersizliğinden beraat ettirildi. Lisan Çakıcı “BERAAT” ETTıRıLDıYSE Tetikçi korunduysa, azmettiren “terör örgütü” nün Türkiye sorumluları kimler ve nerdeler ? Hiçbir resmi güç bu soruların yanıtlarını aramadı, arayamadı. Bu soruların cevapları, olayların içinde yaşayan  ve hala devrime inanan bizler için son derece açık.

Taylan Özgür ;  CIA’nın, 1952’den itibaren NATO’YA  bağlı tüm Avrupa ülkelerinde “ gladio” “kontr gerilla” “özel harp dairesi” adı altında kurduğu  ve “komünistleri” yok etmeyi amaçlayan  örgütlerin direktifiyle, tetikçiler tarafından , “bilinçli” ve “planlı” bir şekilde öldürülmüştür.

Çünkü Taylan varlığı ve mücadelesi ile, emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı yürütülen mücadelenin her anında ve en önünde olan yiğit bir devrimcidir. 
ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü üyesidir. Kulübün tüm etkinliklerine katılır, her eylemde en önde olurdu.ODTÜ Öğrenci Birliği ve Sosyalist Fikir Kulübünün ortaklaşa düzenlediği “köylülerle ve işçilerle ilişki kurma ve sorunlarını yerinde tespit etmeyi” amaçlayan  yaz çalışmalarında, Taylan,  gerek kitlelerle kurduğu ilişki ve gerekse aldığı olumlu sonuçlarla, çalışmalara katılanların önde gelenlerindendi. 1967 yazında, tek başına görevlendirildiği  Amasya Taşova’da 34 köyü dolaşarak verdiği raporla , o konumda bir rekor kırdığını anımsıyorum.

Taylan, aynı zamanda  6 Ocak 1969'da Amerikan elçisi Komer’in makam arabasını ODTÜ’de yakan devrimci gençlerden biriydi. Komer, daha önce Vietnam’da CIA ajanı olarak görev yapan ve “pasifikasyon “ hareketini, yani her türlü işkence, şiddet ve baskı ile Vietnam halkının sindirilmesi hareketini, yöneten  kişiydi.

Taylan, bu özellikleri nedeniyle 1969 yılı ODTÜ Öğrenci Birliği seçimlerine “Toplumcu Grup” adıyla katılan sosyalistlerin adaylarındandı. “Toplumcu Grup”un başkan adayı ise Taylan öldürüldükten sonra doğan çocuğuna onun adını veren Sinan Cemgil’di.


Mustafa Taylan Özgür, işte bunun için 23 Eylül 1969’da sokak ortasında güpegündüz polis memuru Lisan Çakıcı tarafından bir süre kovalandıktan sonra tabanca ile vurularak öldürüldü. Lisan Çakıcı’nın üzerinde Komer'in arabasını yakmaktan sanık olanların listesinin çıkması bir tesadüf değildi. Nitekim bu listede Taylan dışında isimleri bulunanlardan Hüseyin ınan ve Yusuf Aslan asılarak, Sinan Cemgil Nurhak’ta, Ulaş Bardakçı ıstanbul’da vurularak katledildiler.

O nedenle, Taylan Özgür emperyalist güçlerin, “öldürülecekler” listesine rasgele seçilmiş bir devrimci değildi. Tıpkı Deniz gibi, Yusuf gibi, Mahir , Hüseyin Ulaş gibi, Kaypakkaya, Cevahir gibi asılarak, vurularak, işkence yapılarak öldürülen yüzlerce binlerce devrimci kardeşimiz gibi, varlıklarıyla, eylemleriyle, halklarıyla kucaklaşarak emperyalizme karşı örgütlenmeleriyle emperyalistleri ve işbirlikçilerini tedirgin ettiği “bilinerek” ölüm emri” verilmiş devrimcilerden , “infazı” gerçekleştirilen ilk devrimci idi.

Taylan Özgür'ün katli bu nedenle siyasi tarihimizin önemli kilometre taşlarından biridir. “Faili belli” bir cinayetin “faillerinin” günümüze kadar, devlet güçleri tarafından korunup kullanması, adı ve varlığı herkes tarafından bilinen , fakat üstüne gidilmeyen , gidilemeyen CIA yönetimindeki, devlet destekli “terör ve cinayet örgütü” nün ülkücü komandoların, dinci-faşist güçlerin tetikçi olarak kullanıldığı kanlı eylemleri o günden beri hız kesmeden sürdü. 12 Eylül’de ABD’nin “bizim çocuklar” dediği “onların oğlanları” fiilen iktidarda olduğundan doğrudan “devlet” adına “yasallaştırılarak” sürdürüldü.

Özellikle 12 Eylül öncesi darbeye zemin hazırlamak için düzenlenecek provakosyanlar için, Milliyetçi Cephe iktidarları döneminde , uluslararası “kontrgerilla”  örgütlenmesinin Türkiye ayağı “Ergenokon” güçlendirildi, polis ve MıT içinde MHP'nin ağırlığı artırıldı ve binlerce kişinin katledildiği yüzlerce “katliam” düzenlendi . 15 şubat 75 Malatya olaylarında, 1 Mayıs 77 provakasyonlarında, 16 Mart  1978 ıstanbul Üniversitesine atılan bombalarda, 23 Aralık 1978 Maraş Katliamlarında, 28 Mayıs 1980 Çorum olaylarında çoluk çocuk, genç ihtiyar demeden binlerce kişi vahşice katledildi. 12 Eylül karşı-devrimci askeri darbesi ordunun emir komuta zinciri içinde tepeden indiğinde, darbeye ortamı hazırlamış bulunan özel faşist birliklere de, MHP’ye de artık ihtiyaç kalmamıştı. Kullanılmış kağıt mendil gibi, işlevlerini gördükten sonra buruşturulup atıldılar. Yeniden “yardımlarına” gereksinim oluncaya kadar, artık ;  “fikirleri iktidarda, kendilerinin ise hapiste” idi.


Çorum'da yaşananlar “kontrgerilla” nın emperyalizm - gericilik - faşizm ilişkisini  net bir şekilde ortaya koyuyordu. ABD'nin Türkiye Büyükelçiliği’nde çalışan Robert Peck'in Çorum'a gidişi ve bu bölgede MHP yöneticileriyle yaptığı görüşmelerle başlayan Çorum olaylarında, yine gericiliğin dini sembol ve söylemleri ön plandaydı. Bu dönemde Adalet Partisi iktidardaydı, MSP ve MHP, AP iktidarını dışarıdan destekliyordu.

Bütün bunlar yazıldı çizildi. ısterseniz örnekleyelim.

“CIA ajanları Türkiye’de esrarengiz işler yapıyor ama, MıT kontrespiyonaj bölümü duyarsız davranıyor. Hükümet, belgeleri değişik kanallarla öğreniyordu.
ıçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş’i telefonla arayan Amasya Belediye Başkanı CHP’li Gündüz Türem heyecanlı bir sesle şöyle diyordu: “Sayın Bakanım, Robert Alexander Peck adında bir Amerikalı dolaşıyor buralarda. Ankara’daki büyükelçilikte ikinci katipmiş. Bana da ilginç sorular soruyor. “Amasya’da Sunnilerle Alevilerin oranı nedir? Amasya’da sağcı mı solcu mu çok? Amasya’daki çatışmalar mezhepsel mi, etnik mi, yoksa ideolojik nedenlerden mi kaynaklanıyor?” gibi.
Amerikalı, benzer soruları Çorum’da da sormuş? Ne yapalım?”
Bakan, Amasya Valisi Aydemir Ceylan’ı arayarak durumla ilgilenmesini istedi. Esrarengiz Amerikalı kibar bir biçimde gözaltına alındı.
Esrarengiz Amerikalıyı, Orman ıdaresi’nin misafirhanesinde göz hapsinde tutan dönemin Amasya Valisi Aydemir Ceylan, bu onurlu tavrının ödülünü, bir daha hiçbir şehre vali yapılmayarak aldı! Emekliliğine kadar yaklaşık 20 yıl merkez valiliğinde kaldı!” (Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul’un
“Bay Pipo” adlı kitabından)
 “…..ıbrahim Çiftçi, ısa Armağan ve Abdullah Çatlı’nın avukatı olan Can Özbay, MHP içersindeki değişiklik sonrası, Radikalin sorularını yanıtlarken, bu “devlet kurtarıcıları”na da açıklık getirecekti. “Bu oyunun oynanmasında Amerika’nın rolü oldu” diyen Özbay, Avni Özgürel’e şunları anlatacaktı: “Birtakım Amerikan ajanlarının, hatta elçilik mensuplarının olayların içine girdiğini ben belgeleriyle tespit ettim. Mesela Çorum olaylarında parmakları olduğunu biliyorum. (...) O olaylarda Amerikan elçiliğinin parmağını gözümle gördüm. Elçilik mensubu Çorum’a gidiyor, olayları ayarlıyor, hadiselerin hemen ardından apar-topar Türkiye’den ayrılıyor. O zaman devletin emniyet görevlilerine bu kişinin adını da verdim. Sivas olaylarında da, Kahramanmaraş olaylarında da var bu oyun, (...) MHP’nin içinde ajanlar cirit atıyordu. (...) Çeşitli haber alma örgütlerinin buraya girmek ve gerek bilgi sızdırmak bakımından, gerek yönlendirmek bakımından faaliyet göstermesine şaşmamak lazım.” (Radikal, 11 Kasım 1996.)
Robert Alexander Peck, Çorum’da katliamdan aylar önce, AP ve MHP Çorum il başkanları, vali, CHP’li belediye başkanı başta olmak üzere pek çok kişi ile de  görüşüp bazı köylere de gitmiş  ve tüm bu görüşmelerde Alevi ve Sünnilerin durumu hakkında sorular sormuştur. Başta dönemin Çorum  CHP’li Belediye Başkanı Turan Kılıçcıoğlu ve diğer “devlet kurtarıcıları” , bu CIA ajanı ile yaptığı görüşmeleri  “devlet sırrı” diye hiç bir zaman açıklamadılar . “devlet sırrı” ve “zaman aşımı” “katliam soruşturmalarını” hep perdeledi. “Sırlar” nedense Türkiye halkı ile değil, hep CIA ajanları ile paylaşıldı.

Bu tür yüzlerce örnek verilebilir. Ama, bu yazı kapsamını aşar örnekler. Son bir örnek daha verip yazımı bağlamak istiyorum.

Son olarak emekli orgeneral, özel harp dairesi ve kara kuvvetleri eski komutanı Kemal Yamak'ın "gölgede kalan izler ve gölgeleşen bizler" kitabından bir örnek :

"özel harp dairesi, özellikle Amerikalıların da verdiği destekle Nato'nun örtülü harekat konseptine dayanarak kurulmuş bir harekat ünitesiydi. memleketimizin bulunduğu coğrafi mevki ve stratejik konum, böyle bir teşkilatı çok lüzumlu ve çok faydalı hale getiriyordu."

"dairenin kuruluş yılları amerikan yardımı ve ilgilerinin başladığı ve kısa sürede yoğunlaştığı döneme rastlamış; bütün silahlı kuvvetlerde olduğu gibi, kuruluş ve eğitim konularında yakın işbirliği kurulmuştu."


"... amerikalılar esaslarını doktrin ve stratejisini tespit ederken, kendi ihtiyaçlarına ve politikalarına göre, bu görevin yurtdışı ülkelerde yapılacağını kabul etmişler; kuruluş, görev, eğitim ve dokümanlarını buna göre oluşturmuşlardı. halbuki biz bu görevi, yurdumuzda ordumuzla beraber ve kendi halkımızla birlikte yapacaktık." (sy: 248-249)

Ne güzel değil mi ? Örtülü harekatın finansmanını ABD sağlayacak,  kuruluş ve örgütlenme ABD doktrinlerine göre ve onların gözetiminde gerçekleşecek,” düşman” emperyalizmin düşman tespitine uygun olarak tespit edilecek. “Halbuki siz bu görevi, yurdunuzda ordunuzla beraber ve kendi halkınızla birlikte yaptığınızı” iddia edecek ve adına “vatan savunması” diyeceksiniz. Hadi canım sizde.
Emperyalistler tarafından örgütlenen kuruluşların görevlisi olarak, onların belirlediği insanlık dışı kuralları uygulanarak, emperyalizme karşı mücadele edenleri , yani yurtlarını savunan yurtseverleri cezaevlerine atacaksınız, işkencelere tabi tutacaksınız,  katledeceksin, ipe çekeceksiniz, işkence edeceksiniz. Emperyalizme karşı ülkenin bağımsızlığı için mücadele edenler “vatan haini” ilan edilecekler; siz “vatansever” olacaksınız  öyle mi ? Sevsinler sizin “vatanseverliliğinizi”.

Ve şimdi önümüze “kontr-gerilla” diye, “ergenokan” diye “cadı kazanında” pişirilmeye çalışılan  garip bir “bulamaç” sunuluyor. Bulamacın içinde nerdeyse herkes ve her şey var. Çete artıkları, ipliği pazara çıkmış miadını doldurmuş “küçük” adamlar, “darbe meraklısı” zanlıları, birbirlerine “alo” diyen sanatçılar, gazeteciler, iş adamları, Kemalistler.
Ama bulamaç, adeta yumurtasız “omlet”. ıçinde her şey var ama, “kontr-gerillayı” kontrgerilla”, “ergenokonu” ergenokan yapan asli failler yok. Taylan Özgür Cinayetinden, Sivas-Maraş- Çorum Katliamlarından, ABD emperyalizmden, CIA’dan, Özel Harp dairesinden , ülkücü ve dinci katillerden, ABD’nin  12 Eylül oğlanlarından ne bir ses, ne bir nefes. Es “soğuk rüzgarım es”. Estirilen soğuk rüzgar insanların iliğini dondurmakla kalmıyor, aynı zamanda “kontrgerillanın” kanlı geçmişini de tarihin derin  dondurucusunda dondurmak istiyor.
Buyurun yerseniz size dondurulmuş, yumurtasız, ABD siz, CIA’sız, NATO’suz , 12 Martsız, 12 Eylülsüz , devletin içinde olmadığı bir garip “omlet”. 

Evet,   “fikrini”,ABD’den alan, ABD tarafından “finanse” edilen, içine “pentagonun”, “CIA”nın “sızdığı” , “her ildeki silah depoları” ndaki silahları kullanan ,” çoğu MHP’li  çok memleket sever” mensuplarının “memleket” adına cinayetler işlediği, ülkenin gençlerini, aydınlarını insanlarını kahpece katlettikleri bu “malum” yarı gizli örgüt, adı ne zıkkımsa, “kontrgerilla”, “ergenokon” elbette açığa çıkartılmalıdır.
Ancak, ABD’nin emir eri adı AK, kendi KARA bir partinin iktidarda olduğu, Ordusu NATO’YA bağlı bir ülkede, kökü NATO’ya, CIA’ya, ABD emperyalizmine uzanan bir yarı resmi, yarı legal “terör örgütü” açığa çıkartılamaz. Bugün  önümüze “ergenokon” diye getirilen yumurtasız omletin “kontrgerilla”,”ergenokan” gerçeğiyle ilgisi yoktur.

Nitekim kimse bu soruşturmanın sonucundan böyle bir şey de beklemiyor. Soruşturma kapsamında yürütülen kampanya ile de hedef şaşırtılarak hainler aklanmaya çalışılırken, insanların bellekleri kazınmaya gerçekler yerine yalanlarla doldurulmaya genel olarak “sol” kirletilmeye çalışılıyor.
“Kontrgerilla”.”ergenokon” gerçeğini açığa çıkarmak  görevi devrimcilerindir. Bu görev emeğin örgütlü güçlerince er veya geç ama bir gün mutlaka yerine getirilecektir. NATO’DAN ÇIKILMIş, Amerikan üslerine el konulmuş, emperyalizmin işbirlikçileri ile birlikte def edildiği , sermayenin egemenliğine son verilmiş bir ülkede TAYLAN dahil, tüm katliamlar açığa çıkartılacak, “ergenokun” defteri dürülecek ve ülke ÖZGÜR leşecektir.

TUNCAY ÇELEN

 
 
mod_vvisit_counterBugün1379
mod_vvisit_counterDün2514
mod_vvisit_counterBu hafta9796
mod_vvisit_counterBu ay35838
mod_vvisit_counterTüm1606705