.
1984 ve PKK, PKK Gerici Örgüt İşbirliği İBDA-C - HİZBULLAH PDF Yazdır E-posta

Bu makale 877 defa okunmuştur.

Yazar İblisin Kıblesi Kitabından alıntı   
Perşembe, 28 Temmuz 2016 14:59

1984 ve PKK

Ağustos 1984' de Türkiye' de gerçekleşen ikinci önemli olay; tüfekli İslamcı örgüt İBDA-C'nin kuruluşundan çok değil on beş gün sonra, 15 ağustos 1984'te, bölücü örgüt PKK'nın Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı ilk geniş çaplı bölücü kanlı eylemi, Şemdinli-Eruh Baskını'nı gerçekleştirmesi oldu.

Kuşkusuz PKK bu eylemden yıllar önce gerçekte Türkiye'yi değil Türkiye'deki Sovyetçi solu ırk ayrımıyla bölmek amacıyla kurulmuş ve tıpkı 1984 öncesinin ABD güdümündeki İslamcı örgtüleri gibi Sovyetçi solculara karşı kullanılan, saldırılarının çoğunu devlete değil Sovyetçi solculara yönelten bir örgüttü.

Ordu birliklerine, güvenlik güçlerine, öğretmenlere, yargıçlara kurşun sıkıp illeri, ilçeleri basmak gibi doğrudan doğruya Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkmaya yönelik eylemlere girişmek için, tıpkı İslami örgüt İBDA-C gibi, bölücü örgüt PKK da Ağustos 1984'ü, demek ki ABD'nin Rusya'ya boyun eğdirip yeryüzüne tek başına egemen olduğu günleri beklemişti.

PKK'nın Sovyetçi sol görüntüsünün bir şaşırtmaca olduğu, onun gerçekte ABD önderliğindeki batının çıkarları doğrultusunda çalışan ve Türkiye'deki Sovyetçi solun TİP'deki birliğini Kürt solu / Türk solu ayrımıyla bölüp güçsüzleştirmekle

görevli bir örgüt olduğu; Batı ülkelerince kollanıp beslendiği, artık yadsınması olanaksız bir biçimde ortaya çıkmıştır.

Bu nedenle, PKK'nın 15 Ağustos 1984'ten sonra Sovyetçi solculara değil artık doğrudan doğruya Türkiye Cumhuriyeti devletine yönelen bölücü saldırılarını; ABD önderliğindeki Batının Türkiye Cumhuriyeti devletine yönelttiği dolaylı yıkıcı saldırılar biçiminde değerlendirmek zorunludur.

ABD, 1984'te başdüşmanı Sovyetleri altettikten sonra, Soğuk Savaş dönemi boyunca tüim buyruklarını yerine getirmeyen, özellikle 1960'tan sonra iplerini gevşetip bir ölçüde de olsa başına buyruk davranmaya başlayan Türkiye'yi karşısına almış, bu nedenle 1984'e dek Türkiye'de devlete karşı değil Sovyetçi solculara karşı kullanılan Amerikancı İslamcılar ve bölücüler, 1984' ten

sonra doğrudan doğruya Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı kullanılmıştır.

Tüfekli ayaklanmayı savunan İslamcı örgüt İBDA-C, 1984'ten sonra artık Sovyetçileri solcuları değil devleti yıkmayı amaçladığını yayınlarında şöyle açıklamıştır:

Bizim vazifemiz, .. Türkiye Cumhuriyeti'ni yok etmektir.

Her ne surette olursa olsun yok etmek ve Sünni İslam devletini kurmaktır.

Bu gibi açıklamaların yayımlandığı İBDA-C yanlısı Taraf dergisi, diğer İslamcı yayınlar gibi Amerikan uydusu Suudi'lerce kurulan Al-Baraka bankasınca verilen ilanlarla besleniyordu.

Türkiye Cumhuriyeti'ni yok edeceğiz, bir Sünni İslam devleti kuracağız diyen ve Türkiye Cumhuriyeti devletini tıpkı bölücü PKK gibi işgalci olarak niteliyen bu derginin yönetim yeri, İstanbul valiliğinin yüz metre ilerisindeydi ve yapının ön

yüzünde valilik penceresinden bakanların hemen görebilecekleri büyüklükte dev boyutlu bir İBDA yaftası sallanıyordu.

Gericilerle bölücülerin işbirliği:

İBDA-C ve PKK

11 Haziran 1997 günü Genelkurmay Başkanlığı'nda bir aydınlatma toplantısı (brifing) gerçekleştirildi.

Bu toplantıda yapılan açıklamaların bir bölümünde çoğu Siyasal-İslamcı örgütlerle bölücü örgüt PKK'nın uyum içinde çalıştıkları somut olaylarla örnekleniyordu.

Bütünü elinizdeki kitabın ekler bölümünde yer alan bu Genelkurmay açıklamasında kimi Siyasalİslamcı örgütlerle bölücüler arasındaki ilişkiler şöyle vurgulandı:

İrticai kesim, bölücü terör örgütünün ısrarla dile getirdiği ateşkes, bölgesel özerklik, genel af, olağanüstü halin kaldırılması gibi hassas konuları kendi medya organlarında sık sık tartışmaya açmış, temsilcileri vasıtasıyla da bölücü terör örgütü ve sözde sürgündeki Kürt Parlamentosu üyeleri ile doğrudan ilişkilere girmişlerdir.

Bölücü terör örgütünün Türkiye'ye yönelik emellerini gerçekleştirmek için, kendilerine en yakın müttefik olarak radikal İslamcı grupları gördüğü ve Kuzey lrak'taki kamplarda yapılan eğitimi, cihat hazırlıkları olarak lanse ettiği tespit edilmiştir.

İrticai kesimin yükselişi karşısında bölücü terör örgütünün başı, MED-TV' de yaptığı açıklamada; ülkemizde irticai faaliyetlerin artmasını, amaçlarının tahakkuku için uygun bir fırsat olarak değerlendirmiş ve bu kesimle ilişkilerin

daha da geliştirilmesi gerektiğini açıkça beyan etmiştir.

Terör örgütünün başı bu beyanı yaparken, irticai görüşe sahip bazı siyasi parti yetkilileri de bölgede taban oluşturmak maksadıyla; PKK terör örgütünün güdümüde bulunan HADEP yetkilileri ile yoğun temaslarda bufunmuşlardır.

Bu konu televizyonda yayımlanan bir açıkoturumda bizzat HADEP yöneticileri tarafından kamuoyuna duyurulmuştur.

Bu siyasi partinin irtica yanlısı Diyarbakır İl Başkanı, bölücü örgüt başının kendi partisinden aday olabileceğini açıklıkla ifade etmiş ve bu görüş maalesef aynı partinin bazı parlamenterlerince de desteklenmiştir. Benzer olay,

1991 yerel seçimleri öncesinde de, HADEP'le işbirliği yapılmak suretiyle sergilenmiştir.

Örgüt (PKK) tarafından Lübnan'da gerçekleştirilen ikinci konferansta alınan kararlar çerçevesinde; "İmamlar Birliği" oluşturulmuş, her caminin Propaganda ve İsyan Merkezi" haline getirilmesi kararlaştırılmıştır.

Bu kararlar bazı camilerde bölücü ve irtica yanlısı bazı imamlar tarafından

hayata geçirilmiştir.

Terör örgütü, daha geniş kitlelere hitap edebilmek düşüncesi ile, bu kez "Kürdistan İslam Hareketi" adlı örgütü hayata geçirmiştir. 1993 yılı Temmuz ayında yapılan Kürdistan İslam Hareketi Kongresi'nde; diğer din ve gruplarla

ilişkilerin geliştirilmesi, kadınların savaş içerisinde yer almaları, sözde Kürdistan'ın birleştirilmesi ve eski Kürt medrese ve külliyelerinin tekrar canlandırılması hususlarında bir dizi karar alınmıştır.

Kuzey Irak'ta faaliyet gösteren ve şeriat düzenini Türkiye'ye de ihraç etme gayreti içinde olan İran tarafından desteklenen İslami Hareket Partisi lideri Şeyh Osman, ülkemizde bilinen çevrelerden itibar görmüş ve hacca

gönderilmiştir.

Kuzey Irak'ta irticai esaslara dayanan bir Kürt devleti kurmayı amaçlayan Şeyh Osman' ın, Güneydoğu Anadolu bölgesinde de sempatizanları bulunmaktadır.

Bu kişi vasıtasıyla bölgede İslami Hareket canlandırılmaya çalışılmaktadır.

Bölücü terör örgütünün yan kuruluşu olan Kürdistan İslam Hareketi'nin hac organizasyonu yaparak hacca personel göndermesi, irticai kesimin sempatisini kazanmak için yapılan bir faaliyet olarak kıymetlendirilmiştir.

Avrupa'daki bölücü örgüt büroları ile Avrupa Milli Görüş Teşkilatı'nın, Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde yapılan eylemleri birlikte organize ettikleri, yurtiçinde de

Milli Gençlik Vakfı ile HADEP'in Cumhuriyet rejimine karşı ortak mücadele başlattıkları hakkında önemli tespitler yapılmıştır.

26 Nisan 1997 günü bölücü terör örgütü PKK'nın Almanya'nın Düsseldorf kentinde, Ermeni örgütlerinin Bonn'da Türkiye Büyükelçiliği önünde yaptıkları gösterilerden üç gün sonra irticai unsurların Köln'de uydu vasıtasıyla yaptıkları

rejim karşıtı propaganda yayınının aynı günlere gelmesi, Batılı ülkelerde Türkiye'ye karşı Kürt kartından sonra Ermeni ve irtica kartlarının da aynı anda oynanmaya başlandığı şüphesini beraberinde getirmiştir.

Türkiye'de etkinliği gittikçe azalan bölücü terör örgütünün yurtiçinde ve yurtdışında irticai unsurların gerisinde ve desteğinde yer almaya başladığı ve ittifak oluşturma çalışmaları ile yeni bir çıkış yolu arama gayreti içinde

olduğu bugün belirginlik kazanmaktadır.

Genelkurmay'ın kamuoyuna açıkladığı irtica ve bölücülüğün eylem birliği yeni bir olgu değildi; Siyasal-İslamcılar ve bölücüler Osmanlı döneminde de Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında da sürekli olarak birlik ve dayanışma içerisinde olmuşlardı.

Peki, 1 Ağustos 1984'te Müslüman ülkeleri Türkiye önderliğinde bir araya toplayıp dinci federal bir düzen kurmak amacıyla kanlı eylemi benimseyen İBDA-C örgütüyle, 15 Ağustos 1984'te Ortadoğu'da soy ayrımına dayalı bir federasyon kurmak amacıyla devlete yönelik kanlı baskın eylemlerine başlayan PKK adlı bölücü örgüt, birbirlerini nasıl değerlendiriyordu?

Ankara DGM Başsavcılığı'nın soruşturması, Ağustos 1984'te kurulan tüfekli Siyasal-İslamcı örgüt İBDA-C ile Ağustos 1984'te kanlı baskın eylemlerine başlayan PKK arasında bir yakınlık, bir amaç birliği bulunduğunu saptadı. Başsavcı Nuh Mete Yüksel, RP-MGV-İBDA/C-AMGT-PKK ilişkilerini irdelerken,

bir takım eski RP yöneticilerince kayırılan, kollanan kanlı dingüder İBDA/C örgütünün, tekotağlı (üniter) bilimgüder (laik) cumhuriyet düzenini yıkmak için, kanlı soygüder bölücü örgüt PKK'yı kendisine yandaş olarak gördüğünü, yayınlarında PKK Başkanı Abdullah Öcalan'ı terörist olarak nitelendirmeyip gerilla komutanı diye övdüğünü ortaya çıkardı.

Ankara DGM BaşsavcıIığı'nın saptadığına göre; 12 Eylül' den sonra MSP'nin yerini RP, Akıncılar örgütünün yerini İBDA/C, Milli Türk Talebe Birliği'nin yerini MGV almışh.

Gerçekten de, Amerikan İslamcısı Necip Fazıl Kısakürek çizgisini izleyen kanlı ayaklanmacı Siyasal-İslamcı örgüt İBDA-C'nin yayınlarında, kanlı bölücü örgüt PKK'ya övgüler düzülüyor; PKK ile çatışmalarda Türk ordusunun askerleri ölmüşse bunu şenliklerle kutlayıp PKK üyeleri ölmüşse açık açık yas tutuyorlardı:

İBDA-C'liler, Türkiye Cumhuriyeti için; işgalci, dinsiz, parya devlet nitelemelerinde bulunuyor, dergilerinde PKK ve DHKP-C için; aynı uğurda, aynı düşmana karşı savaştığımız gerilla kardeşlerimiz şeklinde hitap ediyorlardı. PKK'nın şehit ettiği her Türk askerinin, her Türk emniyet görevlisinin

ardından sevinip bayram ettiklerini, baklava ziyafeti verdiklerini,

dergilerinde açık açık sergiliyorlardı. Ölen her PKK'lı için yas tuttuklarını açıklarken, PKK'nın yaralılarına geçmiş olsun dileklerinde bulunmayı bir zevk, bir görev kabul ediyorlardı.

Necip Fazılcı silahlı Siyasal-İslamcı örgüt İBDA-C'nin yayın organları, PKK'lılardan kendilerine gelen övgü dolu mektupları da yayımlıyorlardı. Örneğin, PKK'lı Mehmet İstek'in İBDA-C'ye gönderdiği mektup şöyleydi:

Değerli dostlar;

Derginizin bir sayısı elime geçti, okudum ve çok beğendim. Özellikle İslam devriminin devrimci-radikal yanını, .. tutmanız, .. Kürt ve Kürdistan tanımlarını doğru ele almanız derginizi takdir etmeme neden oldu ... Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

15 Ağustos 1984'te devlete yönelik kanlı baskın eylemlerine başlayan bölücü PKK örgütü ile 1 Ağustos 1984'te devlete yönelik kanlı saldırılara başlayan Siyasal-İslamcı örgüt İBDA-C, Türk ordusunun Güneydoğu'da görev yapan birliklerine yaylım ateşi açmakta birbirleriyle yarışıyorlar ve İBDA-C yanlısı

bir Taraf dergisi İBDA-C üyelerinin askeri birliklere yönelik saldırılarını,

yaşasın PKK tipi eylemlerimiz diyerek büyük bir övünçle duyuruyordu.

Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkmak amacıyla 1 Ağustos 1984'te kurulan silahlı Siyasal-İslamcı örgüt İBDA-C'yi savunan '"Taraf dergisi ile 15 Ağustos 1984'te Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkmaya yönelik baskın eylemlerine başlayan silahlı bölücü örgüt PKK'yı savunan Özgür Ülke dergisi yayınlarında

birlerinden övgüyle söz ediyorlardı. Bölücü PKK yanlısı Özgür Ülke Dergisi Siyasal-İslamcı IBDA-C ile düşün ve eylem birliği çerisinde olduklarını vurgulayarak şöyle diyordu:

Said-i Nursi'nin Özgür Kürdistan rüyası İBDA-C'nin eliyle gerçekleşecektir. Said-i Kürdi (Kemalistlerin tabiriyle Said-i Nursi) Kürt ve İslam tarihinde yetişen dahi bir ulemadır.( ... )

Zindandan çıktıktan sonra Kürdistan'ın kurtuluşu için ilim, irfan, plan ve proje yolları arar.( ... ) Said-i Kürdi, kafasında özgür Kürdistan ve Birleşik İslam Alemi projesini tasarlarken:

"İslam aleminin kalbinde (Türkiye'de) müstakil (ayrı) bir Kürdistan'ın kurulması ile İslam Alemi o merkez etrafında dönerek bir araya gelecek ve büyük Federatif İslam Devleti kurulacaktır" demiştir.

Evet, Said-i Kürdi'nin yaklaşık bir asır önce tasarladığı bu değerli plan ve hayati işler bugün gerçekleşiyor.

Gerçekten Said-i Kürdi'nin hayali ve gayesi olan İslam Alemi'nin kalbini teşkil eden, birleşik ve özgür bir Kürdistan'ın temeli atılmaya başlamıştır ve bu gayeye yönelik özgürlük mücadelesi başarıyla ilerliyor.

Kürt halkı, samimiyetle bağlı olduğu Asr-ı Saadet anlayışıyla, devrimci ve zulme karşı direnişçi ruhu ile İslamiyetin hakiki mecrasına döndürülmüş bulunuyor. ( ... )

Sanırız ki büyük Kürt alimi Said-i Kürdi'nin aziz ruhu, tüm Kürdistan şehitlerinin aziz ruhları gibi, durum karşısında mesrur ve memnun olmaktadır.

PKK yanlısı Özgür Ülke dergisi, Said-i Nursi diye anılan bölücü İslama Said-i Kürdi'nin Türkiye'den kopartılmış ayrı bir Kürt-İslam devleti düşlediğini,

İBDA-C örgütünün de işte bunu gerçekleştirmeye çalıştığını, dolayısıyla bölücü PKK'nın İslamcı İBDA-C ile aynı doğrultuda çalışmakta olduğunu duyurduktan

sonra. IBDA-C yanlısı Taraf dergisi PKK yanlısı Özgür Ülke'nin bu yazısını olduğu ğibi basıp onaylayarak, altına şu açıklamatı ekliyordu; ·

Yiğit Kürt halkı 70 yıldır faaliyet gösteren Deccal Rejimi'ne karşı varını yoğunu ortaya koyarak mücadele ediyor.

Bu uğurda (İBDA-C'nin kuramcı önderi Salih Mirzabeyoğlu'nun dedesi) İzzet Beyleri, (İBDA-C'nin kuramcı önderi Salih Mirzabeyoğlu'nun büyük babası) Hacı Musalan, Şeyh Saitleri, Şeyh rızaları Saidi Nursileri şehit verdi.

Ve bugün Said-i Nursinin rüyası (ayrı bir Kürt devleti ve Birleşik İslam Alemi) uğruna şehitler vererek, kan ve can vererek yılmadan mücadele ediyor.

Birleşik İslam Devleti için Kürdistan'ı kurmaya kararlı, inatçı, inançlı. Düğüm burada, yıllardır söylediğimizde:

Müslüman Kürt halkının mücadelesi, Anadolu Merkezli Bağımsız Birleşik İslam Devleti'nin yapı taşıdır.

Kumandan Mirzabeyoğlu dedi ki:

"Gayet açık olarak söylüyorum, bugün İBDA, Said-i Nursi hazretlerinin rüyasını gördüğü bir (ayrı Kürt devleti ile Birleşik İslam Alemi) temsil planındadır ve bu mana da İBDA'nın kadrosudur."

Bu söz 1986'da söylenmiştir. Ve zaman döne döne bu sözün gerçekleşeceği iklimi bulmuştur.

O hald,e, İslam Devleti için Müslüman Kürt halkına tam destek!. ..

İkisi de Sovyetler Birliği'nin ABD'ye boyun eğdiği 1984'te Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkmak üzere kanlı eylemlere başlayan Siyasal-İslamcı İBDA-C ile bölücü örgüt PKK' nın nasıl bir düşün ve eylem birliği içerisinde olduğu, yayınlarıyla ortada bir gerçektir.

Bunlara yine 1980'li yılların ilk yarısında kurulan Kürtçü-İslamcı Hizbullah örgütünü de katabiliriz. Bu örgütün ileride ikiye ayrılıp bir bölümünün PKK ile çatışmaya girecek olması, kuruluş çizgisinin ayrılıkçı-İslamcılık olduğu , gerçeğini değiştirmiyor çünkü. Bu PKK, İBDA-C, Hizbullah gibi örgütlerin aynı tarihte, 1984'te Türkiye Cumhuriyeti devletine savaş açmış olmaları, aynı güçlerden buyruk aldıklarını düşündürtmesi bakımından ilginçtir.

CIA' dan İslamcı Kürtçü Örgüt Siparişi

Uğur Mumcu'nun kardeşi Av. Ceyhan Mumcu, bir yazısında ayrılıkçılara İslamcı söylem-kullanmalarını Amerika'nın, ünlü CIA görevlilerinden Paul Henze'in önerdiğini açılklayarak şöyle diyordu.

ABD'deki 'Atatürk Dostları' bir panel düzenlemiş ve CIA'nın eski istasyon şeflerinden Paul Henze'yi de çağırmış.

Uğur Mumcu'nun kardeşi Ceyhan Mumcu'yada fax göndermek düşmüş.

Cumhutiyet 24 Kasım 1998mhuriyet Gazetesi, 24 Kasım

Bay Henze, ABD'de RAND Corporation adına yaptığı açıklamalarla

Güneydoğu'da insanlık suçlusu terör örgütü PKK'ya yol gösterir tavsiyelerde bulunmuş, "Marksist Leninist motifler yerine İslami motiflerle hareket etse daha iyi mobilize olur," demiştir.

Bir süre sonra PKK, Marksist Kenşnşst motiflerden vazgeçtiğini açıklamıştır.

Uğur Mumcu da 7 Şubat 1990 günlü yazısında bu konuyu Ufuk Güldemir'in haberine dayanarak ortaya koymuştu.

Evet, Amerika'ydı İslamcı-Kürtçü bir hareket isteyen! Necip Fazılcı İBDA-C örgütünün kuramcısı şair-romancı Salih Mirzabeyoilu. yayımladığı kitaplarda kendi özgeçmişine ilişkin bilgiler verirken, Kürt kökeni üzerinde durarak şöyle diyordu:

Mutki Aşireti Reisi Hacı Musa Bey, onun oğlu İzzet Bey, onun oğlu Hacı Muammer Bey, onun oğlu Salih Mirzabeyoğlu ... ( ••• ) Bizim aile, babaannem, babam ve halam, Muş'tan Konya'ya mecburi iskanla sürgün geliyorlar ...

Şanlı Hamidiye Paşası Hayderanlı aşiret reisi Kör Hüseyin Paşa'nın kızı ve namlı İzzet Bey' in hanımı Latife Hanım, yani babaannem, biri bir, diğeri üç yaşındaki iki çocuğu ve sürgüne yollanan diğer yakınları ile Konya'da ... ( • • • ) Aklımda

hep amcamın oğlu Remzi Yalçın'ı Muş'tan çağırtıp görüşmek vardı. ... İBDA hareketinin Şark cephesini tahkim etmek emeliyle ... ( . . • ) Kürtler, İBDA'ya beni ziyarete gelmişler ... Onları benim odaya alıyorum ... Bir tepsi içinde tulumba tatlısı var. ( • • • ) Birşey yazarken, "Kürtler geliyor!" diyorlar ... ellerinde bana sorulmak üzere hazırladıkları ilmi birkaç sualin bulunduğu kağıt...

Mektupta benim için, "gelip başımıza bir Haydar olaydı!" deniyor ... Yani aşiretin başına geçmem kastediliyor ... Ben mahalli mühimliklere değil,

misyonumun gerektirdiği şartlara göre yaşamak isterim!..

( ... ) Benim "Mutki Aşireti" ile ilgili, eline geçen kitaplardan dikkatimi çekecek olanları göndermesini istediğim Konya İBDA kitabevi sahibi, .. ricamı emir telakki ederek kitapları bana ulaştırıyor.( ... ) Benden Devlet Başkanlığı bekleniyor gibi hissediyorum kendimi! ..

İslami Büyük Doğu adını verdikleri Müslüman ülkeleri kapsayan dine dayalı Osmanlı eyalet düzenini Başyücelik Devleti adı altında yeniden kurmayı amaçlayan İBDA-C'nin, Kürt kökenli olduğunu açıklayan kuramcısı şair-romancı Mirzabeyoğlu, kimi yazılarında ABD ve Avrupa ülkelerine nasıl bakhğını

da şöyle sergiliyor:

Batılı ülkelerden birinde, kamyonuma sandık sandık erzak yüklüyor ve yurda doğru yola çıkıyorum ... ( ••• ) Amerikan mektebinde mesudum. Çocuklar arasında bir efe ... Tüfekli dingüder İBDA-C'nin önderi şair-romancı Mirzabeyoğlu, yazılarında Necip Fazıl Kısakürek'in ardılı olduğunu vurguluyor.

Gerek şiirleriyle, gerek romanlarıyla gerçekten de Necip Fazıl Kısakürek çizgisinde yapıtlar veren Mirzabeyoğlu'nun İslami Büyük Doğu düşüncesi, gerçekte tüm Siyasal-İslamcı örgütlerin ulaşmak istedikleri ortak bir erekti ve

o, bu düşünceyi de üstadım dediği Necip Fazıl'dan aldığını söylüyordu. Gelgelelim Mirzabeyoğlu'nun Başyücelik Devleti adlı kitabında Anayasa'sını açıkladığı İslami Büyük Doğu'nunda, 1945'ten günümüze Türkiye'de şu ya da bu ölçüde etkili olmuş Siyasal-İslama örgütlerin ortak ereği olan Türkiye önderliğinde Dünya İslam Birliği düşüncesinin de gerçek kuramcısı,

Müslüman Necip Fazıl Kısakürek ya da bir başka yerli İslama değll, kendisini Yahudi-Hıristiyan Birliği'nin önderi olarak tanımlayan Hıristiyan-Siyonist Amerikan Devleti'ydi.

Perşembe, 28 Temmuz 2016 15:06 tarihinde güncellendi
 
 
mod_vvisit_counterBugün1372
mod_vvisit_counterDün2514
mod_vvisit_counterBu hafta9789
mod_vvisit_counterBu ay35831
mod_vvisit_counterTüm1606698