.
MUSTAFA TAYLAN ÖZGÜR (23 Şubat 1948-23 Eylül 1969) PDF Yazdır E-posta

Bu makale 5171 defa okunmuştur.

Salı, 25 Eylül 2012 02:27

MUSTAFA TAYLAN ÖZGÜR (23 Şubat 1948-23 Eylül 1969)
‘68’li yıllar. Anti-emperyalist mücadelenin doruğa ulaştığı bir dönem. Faili meçhul cinayetler işleniyor. ABD 6. Filosu’na karşı devrimci mücadele veren Vedat Demircioğlu, Atalay Savaş, Ali Turgut Aytaç, Duran Erdoğan, Mehmet Cantekin öldürülmüştü.
Düzenlenen yasal gösterilere saldırıların artması, faili meçhul cinayetlerin çoğalması devrimci gençlik liderlerini tedirgin ediyordu.
1969 yılı Eylül ayında Mustafa Taylan Özgür, İstanbul’a gelmeden birkaç gün önce, Sinan Cemgil, Hüseyin İnan ve Alpaslan Özdoğan’la ODTÜ yurtlarında sohbet ediyorlardı.  Sinan Cemgil’in, “Taylan, İstanbul’a gidiyorsun. Gel bir fotoğraf çektirelim. Bir iş olur. Hiç olmazsa hatıra kalsın,” isteğiyle dört arkadaş fotoğraf çektirdi.  Sinan’ın eşi Şirin Cemgil o sıra hamileydi. Taylan da Sinan’a, “Gidip dönmemek, gelip görmemek var. Çocuğun doğduğu zaman kız da olsa, erkek de olsa ismini Taylan koy,” dedi.

Sinan, daha sonra doğan çocuğunun ismini Taylan koyacaktır.
Necla ile Hasan Özgür’ün oğlu Ankara Atatürk Lisesi’nden mezun olduktan sonra ODTÜ’ne kaydını yaptırdı. ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü üyesi olarak devrimci bütün eylemlerde yer aldı.
Taylan’ın en önemli eylemlerinden birisi arkadaşlarıyla 6 Ocak 1969’da CIA ajanı ADB’nin Büyükelçisi Robert W. Komer’in otomobilinin ODTÜ’de yakılmasıydı.
Devrimci gençler her alanda örgütlüydü. ODTÜ Öğrenci Birliği’nin Olağan Genel Kurulu, 26 Ağustos 1969 Salı günü başladı. Toplumcu Grubun başkanı Adayı Sinan Cemgil’di.
Yönetim Kurulu listesi ise şöyleydi: İrfan Uçar,  Mustafa Akgül, Yusuf Arslan,  Atilla Keskin, Serdar Haybat, Tunca Şahinyılmaz, Nuri Türkeş, Cengiz Yesügey, Yedekler: Selami Şakiroğlu, Hüseyin Gürcan, Sadık Arif. Onur Kurulu: Muammer Soysal, Neşe Erdilek, Cengiz Haksever, Cemal Selmanpakoğlu, Mükremin Neşeli, Denetleme Kurulu: Ahmet Sina, Mustafa Taylan Özgür, M. Emin Yörük, Sait Kozacıoğlu, Necmiye Dinler.
Toplumcu Grup, seçimler için yayımladığı propaganda broşüründe özetle şu görüşlere yer vermişti:
“Kitleyle ilişki kurmayı romantizmden daha öteye götüremeyen küçük burjuva ideolojisi sahipleri, halk dalkavukluğunu devrimci çaba diye yutturuyorlar.
“Eğer bugün işçiler fabrikaları işgal ediyorlarsa, eğer Silahtarağa’da 2500 işçi faşist toplum polisini önüne katıp kovalıyorsa, topraksız köylüler ağaların topraklarını bağırta bağırta işgal ediyorsa ve bunun yanında yüzlerce köy, politikacıları köylerine sokmama kararı alıyorsa, halk kitleleri gerici parlamentarizme karşı alternatifi görmeye başlıyor demektir. O halde bizim işgal eylemimiz halktan kopuk değil, tam tersine halkın devrimci eylemine kılavuz olmuştur.
“Bizim halk diye adlandırdığımız, işgal ettiği ağa toprağını ellerinde kazma kürekle savunanlar, işgal ettikleri fabrikalarda polisle çatışanlar ve bütün bunları daha ilerde yapacak olanlardır. Onlar ki, gerici parlamenterizme çoktan sırt çevirmişler ve kendi bölgelerinde kendi demokratik hâkimiyetlerini kurma yolundalar.
“Bugün barışa giden yol, ancak savaştan geçer.
“Bütün diğer meselelerin olduğu gibi, demokrasi kavramının da sınıfsal bir özü vardır. Örneğin, işçi sınıfının devrimci iktidarının oluştuğu bir yerde sömürücülere hürriyet yoktur. Onların özgürlük dedikleri, kitleleri rahat soyabilme özgürlüğüdür. Onların dillerine doladıkları demokrasi de, aynı bunun gibi, yalnızca kendileri içindir. Bizler, Amerikan emperyalizminin yurdumuzdaki maşalarını lanetledik. Artık kimse onlarla kol kola bir demokrasiden bahsedemez. Hedef, işbirlikçi egemen sınıfların ortadan kaldırılmasıyla, feodal yapının köklerinin kazınmasıyla gerçekleşecek, geniş halk yığınlarını özgürlüğe kavuşturacak halk demokrasisidir.
“Vietnam’da Amerikan emperyalizmine karşı savaşan Vietnam halkı, bizim için de dövüşüyor demektir. Aynı şekilde Arap halklarının Ortadoğu’da verdikleri antiemperyalist savaş da bizim Milli Kurtuluş Savaşı’mızın bölünmez bir parçasıdır. Çünkü düşmanımız aynıdır ve dünya halklarının mutluluğu, o düşman yeryüzünden silindiği gün gerçekleşecektir. Eğer bu davada kendi payımıza düşeni yapabiliyorsak, tarihsel görevimizi yerine getiriyoruz demektir. İran’da gelişen demokratik kitle hareketleri de Ortadoğu’da antiemperyalist devrimlerin yaklaşmakta olduğunun açık delilidir. Asya, Afrika ve Latin Amerika halklarının kurtuluş savaşları gittikçe gelişmektedir. Dün Sudan, Yemen ve Peru’da Amerikan emperyalizmine indirilen şamarlar, tüm ezilen halkların kurtuluşu için atılan birer adımdır.
“CIA ajanı Komer, ODTÜ öğrencisinin yiğit mücadelesi sonucunda yanan arabasının gölgesinde defolup gitti.
“Faşist iktidarın tezgâhladığı temel hak ve hürriyetleri koruma kanununu çıkarttırmadık.
“Amerikancı Rektör Kurdaş’ı ODTÜ tarihinden sildik.
“Bütün kilit noktalarını tutan çirkef idareci kadrosu teker teker temizleniyor ve temizlenecek.
“Egemen sınıfların bu kuzu postuna bürünmüş küçük kurtları ODTÜ içinde sadece şekli bir üstünlüğe sahiptirler ve bunun da sonu yaklaşmıştır.
“Bu kısır çemberi bir yerinden kıralım. Bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm savaşına katılalım. Bugün için en büyük sınav devrim, en kutsal ders sosyalizmdir.
“ODTÜ’nün bütün yurda yayılmış devrimci ününü söndürmeyelim.
“Gerici, bürokratik öğrenci yönetimini etkisiz hale getirerek, ilerici, devrimci, demokratik öğrenci yönetimi forumları gerçekleştirdik.
“İdareciler, öğretim üyeleri ve gerici Öğrenci Birliği aynı bürokratik yapı üstünde kenetlendiler ve tutuculuk vazifelerini yapmaya başladılar. Devrimci eylemlerimizle bu yapı ortasından göçtü. Şimdi yerine devrimci, demokratik yapı inşa ediliyor.”
ODTÜ Öğrenci Birliği’ni elde eden devrimci gençler, İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği’ni (İÜTB) ele geçirmek amacıyla, İstanbul’a geldi. Gelen öğrenciler arasında Mustafa Taylan Özgür’de vardı.
İÜTB kongresi, 23 Eylül’de, Beyazıt’taki Marmara Lokali’nde başladı.
Mustafa Taylan Özgür’ün de aralarında olduğu bir grup kongrenin yapıldığı Marmara Lokali’nin önüne giderken Mustafa Taylan Özgür bu sırada silahla vurularak ağır yaralandı. Haseki Hastanesi’ne götürülen Özgür, kurtarılamayarak öldü. Aynı gün, Deniz Gezmiş, polis tarafından yakalanarak gözaltına alındı.
Taylan Özgür’ün öldürüldüğünü öğrenen devrimci öğrenciler, 24 Eylül’de sabah saat 10:00’da ODTÜ  Atatürk Anıtı’nın önünde toplandı. İstiklal Marşı’nı söyledikten sonra Mustafa Taylan Özgür için iki dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşu yapılırken Rektörlük damına yerleştirilen siren iki dakika çalındı.
Bir öğrenci lideri şu konuşmayı yaptı: “Üniversiteler özgürlükten tamamen yoksundur. Arkadaşlarımız teker teker öldürülüyorlar. Bugün andığımız arkadaşımızın başına gelenler yarın bizim başımıza gelecektir. Hiçbirimizin can güvenliği kalmadı. Ölen Mustafa Taylan Özgür bir devrim neferiydi ve bu uğurda öldü.”
Üç aydan beri polis tarafından aranan Sinan Cemgil de şu konuşmayı yaptı:
“Bir devrimci kardeşimiz polis kurşunuyla kahpece öldürülmüştür. Devrimci şehitlerin matemini tutacak zamanımız yoktur. Zira, bu tip olaylar milli kurtuluş savaşı içinde olağandır. Devrimcilerin postunu ucuza satmayacağız. Türk milli mücadelesi içinde devrimciler birer birer gidebilirler. Gün gelecek, Türkiye’nin bağımsızlığı ve kurtuluşu için gerekirse hepimiz vurulacağız. Bunlar bizi korkutmuyor, üzmüyor ancak kinimiz bileniyor. Taylan Özgür’ün ardından matem tutmayacağız, mersiyeler düzmeyeceğiz. O 24 saatini devrime adamış bir kişiydi. O, bu yolda öleceğini biliyordu. Ama emperyalizmle savaş uğruna ölmek şerefli bir ölümdür. O, savaşın ilk kıvılcımlarını yakanlardan birisidir. Artık faşist kanunlar onu içeri tıkamayacaklardır. Yapılacak çok işimiz vardır; ikinci kurtuluş savaşının ilk kurşunlanan devrimcilerinden sonra bizler de düşebiliriz. Bunu korku değil, varacağımız şerefli bir nokta olarak kabul ediyoruz. Taylan, Komer’in arabasını yakarak devrim için ilk kıvılcımı atmıştı. Bu kıvılcım devam ettirilecektir. Türkiye’de CIA artık bir adam temizleme kampanyası açmıştır. Yılmıyoruz, korkmuyoruz!”
FKF Genel Sekreteri Ruhi Koç, öğrencilere, “Mustafa Kemal andını” içirdi.
25 Eylül 1969 Perşembe günü,  Taylan Özgür’ün cenazesi için, ODTÜ Rektörlük binasının önünde, ABD Büyükelçisi Komer’in arabasının yakıldığı yerde bir tören yapıldı. Cenaze törenine Tabii Senatör Suphi Karaman, Suphi Gürsoytrak, avukat Niyazi Ağırnaslı ve Prof. Muammer Aksoy da katıldı. Özgür’ün cenaze namazı Ankara Maltepe Camii’nde kılındı.
Taylan’ın cenazesi, binlerce öğrencinin katılımıyla Cebeci Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Mustafa Taylan Özgür’ün öldürülmesinin üzerinden 43 yıl geçti. Faili meçhul cinayetler azalmadı arttı binlerce oldu. ABD emperyalizmi soykırımlarına BOP-YDD adı altında devam ettiriyor. Bedeli ağır da olsa bağımsızlık her zaman emperyalizmi yenmiştir.

 
 
mod_vvisit_counterBugün200
mod_vvisit_counterDün1408
mod_vvisit_counterBu hafta200
mod_vvisit_counterBu ay40289
mod_vvisit_counterTüm1611156