.
Hüseyin Cevahir PDF Yazdır E-posta

Bu makale 8479 defa okunmuştur.

Salı, 30 Kasım 1999 02:00
1947'de Tunceli'de doğdu. Yüksek öğrenim için Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesine girdi. Burada devrimci gençlik hareketlerine katıldı. Dev-Genç içinde yer alan Hüseyin yoldaş, Mahir Çayan yoldaşla bu mücadele içinde tanıştı.

 Sample Image THKP-C'nin oluşum sürecinde yer aldı ve kurucularından oldu. Oluşturulan ilk Genel Komite'de yer alarak, Doğu Anadolu Bölge Sorumluluğu'nu üstlendi.

        THKP-C'nin 1971 yılında başlattığı Öncü Savaşının ilk evresinde gerçekleştirlen merkezi eylemlerin içinde yer aldı. ıstanbul'da şehir gerillasının yaratılması amacıyla alınan karar üzerine Mahir yoldaşla birlikte buraya geçti. Has'ların günlük gelirlerinin kamulaştırılması ve Siyonist ajan E. Elrom'un tutsak alınması eylemlerine katıldı.

        Elrom eylemi üzerine oligarşinin başlattığı kuşatma ve imha operasyonu sırasında, 29 Mayıs 1971'de Mahir yoldaşla birlikte ıstanbul-Maltepe'de kuşatıldılar. Bu iki “adalı”nın üç gün süren kuşatması, 1 Haziran günü başlatılan operasyonla sonlanırken, Cevahir yoldaş şehit düştü, Mahir yoldaş ağır yaralı olarak tutsak edildi.

        Cevahir yoldaşın sanat ve kültür üzerine yayınlanmış çeşitli yazıları yanında, Küba Devrimi üzerine bir yazısı bulunmaktadır.

 

                                                                     ***

30 YIL SONRA GELEN SANSÜR

Devrimci hareketin önderleri arasında yer alan ve 1971'de Maltepe'de katledilene kadar da devrimci hareket içinde Karadeniz'den Dersim'e, Diyarbakır'a kadar ülkenin bir çok bölgesinde, bir çok alanda görevler, sorumluluklar üstlenmiş olan Hüseyin Cevahir'in 1970'de yazdığı bir yazıydı sözkonusu olan.Yani 30 yıl önce yazılmıştı.Sadece yazılmakla kalmamış, Mayıs 1970 tarihli Aydınlık Sosyalist Dergi'nin 19. sayısında yayınlanmıştı bu yazı.Ve bu yazı o zaman sansürlenmemişti

.Aradan 30 yıl geçti. 30 yıl aradan sonra aynı yazı DGM savcısı tarafından sansürleniyor. Ne oldu bu 30 yılda? "Gelişiyoruz", "çağ atlıyoruz" denirken Türkiye 30 yıl öncesinden daha da geriye mi gitti yoksa? Ya da savcı 30 yıl öncesinin çok daha gerisinde mi yaşıyor? Her şey bir yana 30 yıl önce yayınlanıp sansürlenmemiş bir yazının bugün sansürlenmesini keyfilikten başka bir ifadeyle nitelemek mümkün mü?

Cevahir, çocukluğu Dersim'de geçen bir Kürt'tür. Devrimci hareket içinde yer aldığında doğduğu, çocukluğunun geçtiği topraklardan çok uzaklardadır. Tüm ülkeyi vatanı, bu vatan üzerinde yaşayan tüm halkı ayrım gayrım yapmadan kendi halkı bilmektedir. Ama doğduğu büyüdüğü toprakları da hiç unutmamıştır. Yıllar sonra bir devrimci olarak, devrimci hareket içinde sorumluluklar üstlenmiş olarak doğduğu topraklara dönmüş, Diyarbakır, Silvan, Bismil'i gezmiş, dolaşmış ve buralarda gördüklerini, duyduklarını, incelemelerini kağıda dökmüştür. ışte 30 yıl önce sansürlenmeyen ama bugün savcının sansürlediği yazı, Cevahir'in bu izlenimlerinden bir bölümdür. Kim bilir belki de savcı bizim arada yaptığımız birer paragraflık kısa yorumlardan hoşlanmayıp bu yazıyı sansürlemiştir. Cevahir'in yazısını yorumsuz tekrar sayfamıza koyuyoruz. Bakalım ne olacak?

"Köylüler iki bölüme ayrılabilir: Dağ köylüleri ve ova köylüleri. Halk geçimini tahıl üretiminden sağlamaktadır. Ekilebilir toprak miktarı 2 milyon dönümün üstündedir. Toprakların bir kısmı ağaların elinde. Obaya traktör ve diğer tarım aletlerinin girmesine rağmen ağa ve şeyh baskısı devam etmekte.""Yine Bismil'deki kavgaların adam vurmaların, bir tek nedeni var:

TOPRAK.

Bir yanda ağa toprakları 10 binlerce dönümü bulurken, bir yanda ağalar hazine topraklarına el atmışlar,. 2 milyon dönümü aşan toprağın yüzde 80'ni ihtilaflı. Bu ihtilaflı durumu da şimdilik bir tek şey çözümlüyor;

YILDIRMAK...

"Cevahir yazısında doğrudan köylülerin anlatımlarına da yer verir. Bunlardan bir paragraf şöyledir: "Komandolar bizim köye geldiler. Hepimizi içtima ettiler. Sonra, koşturup güldüler. Ardından da başladılar dayak atmaya. Anlamıyorum bir türlü bu nasıl iş, bu nasıl hükümet, bu nasıl düzen? Komandolar bekçiden su istediler. Bekçi suyu getirince başından aşağı döküp gülüştüler."Köylülere yönelik baskıları çeşitli yönleri ve kendi gözlemleriyle anlatır.

"Silvan'ın merkezinde 8 Nisan 1970 günü, sabah saat üç sularında üç bine yakın jandarma, komando birlikleri 6 helikopter ve topçu, keşif uçaklarının desteğiyle etrafı kuşattılar. Görenler sanki bir düşman kalesi muhasara altına alınmış da düşürülecek sanırdı. Gürültülerden uyanıp evinden çıkaran herkesi istisnasız belli bir toplama yerine götürüyorlar. Toplanma yeri Tekel işletmesi meydanı Çalakorte şador'un yukarı kısmı idi. Olup-bitenleri öğrenmek için başını dışarıya çıkaran herkes bu toplama yerlerine aktarıldı. Toplama yerlerinde halka, sürün, yat, kalk, yuvarlan emirleri ile toplu halde işkence edildi ve halkı sırtüstü-yüzükoyun yere yatırıyor, üzerinde tepiniyorlardı.""...

Bunlar birkaç örnek. Bismil'de bunlardan daha kötü, daha akla hayale sığmaz işkenceler yapılmıştır. Bunları yapanlar bu memleketin askerleri. Yaptıranlar da emperyalizmin işbirlikçileri ve toprak ağaları, işkence yapılanlarsa ülkenin halkı..

.""Ülkemizin emperyalizmden, işbirlikçilerinden ve toprak ağalarından temizlenip halkımızın kurtuluşu ve mutluluğunu istiyorsak, yüzyıllardır Türk halkıyla kader birliği yapmış, düşmana karşı omuz-omuza dövüşmüş bir Kürt halkı var. Bu halkın Türk halkı gibi çözümlenmemiş binlerce sorunu ortada duruyor. Ağa baskısı, açlık, zulüm, işbirlikçi iktidarın terörü Doğu'da kol geziyor.

""Hangi taraftan tutulursa tutulsun, bir bozukluk, bir kokuşmuşluk ve bir yolsuzlukla karşılaşmaktasınız. ıktidar bu durumu iyi bildiği için dikkatleri bilinçli bir biçimde başka tarafa çekmekte; yoğun bir 'Kürtçülük' olduğunu yaymaktadır. Oysa Kürtçülük yoktur. Olan kendi ana dilini kullanma hakkına sahip eşit vatandaş olma özlemidir. Ve ancak, gerçek eşitlik şartlarında Türkiye halklarının gerçek birliğinin ve kardeşliğinin inancıdır.

""ışte durumun can alıcı noktası burası. Türkiye devrimcileri uyanık davranıp bu oyunu şimdiden bozmaya çalışmazlarsa ileride çok büyük açmazlara düşebilirler.

""Doğu sorunu ancak devrimci yoldan çözüme bağlanabilir. Bu devrimci iktidar uğruna Kürt ve Türk devrimcileri, bütün yurtseverler omuz omuza çalışmalıdırlar. Halkların var olan, gerçek kardeşliği pekiştirilmeli, baş düşman emperyalizme karşı mücadele edilmeli ve uyanık olunmalıdır. Tek doğru yol budur. Yoksa hangi saflarda olursa olsun burjuva şovenizmine düşmek emperyalizmin oyununa gelmektir, bölücülüktür."

 


Salı, 04 Ağustos 2009 11:44 tarihinde güncellendi
 
 
mod_vvisit_counterBugün351
mod_vvisit_counterDün1476
mod_vvisit_counterBu hafta1827
mod_vvisit_counterBu ay39389
mod_vvisit_counterTüm1521664