.
Hüseyin ınan PDF Yazdır E-posta

Bu makale 11820 defa okunmuştur.

Salı, 30 Kasım 1999 02:00
Hüseyin ınan (1949-1972) 1949'da Kayseri'nin Sarız ilçesine bağlı Bozhüyük köyünde doğdu. ılk ve ortaokulu Sarız’da, liseyi Kayseri'de okudu. 1966'da ODTÜ ıdari Bilimler Bölümü'ne kayıt oldu. Sosyalist Fikir Klubü(SFK) ve bu derneğin bağlı olduğu Dev-Genç'e üye oldu. Bu arada TIP’ de katılarak, bu partinin etkinliklerinde yer aldı. Ayni dönemde, gerek ıstanbul ve Ankara, gerek ızmir ve diğer yörelerde anti-emperyalist eylemlere katildi; ABD 6.Filo'suna yönelik eylem ve mitinglerin içinde bulundu. Toprak işgalleri, kırsal yörelerdeki etkinlikler vb. etkinliklere katildi. 1966-67 öğretim yılında, gerçeklesen ODTÜ Hazırlık boykotunun örgütlenmesine önderlik etti.

Hüseyin ınan, 1968'de, TIP ve daha sonra MDD içindeki ayrılıklarda, giderek belirginleşen gizli ve dar örgüt fikri doğrultusunda çekirdek bir grup oluşturup, kir gerillası yoluyla anti-emperyalist mücadele verme düşüncesini geliştirmeye çalıştı. Ankara, özellikle ODTÜ kökenli olan ve temelini ınan’ın attığı grup, daha sonra THKO'nun çekirdek kadrosunu oluşturacaktı. Ayni yıl ıdari Bilimler Fakültesi'nden çıkarılan Hüseyin ınan, ODTÜ yurtlarında kalmaya devam etti. 14 Ekim 1969'da, grubun önemli bir kesimiyle birlikte Suriye üzerinden Ürdün'e, Filistin Kurtuluş Örgütü(FKÖ)'nün asil gücünü oluşturan El Fetih kamplarına gitti. Burada FKÖ'nün yanında ısrail’e karsı savaştı. ısrail içlerindeki karakol baskınlarında bizzat yer aldı. şubat 1970'de Türkiye'ye geri döndüğünde, Diyarbakır-Antep yolunda bir otobüste yakalandı. Diyarbakırda devam eden yargilama sonunda, Ekim 1970'de tahliye oldu. Hüseyin ınan Ankara'ya döndüğünde kafasindaki kir gerillası fikri iyice berraklasmisti. Benzeri düsünceler tasiyan ve ayni eylem çizgisini benimseyen, baslarinda Deniz Gezmis'in yer aldigi ıstanbul grubuyla biraraya gelerek THKO'yu kurdu. ınan, kitle hareketleri içinde hemen hiç tanınmayan biri olmakla birlikte, örgütleyici niteliği, insanlarla iliksi kurma becerisi ve kararlılığıyla grup içinde sivrilmişti. Deniz Gezmiş, Sinan cemil ve Cihan Alptekin'in de yer aldığı THKO'nun tartışmasız lideri haline geldi. Daha sonra, yaygınlaşan silahlı eylemlere önderlik etmekle kalmadı, bütün eylemlerin bizzat içerisinde oldu. 29 Aralık 1970'de, Dev-Genç üyelerinden ılker Mansuroğlu'nun öldürülmesi üzerine, THKO'nun örgüt olarak kendini ortaya koyduğu Kavaklıdere Polis Karakolu'nun kurşunlanması, 1 Ocak 1971'de Türkiye Is Bankası Emek şubesi soygunu, Amerikan askeri tesislerinin basılarak bir Amerikalının kaçırılması ve daha sonra dört Amerikalının kaçırılması eylemlerinde gösterdiği gözüpek tavrı ve kararlılığıyla THKO'nun varlığında büyük etken oldu.

24 Mart 1971'de Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde yakalanarak, Deniz Gezmiş ve Yusuf Arslan'la Ankara 1. Nolu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi tarafından 9 Kasım 1971'de idama mahkum oldu. ıdamların önlenmesi için gerek Meclis'te, gerek kamuoyunda ve gerekse örgüt arkadaşları tarafından çeşitli girişimlerde bulunulmasına rağmen Yusuf Arslan ve Deniz Gez mis’le birlikte 6 Mayıs 1972'de idam edildi.
INAN YAKALANIYOREl- Fetih kamplarında yaptıkları yirmi günlük bir eğitimden sonra Hüseyin ve 15 arkadaşı, 1 şubat 1970 Pazar günü, Suriye sınırından gizlice Türkiye'ye girer. Grubun bir kimsi Diyarbakır’a gelir. Hüseyin ınan, Alpaslan Özdoğan ve Mustafa Yalçiner, yanlarinda getirdikleri silahlari Diyarbakir surlarinda bir yere gömer. Daha sonra Diyarbakır Tip Fakültesi önünde bulumsak için anlaşılır. Fakat, Tip Fakültesi önüne geldiklerinde fakültenin polis tarafindan basilmis oldugunu gören Hüseyin, Alp ve Yalçiner, Adana'ya gitmek için Diyarbakir disindan bir benzin istasyonunda otobüse biner. Hüseyin ile Alp, yan yana koltuklara, Yalçiner tek basina oturur. Otobüs, Gaziantep yakinlarinda bir yerde jandarmalar tarafindan durdurularak aranir. Hüseyin ile Alp, yan yana koltuklarda oturdugu için gözaltina alinir. Yalçiner, sans eseri kurtulur ve Adana'ya gelir. Yalçiner, daha sonra Ankara'ya gider. Müfit Özdes, Teoman Ermete ve Atilla Keskin ise Malatya'da tren garinda yakalanir. Sonuçta, yakalananlardan Hüseyin Inan, Atilla Keskin, Teoman Ermete, Müfit Özdes, Ercan Enç, Alpaslan Özüdoğru, Hamit Yakup, Ahmet Tuncer Sümer, Kadir Manga, Ali Tenk, Bahtiyar Emanet tutuklanir ve Diyarbakir Tutukevi'ne konur. Filistin'den dönenlerden Mustafa Yalçiner, Ahmet Erdogan ve diger 3 kisi, yakalanamaz. Fakat, yakalananlarin Emniyet'te verdigi ifade nedeniyle Mustafa Yalçiner ile Ahmet Erdogan, giyabi tevkif karari ile aranmaya baslanir. El-Fetih dönüsü Hüseyin Inan (solda, yanindaki Mehmet Nakipoglu) Diyarbakir'dan Adana'ya giderken bindigi otobüs Gaziantep yakinlarinda jandarmalar tarafindan durdurulur. Yan yana oturan Hüseyin Inan ile Alpaslan Özüdoğru yakalanır, ön koltuktaki Mustafa Yalçiner ise kaçmayı başarır.  Sinan Cemgil, Hüseyin Inan ve diger gençler devrimci mücadelelerini daglarda sürdürme karari alır, gerekli malzeme 1970 kasım ayında ODTÜ'den yola çıkar Malatya eylem üssü oluyor HOCA yetenekleri dolayisiyla Sinan, her zaman aranan birisi olmuştur. Dönüşüm dergisinin yazı kurulunda görev almış, ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü Başkanlığı yapmış, 8-9 Mart 1969 günleri Ankara'da yapılan TIP Genel Yönetim Kurulu Toplantısı’nda TIP Bilim ve Araştırma Kurulu'nun gençlik islerinden sorumlu bürosuna yönetici olarak seçilmiştir. Sinan, politik birikimi ve hitabet yeteneği açısından herkesçe kabul edilen bir isimdir. Okumaya düksündür. Nurhak'ta dağda iken bile Mao' nün üç ciltlik, ''Seçme Eserler'' ini sırt çantasında taşır ve mola verdikleri yerlerde okur. TIP Genel Başkanı Mehmet Ali Aylar' a, üyeler ve arkadaşları, genellikle, ''Hoca'' diye hitap ederler. TIP üyesi Sinan da arkadaşlarına çoğunlukla ''Hoca'' diye hitap eder. ''Hoca'' lafı ODTÜ örgencileri arasında yayılır. Özellikleri nedeniyle, Sinan'a ''Hoca'' lakabı takılır. Hatta, Türkiye Öğretmen Sendikası (TÖS), 1968 yılı içinde:1-    Mesleki alanda olsun, halk içinde olsun örgütlenme,2-    Kapitalist düzen uygulamalarına direniş, 3-    Emperyalizme ve sömürüye karsı çıkma, 4-    Tam bağımsızlık fikrinin yayılması, 5-    Halka dönük ve halk yararına isleyen devrimci eğitim,  6-    Ve Anayasanın tam uygulanması; konularında halka, öğretmenlere, aydınlara ve örgencilere önderlik eden ve uğradıkları baskılara, hatta fiili tecavüzlere aldırmadan etkinliklerini sürdürdükleri anlaşılan bir öğretmen ile bir örgencinin kahraman olarak seçilmesine, bunların birer plaket ile 1000'er lira değerinde kültür yapıtı armağan edilerek mükâfatlandırılmasına karar verir. Armağana aday olarak Sinan Cemil, Harun Karadeniz, Yusuf Küpeli, Fevzi Altuğ, Murat Cahit Kogacioglu, Zeki Saruhan, Timur Erkman, Halit Koçer ve Ibrahim Kaypakkaya gösterilir. Bu maksatla Doç. Dr. Osman Nuri Koçtürk, Nejat Erder, Hürrem Arman, Mehmet Durukan, Demir Ünsal, Cahit Senkol, Safa Güner' den olusan jüri, 16 ögretmen ve 10 öğrenci aday arasından yaptığı değerlendirme sonunda eski ITÜ-ÖB Baskani Harun Karadeniz'i, öğretmenlerden eski Malatya TÖS şubesi başkanı H. Nedim şahhüseyinoglu' nu armağana layık görür. Armağanlar, 29 Haziran 1969 Pazar günü Aksaray'da bulunan TÖS binasında yapılan bir törenle kahraman seçilenlere verilir. Sinan, bu sıra, Ankara Hukuk Fakültesi örgencilerinden şirin Yazıcı oğlu ile Eskişehir’de evlenir. Sinan ile şirin’in nikâh şahitliğini SBF örgencisi Nihat Akseyken (Raşit Yörükoglu) ile Emine Engin yapar. Sinan ile şirin, evlendikten sonra Sıhhiye’de bir evde yasamaya baslar. Ev, bodrum katında olduğu için yağmur yağdığı bir dönemde evi sel basar. Bu nedenle, ODTÜ'de asistan olan Aydın Karagöz oğlu' nün evinde bir süre kalır. Daha sonra, Aydın Karagözoğlu'nun evinden ayrılan Sinan’ı, mimar Gürol Gürkan otomobiliyle Aydın’a götürür.GIZLI KOMÜNIST PARTISI 11 Nisan 1969 günü verilen gıyabi tutuklama kararı ile polis tarafından aranmaya başlanan Sinan, Hüseyin ınan' in, bir grup arkadaşıyla Filistin'e gitmesinden birkaç gün sonra 13 Ekim 1969 Pazartesi gecesi Ankara'dan giden bir emniyet ekibi tarafından 14 Ekim şali günü, eski CHP milletvekili olan ve Aydın’da avukatlık yapan, dayısı Nedim Mügen' in yanında yakalanır. Hakkındaki gıyabi tutuklama kararı Aydın Savcılığı’nca vicahiye çevrilen Sinan, Ankara'ya getirilir. Sinan, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde basın mensuplarına su açıklamayı yapar: ''Polise mukavemet ve patlayıcı madde bulundurmaktan suçlanıyorum. Bana zabıtaca bir baskı yapılmadı. Aydın’da iken beni buldular ve Aydın’dan Afyon'a kadar bir vasıta ile geldim. Afyon'dan sonra da emniyete ait olduğunu tahmin ettiğim siyah bir Volkswagen otomobil ile Ankara'ya getirildim. Emniyet yetkililerinin benden ifade almaya kalkışmaları üzerine, 'Sizlere sadece adimi soyadımı söylerim. ıfade ancak savcılıkta alınır' dedim ve ifade vermeyi reddettim.'' Ankara Emniyet Müdürlüğü I. şube Müdürü Altan Ünal da Sinan’ın yakalanması hakkında şunları söyler: ''Sinan Cemil üniversiteden ayrıldıktan sonra Aydın’da bulunan dayısının yanına gitmiş. Biz de kendisini Aydın’da, buradan gönderdiğimiz bir ekip vasıtası ile yakaladık.'' gıyabi tutuklama kararı ile aranan Ahmet Sina da 11 Kasım 1969 günü yapılan duruşmaya giderek teslim olur. Sinan ayni dönem, ''Gizli Komünist Partisi'' kurdukları gerekçesiyle Ankara ıkinci Ağır Ceza Mahkemesi'nde Deniz Gezmiş, Yusuf Küpeli, Münir Ramazan Aktolga, Aydın Karagöz oğlu, Sema Karagözoglu, Bingöl Erdumlu ve Mustafa Kemal Çemkiren' la birlikte yargılanır. Kısa bir süre tutuklu kalan Sinan, 24 Aralık 1969 Çarşamba günü, beş bin lira kefaletle serbest bırakılır. Hamile olan şirin, bu sıra doğum yaparak bir erkek çocuk dünyaya getirir. Çocuğa ''Taylan'' adi verilir. 1969 yılında ODTÜ'de okuyanlardan sadece Sinan değil, örgenci hareketlerinin içinde aktif olarak yer alanlardan birçok kimse de evlenmiştir. 1 Temmuz 1969'da Mehmet Akın Ata uz ile Sevil Güvezce, 1969 Ağustos ayında da Çağatay Anadil ile Aysen Basen evlenir. Çağatay Anadil ile Aysen Basen’in nikâh şahitleri Sinan Cemil ile Atilla Keskin' dır dır. Sinan’ın oğlu Taylan doğduktan kısa bir süre sonra Akın ile Sevil Ata uz’un 15 şubat 1970'te bir kız çocukları dünyaya gelir. Akın Ata uz, bir çocuklarının olduğunu haber vermek için Aydınlıkevler'de iki katli bir evin alt katinda oturan arkadasi Sinan'a gider. Sinan, Taylan'in altini degistirmektedir. ''Sevil dogum yapti.'' ''Ne oldu?'' ''Kizimiz oldu.'' Bu sirada Taylan, aglamaya baslar. Sinan, bunun üzerine, ''Bak gördün mü, kizin adini duyunca nasil bagiriyor'' der. Akin Atauz ile Sinan saka olarak Taylan ile Ayse Devrim' e ''besik kertmesi'' yaparlar. Sinan, çok daha sonra, 1971 yilinda bir gün, Akin Atauz'a gider. Atauzlarin evinde Sevil Hanim'in Amerikan Kiz Koleji'nden arkadasi olan SBF mezunu bir misafiri vardir. Sevil Hanim, Akin Atauz ve misafirleri, ''Türkiye'de emperyalizm var mi, yok mu?'' tartismasi yapmaktadirlar. Gece geç bir vakit evin kapisi çalindiginda Akin Bey kapiyi açar ve Sinan'i karsisinda görünce çok sevinir. Içeri davet eder ama Sinan içeri girmez: ''Yok, gelemeyecegim. Arkadaşlar, didarda otomobilde bekliyorlar. Yarin şirin evde olmayacak. Benim de bir isim var. Taylan’ı bırakacak bir yer yok. Getirip size bıraksam olur mu?'' ''Ne demek, tabii getir. Biz evdeyiz, bakarız.'' ''Tamam. Yarin getiririm. Teşekkür ederim'' diyen Sinan, tam gidecekken geri döner ve ''Ayşe Devrim nasıl, büyüdü mü? Görmem mümkün mü?'' der. ''Simdi uyuyor.'' ''Olsun bir bakayım Ayşe Devrim'e.'' Sinan, Ayşe Devrim'in uyuduğu odaya götürülür, Ayşe Devrim'e bakar, ''Ne kadar büyümüş'' der ve basını okşar. Daha sonra evden ayrılan Sinan’ı, Sevil ve Akın Ata uz’un bu son görüşleridir. Hasan Ataol' un dediği gibi: ''THKO, bir parti gibi görevleri yazılı olarak belirlenmiş insanların oluşturduğu bir örgütlenme değildi. Hani, toplumda yasalaştırılmamış, teamülün uygulanan bazı kurallar vardır. THKO iste böyle bir şeydi. Ayni duyguları paylasan, ayni amacı güden, birbirlerine alabildiğine güvenen, birbirlerini seven, sayan insanların oluşturduğu dar bir arkadaş grubuydu.'' Bu dar arkadaş grubunun içinde DÖB'den gelenlerin dışında THKO olarak adlandırılan hareketi oluşturanların hepsi ''Türk Solu'' ve ''Aydınlık'' gibi çevrelerin savunduğu MDD tezine olumlu bakmamış, o çevrelerden uzak durmuşlardır. TIP kökenli olan bu gençler, partiyi sonuna kadar desteklemiş, fakat parti içinde tartışmalar çıkıp hizipleşmeler başlayınca, hiçbir hizibim yanında olmayıp kendi baslarının çaresine bakmışlardır. Mihri Belli bunu söyle dile getirmiştir: ''Hüseyin ınan’ı az tanıyordum. Bir-iki kez bizim eve gelmiş, konuşulanları dinlemekle yetinmiş, hemen hiç ağzını açmamıştı. Ötekileri daha da az tanıyordum. Sinan, Adnan Cemil’in olguydu. Onu bebekliğinde bir kez görmüştüm. Aydinlik'ta bir-iki kez karsilasmistik. Pek yakinlik göstermemisti.'' (1) Sinan, 1970 yili sonunda, Yusuf, Mahir ve Münir tarafindan olusturulan harekete katilma konusunda yapilan öneriyi de geri çevirmistir. Yusuf Küpeli, bu konuda sunlari söylemistir: ''1970 Agustos ayinda ben tahliye olduktan sonra Mahir, ben ve Münir, Sinan Cemgil'i evinde ziyaret ettik. Münir ve Sinan, ayni okuldan iyi arkadas idiler. Benim de Sinan'la bir arkadasligim vardi. Sinan'in Mahir ile arkadasliklari yoktu. Sinan'in evine, birlikte örgütlenme teklifi yapmak için gittik. O, bizi kibarca reddetti. Böyle bir serüvene girmek istemiyordu, düsünceleri farkli idi. O günkü konusmalarina göre, Deniz ve Hüseyin Inan grubu birlikte olmasi da bence olanaksizdi, ama herhalde arkadaslik bağlari nedeniyle fazla direnemedi.
 
 
mod_vvisit_counterBugün200
mod_vvisit_counterDün1408
mod_vvisit_counterBu hafta200
mod_vvisit_counterBu ay40289
mod_vvisit_counterTüm1611156